400 çocuk ilk kez pizza yedi

Dreamstalk platformunun ulaştığı, hayatında hiç pizza yemediğini söyleyen 10 yaşındaki Kadriye’nin hayali Dreamstalk ve Eataly işbirliğiyle gerçekleşti. İtalyan şefler Şanlıurfa’da fırın kurup 400 çocuğa pizza yaptı

23.04.2016 Cumartesi Güncelleme : 23.04.2016-2:30 Cumartesi
GİZEM COŞKUNARDA - gizem.coskunarda@milliyet.com.tr

Adı Kadriye Cide. 10 yaşında. Cide Ailesi’nin 16 çocuğunun en küçüğü. Şanlıurfa’nın Dağ Eteği köyünde yaşıyor. İlkokul 4’üncü sınıfa giden Kadriye’nin hikayesi aslında doğuda yaşayan diğer kız çocuklarıyla aynı, onu gelecekte bekleyenler de. Bütün ablaları 15 yaşında evlendirilmiş, ilkokulu dahi bitirememişler. 

Ancak Kadriye’nin hikayesi Dreamstalk platformunda gönüllü olarak çalışan üniversiteli öğrencilerle kesişince değişiyor. Koç Üniversitesi’nde algı yönetimi üzerine dersler veren Semih Yalman, kurduğu Dreamstalk platformuyla çocukların ve gençlerin hayallerini gerçekleştirebilmek için çalışıyor. Birçok üniversitede ekipleri bulunan platformun bir üyesi de Şanlıurfa Harran Üniversitesi... Harran Üniversitesi’nin öğrencileri, şehirlerini baştan sona geziyor ve her çocuğa hayallerini soruyor. Aralarında “Hayalim doktor olmak” diyen de var, “Türkücü olmak istiyorum” diyen de. Yaklaşık 10 dakika süren videoda son olarak Kadriye’nin hayali yer alıyor. “Ben hayatımda hiç pizza yemedim. Benim hayalim pizza yemek” diyor. Ağlamak serbest! 

Tam da bu esnada Eataly İstanbul giriyor devreye. Kadriye’yle birlikte hayatında hiç pizza yememiş 400 çocuğa pizza yapmak için hazırlıklara başlıyorlar... 23 Nisan öncesi hem Kadriye hem de civar köylerdeki tüm çocuklar için düzenlenecek olan bu etkinlik, Dreamstalk’un gönüllü üniversite öğrencileri (nasıl çalıştıkları görülmeye değer) ve Eataly işbirliğiyle adeta bir festivale dönüşüyor. Çocuklarla buluşmak ve hayallerini konuşmak için ben de Eataly ekibiyle tutuyorum Şanlıurfa’nın yolunu. Bana sorarsanız Urfa’ya yaz çoktan gelmiş, hava 34 derece.

Festivalin düzenlendiği okul bahçesine vardığımızda müzik çoktan başlamış, çocuklar heyecanla pizza yapan İtalyan şefleri seyrediyordu. Okulun bahçesine kurulan fırında, şefler çocuklar için tam 400 tane pizza hazırladı. Müzik hiç susmadı, biz hiç oturmadık. Tüm gün birbirinden güzel çocuklarla dans ettik, oyunlar oynadık.

Dağ Eteği köyünde artık en popüler yemek pizza
 Kızların hepsi birer Kadriye. Aralarında daha önce pizza yiyen hiç yok. Erkekler ise halay çekmekte usta, tutuyorlar ellerimden Arapça şarkılar eşliğinde halay çekiyoruz. El ele tutuşup deli gibi zıplamak halaydan sayılırsa eğer.  Kısa bir mola istiyorum, 5 dakika da olsa oturabilmek için. Etrafım yeniden çocuklarla çevriliyor, “Öğretmenim siz turist misiniz?”, “Telefon numaranızı verir misiniz?” gibi sorulara yanıt vermeye çalışıyorum. Tüm gün yanımdan bir saniye ayrılmayan Aliye, başlıyor saçlarımı örmeye kınalı elleriyle. Sonra Aliye’nin arkasında bir kuyruk oluşuyor: “Ben de öreceğim ben de...” 
Herkes pizzanın tadını çok beğenmiş. “Annenizin yemekleri mi, pizza mı?” diye soruyorum. Pizza kazanıyor. “Pizza mı, pide mi?” diyorum. Yine pizza galip geliyor. “Urfa kebap mı, pizza mı?” dediğimde kahkahalar havada uçuşuyor, yine de son tercih pizza oluyor. 

Hepsine tek tek isimlerini soruyorum. Şemsi’nin hayali polis olmak. Meryem öğretmen olmak istiyor. Helin ise “Ben hiçbir şey olmayacağım” diyor. “Neden?” diye soruyorum, omuzlarını silkmekle yetiniyor. Sırayla herkes hayalini söylüyor, hakimler, avukatlar, doktorlar... 20 yıl sonrayla sohbet ediyorum adeta.  Helin aklıma takılıyor ve tekrar soruyorum: “Neden hiçbir şey olmuyormuşsun bakalım sen?” “Babam 7’ye göndermeyecek, nasıl bir şey olacağım!” diyor, yeşil gözlerini gözümün içine dikerek. Bir an “Israr et babana, okumak istiyorum de” diyecek gibi olsam da çıkmıyor sesim. Helin’i duyan tüm kızlar dökülüyorlar sırayla, “Beni de seneye göndermeyecekler”, “Annem okumamı istiyor ama babam kızıyor” diye... Aradan mutlu bir ses geliyor: “Babam beni liseye kadar okutacak, söz verdi.”

Konuyu değiştirmek istiyorum, öyle ya bu güzel günde suratlar asılmamalı. “Kimlerin kardeşi var?” diyorum ve tabii ki bütün eller havaya kalkıyor, herkes kardeşini yakasından çekiştiriyor. Bir tur daha dans etmeye kalkıyoruz. Beni bir kaç ay idare edecek serotonin salgıladığımı fark ediyorum ve dünyada değişmeyen tek şeyin çocuk kokusu olduğunu. Müzik sona eriyor, danslar bitiyor, okul servisleri geliyor. Artık vedalaşma vakti. Bir kalem çıkıyor ortaya “Abla elimize imza atsana...” Tek tek öpüyorum avuç içlerini. Israrlar bitmeyince de gülen surat çiziyorum ellerine ve bir de not yazıyorum: “Hayal etmekten vazgeçme.” Karşılıksız kalmıyor bu girişim, ellerime kollarıma “Seni seviyoruz” yazıyorlar. Güçlükle servislerine bindiriyoruz. Öpücükler, sallanan eller, gülen yüzler. İşte güzel bir veda... 

“16 çocuk doğurdum, 24 tane torunum var”
Okul boşalınca tüm gün ilgi ve sıcaktan bunalan Kadriye’nin evine konuk oluyoruz, ailesiyle tanışmak için. Kadriye bir abisi, bir ablası, annesi ve babasıyla aynı odada yaşıyor. Gece yere serilen döşekler gündüz toplanıyor ve mekan oturma odasına dönüşüyor. Kadriye’nin annesi geleceğimizi duyar duymaz kaçak çayı demlemiş. Hep birlikte kapı önünde yere oturuyoruz. Kadriye’nin annesi 16 yaşında evlenmiş ve 16 çocuk doğurmuş. 12’si hayatta. 24 torunu var. “Eşinle severek mi evlendin?” diyoruz. “Tanımıyordum” diyor. “Ya şimdi?” diye soruyoruz. “Çok seviyorum. Çok iyi adamdır. Bize çok iyi davranır” diyor. 
Kadriye yeni bisikletinin tadını çıkarmakla meşgulken, evdeki tek bekar kız olan 15 yaşındaki ablası Beşime çekiyor dikkatimi. Hiç konuşmuyor, bir kenarda duruyor. Ne zaman ki annesi “Ben erken evlendim ama Kadriye’yi vermem” diyor, işte o zaman sessizliğini bozuyor Beşime: “Ablalarımı neden 15 yaşında evlendirdin?” Annesi astım hastası olunca kendisine evde yardımcı olması için Beşime’yi okuldan alıyor. 5’inci sınıfa kadar gidiyor ama bitiremiyor. Anlatırken gözyaşlarını tutamıyor ve içeri kaçıyor. Sanırım en çok onun ağlaması acıtıyor içimi. Sarılıyorum, içini çeke çeke: “Benim hayalim pizza yemek değil polis olmaktı, evlenmek istemiyorum...” diyor.

“Bugünü hayatım boyunca unutmayacağım”

ClaudIo ChInalı 
(Executive Chef - Eataly) 

“Ne zaman Eataly’nin genel müdürü Cenk bey bana projeden bahsetti, ‘Tabii ki bu projenin içinde olmamız gerekiyor. Kesinlikle o çocuklara pizza götürmeliyiz’ dedim.  Operasyon başlamadan bir saat öncesine kadar bahçede elektriğimiz bile yoktu. İki saat içinde 400 pizza yaptık ama Dreamstalk ekibinin gönüllü öğrencileri canla başla çalıştı. Çok yorulduk ama çocuklar o kadar mutlu oldu ki kesinlikle değdi. Bugünü kimse unutmayacak, en azından ben hayatım boyunca unutmayacağım. 10 sene sonra çocukları görmek için tekrar gelmek istiyorum. 10 yıl sonra ne yaptıklarını görmek istiyorum. Böyle işlerin verdiği mutluluğu başka bir şeyde bulmak imkansız bence. Pizza benim hayatımın çok önemli bir parçası. Düşünsenize sizin içli köftenizi başka bir memleketten çocuklar tatmak istiyor. Bu gerçekten çok mutluluk verici. Ne zaman çocuklar işin içine giriyor, o zaman onların masumluğu bize kendimizi sorgulatıyor.”

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ