Bioenerji “Son Çare” Değildir!

05.07.2018 Perşembe

Yapılan seanslar sırasında ortaya çıkan tabloya göre, insanların enerji yolu ile şifa bulma seçeneğini ilk değil, en son çare olarak gördükleri. Bunun sebebinin; son bir alternatif olarak görülen bu enerji metodunun çok fazla tanınmıyor ve bilinmiyor olduğunu düşünüyorum.

Şifa çok yönlü bir şeydir. Dua etmekten tutun, günlük düşüncelerimize kadar her şekilde şifa bulabiliriz. Klinik çalışmalar, fizyoterapiler ve onlarca ilaçtan sonra bioenerji yöntemine gelene kadar sanki biraz gecikmiş oluyoruz.  Oysa tüm bu tedaviler ile eş zamanlı olarak bioenerji yöntemini devam ettirmek daha hızlı şifalanmayı sağlayacak ve iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Bu süreci eşim için de yaşadık ve bizzat deneyimledik.

2013 yılında ‘atom tedavisi’ olarak bilinen 'radyoaktif iyot' tedavisi gördü, tedavinin başlamasından 20 gün sonra destekleyici olması amacı ile İngiltere’den gelen bir enerji uzmanından şifa terapisi alındı. Aldığı bu enerji tedavisinin iyileşme sürecini hızlandırmasında çok büyük katkısını gördük. Hayatımızdaki bu dönüm noktası enerji yolu ile şifalanma konusu ile bizzat ilgilenmemde büyük bir rol oynadı.

Kemoterapi görmüş, radyasyona maruz kalmış, defalarca ameliyat olmuş birçok hastam da oldu. Bu hastaların hepsi artık son noktada olduklarının farkına vardıklarında benden yardım istediler. Hastalar ne yazık ki bedenlerindeki hücrelerin çoğu çalışmaz bir duruma gelmişken ya da aldıkları yoğun ilaç tedavilerinden etkilenmişken başvurdular. Enerji tedavisi tüm yollar denendikten sonra çalınacak son kapı olarak görülmesi doğru bir yaklaşım değil ne yazık ki.

Daha önceki yazılarımdan kısa bir alıntı ile açıklamam gerekirse;

"Bioenerji tüm hücreleri canlandıran bağışıklık sistemini güçlendiren, metabolizmayı ve hormonları hızlandıran içsel bir enerjidir. Sağlıklı bir vücutta negatif bir enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem varsa; (Bütün olumsuz duygu ve düşünceler) vücudun enerji sistemi bozularak o bölge negatif enerji üretmeye başlar. Daha doğrusu beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuş demektir. Bu nedenle bedenimizin tümünü ayakta tutan beynin düşünce ve yapılandırma bölümü ile aradaki bağı kopartmamak gerekir. Daha hastalık fiziksel bedende tezahür etmeden önce bedenin enerji alanında (aura’da) ortaya çıkar daha sonrada enerji merkezlerimiz (çakra’larda) tıkanmalara ve sistem bozukluğuna meydan verir."
diye yazmıştım. İnsan bedenindeki çalışma sistemini destekleyici olmamız gerekiyor.

Enerji alanında yapılan bu gecikme ve umarsızlık bioenerji ile yapılacak adımları az da olsa sınırlıyor ve süreci uzatıyor. Erken başlanan bioenerji çalışmaları, tüm bu ilaç ve tedavi adımlarını %50 oranında azaltabiliyor. Bazı durumlarda (kişiye göre değişkenlik göstermekle birlikte) bu oranı %100 e kadar çıkartabilmekte.

Şifa sizlerle olsun.

Hayata yeniden başlayın!


 
BİOENERJİ.biz
www.bioenerji.biz
 
facebook.com/bioenerji.biz
instagram.com/bioenerjibiz