‘Ekibi görünce senaryoya bakmadım’

Star TV’de ekrana gelen ‘Gecenin Kraliçesi’nde Hakan’ı canlandıran Selim Bayraktar, “Hangi oyuncuya sorarsanız sorun, önce ekibe bakar. Karakter de biraz güçlüyse basar giderseniz. Ben de ekibi görünce senaryoya bakmadım” dedi

19.01.2016 Salı Güncelleme : 19.01.2016-2:30 Salı
SERCAN KISMET - sercan.kismet@milliyet.com.tr

- Canlandırdığınız Hakan, karakteri nasıl birisi?

Güçlü Karadenizli bir ailenin damadı. Eşim aile reisi Aziz Alkan’ın (Uğur Polat) kız kardeşi... Eşimin ve ailesinin gücü altında biraz ezilmiş, kız çocuğu sahibi bir babayı canlandırıyorum. Güç odakları arasında ayakta durmaya çalışıyorum. Eşimin yeğeni olan Mert’i (Burak Deniz) aile içinde ön plana çıkarmaya çalışıyoruz. Mert ve Kartal (Murat Yıldırım) arasında holding kime kalacak çekişmesi var. Biz de Mert karakterinin yanındayız. Benimki pasif ama agresif bir rol diyebiliriz.

- Senaryoda sizi ne etkiledi?

Hangi oyuncuya sorarsanız sorun, önce ekibe bakar. Sonra ise karakteriniz biraz da güçlüyse basar, giderseniz. Ekibi görünce, senaryoya bakmadım bile...

- Senaryoyu kabul ettikten sonra karaktere nasıl hazırlandınız?

Bu kadar gerçekçi olanlar işlerde, oyuncu her zaman hayatına bakar. Arkadaşlarınızla konuşurken bile karakterinize kahkaha ararsınız. Ona özgü bir gülme bulmaya çalışırsınız.
Ya da karakterin, kişiliğini gösterecek bir hareket düşünürsünüz. Oyuncunun hazırlanma şekli böyle olur.

- Beklentisi yüksek bir dizi, o yüzden sette bir tedirginlik havası yaşıyor musunuz?

Yönetmen ve set ekibi uzun zamandır ‘Muhteşem Yüzyıl’da çalıştığımız arkadaşlar. Çok güzel bir ekibimiz var. Sete birkaç gün ara verdiğimizde, birbirimizi özlüyoruz. Buradaki enerji seyirciye yansıyacaktır.  

- ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinden sonra yine Meryem Uzerli’yle oynamak nasıl? Sette nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Heyecan verici... Meryem’le bir araya geldiğimiz zaman güzel vakit geçiriyoruz. Setin tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Şu anda Meryem’le çok sahnem yok. Daha çok Uğur Polat, Seda Akman, Murat Yıldırım ve Burak Deniz’le sahnelerim var. Meryem’le  sonraki bölümlerde sahnelerimiz olacak.

- Oynadığınız diziler çok izlenen yapımlar oluyor. Bir kriteriniz var mı?

Gerçekçi olmak... Seyirci sahtelikten hoşlanmıyor.
Geçen bir gün dizide, ‘Yap-ma-ya-cak-sın’ diye bir diyalog vardı. Böyle kelimeler, seyircinin kulağına batıyor. Gerçek hayatta neyse, sette de onu yapmamız gerekiyor. Doğallığı yakalamamız lazım. Oyunculuk tarzı artık değişti.

- Oyunculuk zorlaştı diyebilir miyiz?

Acıyı haberlerde seyrediyoruz. Ölüm haberini almış, bir anneyi canlı görüyoruz. Oyuncu gerçekçi oynamalı ki, seyirci ona inanmalı... Oyunculuk artık zorlaştı. Çünkü haberlerde gerçeği var. Dizide, çocuğunun öldüğü haberini alan bir annenin işi daha da zor. Çok gerçekci olması gerekiyor. Ne kadar gerçek olursak, o kadar iyi işler ortaya çıkarırız.

- Ekrandaki projelere iki yıl ara verdiniz. Yüzünüzü mü dinlendirmek istediniz?

Tiyatro yapıyordum. Ağır bir oyun sürecim vardı. Bitene kadar beklemek istedim. Seyirci sizi sürekli gördüğünde sıkılıyor. Tüketim çağındayız. Bir ay önce aldığınız cep telefonunu, yenisi çıktığında değiştirmek istiyorsunuz. Artık oyuncu, diziler ve sinema için bir ürün diyebiliriz.

Seyirci o ürünü izlerken, biraz değişmesini istiyor. İki yıl dinlenirken aslında, ne yaptığın da önemli... Ben kendime başka beceriler kazandırdım. Geçen sene illüzyon bu yıl da akrobasi becerisi... Bizde, beceri durduğu anda iş bitmiş demektir. Yüz dinlendirmek demek, aslında oyuncunun kendini yenilemesi demektir.

- Son dönemde sinema filmlerinde yer aldınız. Yeni sinema projeniz var mı?

Sinema yapmak gerekiyor. Türk sinemasının bir yerde olması için yapımcıların ciddi destek olmaları gerekmekte. Tüm oyuncular, ellerimizi kaldırdık sinema filmi yapılsın diyoruz.  

 ‘Sümbül üzerime yapıştı’ 

- Fenomen olan ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinde Sümbül Ağa rolü üstünüze yapıştı mı?

Yapıştı diyebilirim... Geçenlerde yolculuk yaparken, bir arkadaş ‘Sümbül Bey biraz çekilebilir misiniz?’ diye seslendi. Özellikle Arap turistler Sümbül diye sesleniyor. Tunus’da bir dizide konuk oyuncu olarak yer aldım. Oyuncular, ismime bakmamışlar bile. Set boyunca Sümbül, diye seslendiler.

- Neredeyse tüm dünyada izlenen bir dizi olan ‘Muhteşem Yüzyıl’da yer almanın duygusu nasıl?

İnsan iki şeyden ibaret... Birisi değerli olmak, diğeri şehvet... İnsan değerlilikle karşılaştığı anda, kendisini çok iyi hisseder. Bu Avrupa ve Hollywood oyuncuları için de geçerli. Onlar da Ortadoğu’da filmleri seyredildiği zaman mutlu hissediyorlar. Türkiye’de dış ticareti artırıp, ülke olarak sempati duyulduğu bir işte yer almak oyuncuyu mutlu ediyor.

- Eskiden oyunculara yurt dışı hayalleri sorulurdu. Türkiye’deki diziler yurt dışına açıldığı için bu gerçekleşti diyebilir miyiz?  

Öyle bir hayalim hiç olmadı. Hatta onlar buraya gelip bizim çalışma ortamımızı deneyimlesinler isterim. ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini çekerken, John Travolta’ın ilk ‘Grease’ filminin yönetmeni Randal Kleiser sete gelip, çektiğimiz süreye inanmadı. Beş günde iki saat çektiğimize şaşırdı.  

‘Normal olmaktan çıkıyorsunuz’

-Şöhret hayatınızı nasıl etkiliyor?

Normal olmaktan çıkıyorsunuz. Karşılaştığınız herkes, sizden itibar kazanmaya çalışıyor. Şöhretin farkında olan insanlar ağır ve zor bir yola girdiklerini bilirler. Şöhretin peşine düşen insan da neyi aradığını bilemez. Şöhrete bilerek girmek, artı bir avantajdır diyebilirim. 

-Evlilik oyunculuğunuzu etkiliyor mu?

11 yıldır evliyim. Evliliğim çok güzel gidiyor. Sabırlı bir eşim var. Bu yüzden de şanslı hissediyorum.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ