Anneler, Babalar ve Çocuklar

Hayat anne-babamız üzerinden bir dönüşümü mutlaka hatırlatır. Hayatın simyası onlarla ilişkimizde saklıdır.

15.09.2018 Cumartesi Güncelleme : 15.09.2018-1:30 Cumartesi

Öyle ya da böyle hepimiz anne, babamızın kopyalarıyız. Ailemiz, atalarımız ve doğal olarak annemizin ve babamızın yeteneklerini, ruhsal yüklerini ve gölgelerini de taşıyoruz. Kimi zaman bu derin geçmişte saklı kalmış bir hikayenin, bir olayın izi, kimi zaman da anne ve babamızın yerine gelmemiş istek ve arzuları, hatta ihtirasları olarak ortaya çıkabiliyor. Astrolojik görüşmelerimde, anne-baba durumunu her zaman anlamaya dikkat eder, bu konularda bazı yorumlarda bulunmaya çalışırım. Çünkü anne ve baba  hayatımızın çekirdeğini, özünü ve sürekli olarak tekrar eden kalıplarını oluşturur. Çoğu zaman hayatımız neredeyse bir iki satıra sığabilecek şekilde özetlenebilir ve bu özette mutlaka anne ve babanın, kuşkusuz dedelerin, anneannelerin saklı izleri bulunur. Tıpkı fizikte fraktaller gibi, biz de hayatımızda atalarımızdan, anne-babamızdan aldığımız kalıpları, yaratıcılık ve ruhsal gerginlikleri günümüze getiriyor ve bilinçli ya da çoğu zaman bilinçsiz şekilde çocuklarımıza aktarıyoruz.

Günümüzde bu aile üzerine yapılan çalışmalarla da anlaşılmaya çalışılıyor. Anne cephesindeki bilgi, astrolojide Ay ile simgelenir. Ay kozmik hafızadır. Ezoterik bilgilerde Ay alıcı, reseptör olarak görülür. Ay gerek biyolojik gerekse duygusal ihtiyaçlarla ilişkilidir. Astrolojik haritamızda Ay rahat edemediği bir burçta (Akrep, Oğlak) ya da duygusal bağlantı kuramadığı bir burçta, örneğin İkizler ya da Koç’ta, özellikle de rahat ulaşılamayan bir evde (6., 8. Ya da 12. Ev) ise, annemiz üzerinden, duygusal yönde bizi rahatsız eden bir hafıza taşıyor olabiliriz. Belki annemiz biz doğduğumuzda mutsuzdu, kendini depresif hissediyordu belki O da, kendi anne-babasından getirdiği travmaları yaşıyordu. Kuşkusuz bu durumlar ille de psikiyatrik bir vaka olmaktan uzaktır ancak çoğu zaman mutluluğumuza ipotek koyan, hayat boyu bizi rahat bırakmayan duygusal durumlar olarak yaşabilir. Kişi bu süreçleri 40-45 ya da 50 yaş sonrasında daha fazla kabullenme aşamasına getirerek, duygusal bir bilgelik haline getirebilir.

Babamız hayatımızda kendimize verdiğimiz değer, kendine güven ve hayatta bir şeyler olabilme duygusu, kuşkusuz kariyer hayatımızla ilgili önemli bir göstergedir. Astroloji’de baba olarak Güneş hayat vizyonumuz ve kendimizi gerçekleştirme gücümüz, yaratıcılığımız ve farkındalığımızla ilgili önemli bilgiler taşır. Eğer babamız avare, sorumsuz, dağınık ve kararsız bir görünümde ise, bizler yetişkin olduğumuzda benzer huzursuzluklar, yönsüzlükler ve özellikle kariyer alanında tatminsizlikler ya da ne yapacağımızı bilemediğimiz koşullar içinde olabiliriz. Çoğu zaman bunu kapatabilmek için yeni arayışlar içine girebiliriz. Eğer haritamızda Satürn güçlü durumda ise sorumluluk alarak kendi hayatımızı inşa edebiliriz. Güneş, Satürn ile birleşme, kare ya da karşıt açı içerisinde ise bu babamızla ilgili ruhsal dersler, testler anlamına gelebilir. Güneş özellikle Uranüs, Neptün ya da Pluton ile zorlayıcı açılarda ise, babamızla ve dolayısıyla kendimizi gerçekleştirmek ve yaratıcılığımızı ortaya koymak konusunda başkaldırı, başka yönler arama ve karşı gelerek kendimizi gerçekleştirme gerginliğimiz olabilir.

Anne ve babamızın bize taşıdığı özü ve geçmişi her zaman üzerimizde taşırız. Zor bir anne ya da baba kişi için hayatta güçlü bir motivasyon kaynağı da olabilir. Kimi güçlü karakterler, yaşadıkları zorluklardan büyük hayatlar inşa edebilirler. Onların izlerini taşımakla birlikte, aslında onların travmalarına tutsak olmak zorunda değiliz. Ancak bunu anlayabilmemiz için belirli bir farkındalık ve özgürlük duygusuna ihtiyaç duyarız. Kimi zaman bu farkındalığı ilk kıvılcımlarını genç yaşamızda bile farkedebiliriz, kimi zamanda yaklaşık 35 yaşından sonra çok daha belirgin biçimde görmeye başlayabiliriz. Hayattaki tatmin duygusu, mutluluğun temellerini oluşturan farkındalık hayatın bize sunduğu testleri, dersleri öğrenmekten geçer. Olayların bizim başımıza gelmesi ile değil, olaylar içinde kendi dümenimize sahip çıkarak ilerleyerek, deneyerek, öğrenerek kendimizi gerçekleştiririz. Bu ruhsal bir simyadır.