“Her zaman gitarcıyım, şarkıcılık sonra geliyor”

İlk solo albümü “Theory of Change”i yayınlayan Emre Kula: “Bülbül gibi şakımıyorum, yeteneğim kadar söylüyorum. Ben gitarcıyım her zaman, şarkıcılık ondan sonra geliyor”

06.05.2017 Cumartesi Güncelleme : 06.05.2017-2:30 Cumartesi
Özge Tabak / ozge.tabak@milliyet.com.tr

Pek çok albümde onun gitarını dinledik; Can Bonomo, Ceza çalıştığı isimlerden birkaçı... 2015’te grubu Kes ile “Kamlama” albümünü çıkardı ve şimdi ilk solo albümü “Theory of Change”le karşımızda Emre Kula. 12 Mayıs’tan itibaren dijital ortamlardan satın alınabilecek albümde dokuz şarkı var. Yazdığı şarkıların kişisel olduğunu söylüyor. İngilizce çıkardığı albüm ile yurt dışı hedeflerinin de olduğunu anlatan Kula albümünü, eşi Sertab Erener’le kurdukları plak şirketi Kala Müzik’ten yayınladı. Bu şirketle yeni, alternatif işleri desteklemeyi amaçladıklarını anlatan Kula ile The St. Regis İstanbul’da buluşup albümünü ve müziği konuştuk.

Hep bir ekibin parçasıyken solo albüm çıkarıyorsunuz şimdi.

Çok bekletilmiş bir projeydi. Bu şarkıları 2005’ten beri çalıyorum. Türkiye’de İngilizce müzik yapmak şu an daha olabilir bir şeye dönüştü. Bilemiyorum, belki o zamanlar kendime çok güvenmiyordum ya da iyi şarkı söylediğimi düşünmüyordum. Bir de üst jenerasyonda bunu denemiş kişilerde

“İngilizce müzik yapıyorsun da bir Amerikalıdan, İngilizden daha mı iyi yapacaksın?” gibi bir fobi vardı. Bu da etkiliyor seni iyi bir materyalin olsa bile.

Ne oldu da vakti geldi dediniz?

2013’te ekip kurup yeniden şarkıları çalmaya başladık. Konserlerde beğeniyordu insanlar ama takip edecekleri alan yoktu. Tepkilerden cesaretlenip kaydettik 2014’te. 2017’deyiz şimdi, inanılmaz hızlıyım gördüğünüz gibi...

Neden İngilizce olmasını istediniz?

Sekiz-dokuz yaşında bile abimin gitarını alıp saçma sapan İngilizce şarkılar yapmaya çalışırdım. Dinlediğim müzik hep İngilizce rock oldu. Rock müziğin dili İngilizcedir, diğerleri folklorik şeylerdir ve o dilin coğrafyası için geçerlidir. Gerçek tavrına ulaşması için İngilizce yapılması gerekiyor. “İngilizce rock yapmayı öyle bir biliyorum ki” diye ya da mükemmel bir İngilizcem olduğu için yapmıyorum. Bana bu doğru geliyor sadece.

“Benim söylediğime inanmadılar”

İsim yapmış bir gitaristken cesur bir hareket değil mi bu?

Çoğu insan şarkıları benim söylediğime inanmadı, ben söyledim deyince şaşıran da oldu. Ki bülbül gibi şakımıyorum, yeteneğim kadar söyleyebiliyorum. Ben gitarcıyım her zaman, şarkıcılık ondan sonra geliyor. Şarkı söylüyorum ama yaptığım müzik aslında gitar müziği.

16 Mayıs’ta Zorlu PSM’deki lansmanla başlayacak konserleriniz...

Birkaç kişiyi stüdyoya çağırıp çalalım diyorum lansmandan önce ki heyecandan sahnede ölmeyeyim. Çok heyecanlıyım, özledim o şekilde müzik yapmayı. Provalarda şarkıların hepsini söyledim, kan ter içinde kaldım. Bu tarz bir konseri yaptıktan sonra üzerinizden tır geçmiş gibi oluyor. Bas gitarda Cem Konuk, davulda Tunç Çakır, tuşlu çalgılarda Çağrı Sertel olacak. Albüm haricinde şarkılar da olacak çünkü daha bir sürü şarkı var. Bu işten sonra hemen yeni bir albüm daha yapacağım zaten.

“Sertab’la birlikte İngilizce şarkılar kaydedeceğiz”

Herkese hitap etmez çekincesi yaşamadınız mı?

Herkes dinlesin, albüm patlasın gibi bir derdim yok. O dert çok sıkıcı. Bir de şu an Türkiye’de hiçbir Türk pop ya da rock star bir stadı dolduramaz ama Bon Jovi, Metallica geldiğinde doldurur. İngilizce müziğin algısı korkulduğu kadar negatif değil. İyi bir iş sunarsan gelirler.

Sertab hanımla birlikte başka projeleriniz olacak mı?

10-12 tane İngilizce şarkı yaptık. Eser Ünsalan’ın bas, Alpar Lü’nün davul, Ozan Yılmaz’ın da keyboard çaldığı bir grup kurduk beraber. Haziranda Joel Hamilton’la beş şarkı kaydedeceğiz. Sertab söyleyecek, benim söylediklerim de var.

Kes’le devam edecek misiniz?

25 Mayıs’ta Hamburg’da bir festivalde konser vereceğiz. Şu an herkesin yoğunluğu dolayısıyla biraz nadasa çekildik ama yazın sonuna doğru buluşup ikinci albüme başlayacağız. 2018 başında çıksa harika olur.

 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ