Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Bakan Kurum’a talimat: Dikey değil, yatay mimari olsun

Dünya Şehircilik Günü toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘binaların yükseldiğini, yolların büyüdüğünü, alt yapının geliştiğini, fakat gönüllerin çoraklaştığını’ belirterek, “Murat buna göre dikkat et” dedi

09.11.2018 Cuma Güncelleme : 09.11.2018-1:30 Cuma
ANKARA Milliyet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u, “Murat buna dikkat et” diyerek dikey mimari konusunda uyardı, yatay mimarinin tercih edilmesini istedi.

“Dünya Şehircilik Günü” kapsamında AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Çevre, Şehir ve Kültür Başkanlığı eğitim ve istişare toplantısına katılan Erdoğan şu mesajları verdi:

- HARAMDIR: Ülkemizin geleceğinin inşasını üstlenen AK Parti kadroları her konuda bilgi ve birikim sahibi olmak zorundadır...  AK Partililer her konuda proje üretecek ki ülkemizde yatırımlar kesintisiz bir şekilde sürsün. Eğer AK Partiliyiz diyorsak bize durmak, duraksamak, gaflete düşmek, gönül kırmak, medeniyetimize ve kültürümüze mugayir (aykırı) herhangi bir davranış içinde olmak haramdır. 

- DİKEY DEĞİL YATAY MİMARİ: Yahya Kemal, bizim şehirlerimizi nasıl anlatıyor? Ecdad, bir yere yerleşeceği zaman önce mescidini yapar, onun yanına hamamını kondurur, yakınında da mezarlığını seçerdi. Solmadığı ve yekpare olduğu için tevhidin temsilcisi olarak gördüğü selvileri diker, sonra bunların etrafına evlerini inşa ederdi. Yani şehircilik anlayışı bu ve böylece toprak imana gelirdi’ diyor. Şimdi böyle bir anlayış var mı? Biz kendi arkadaşlarımıza söylüyoruz, Murat (Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a bakarak) buna göre dikkat et. Diyoruz ki, ‘dikey mimari yok, yatay mimari.’ Önce mescit, sonra sosyal donatı alanları, okul vesaire, onun ardından oralarda çevrecilik yeşillendirme ve bu arada da inşaların devamı. Bunu böyle yapacağız... AK Parti’nin çevrecilik, şehircilik anlayışı bu.

- GÖNÜLLERİMİZ ÇORAKLAŞTI: Son iki asırda sadece siyasi ve askeri üstünlüğümüzü değil, aynı zamanda medeniyetimizin kainat tasavvurunu, kültürümüzün mayasını, şehirlerimizin ruhunu da kaybettik. Batı medeniyetinin insan fıtratı yerine bireysel hırsı esas alan anlayışı, üstelik de her türlü zevkten, estetikten, güzellikten mahrum bir şekilde ülkemizi işgal ettiğini görüyoruz. Edebiyattan müziğe sinemadan mimariye kadar her alanda küresel düzeyde yaşanan tekdüzeleşme, gücünü farklılıklardan alan zenginliğimizi önemli ölçüde ne yazık ki ortadan kaldırdı. Eskiden her biri diğerinden güzel eserlerimizle donatarak içinde ruhumuzu özgür bıraktığımız yerler daha sonra çirkinliklerin kuşatması altında sadece ruhumuzun değil, bedenimizin de maalesef zindanlarına dönüştü. Binalar yükseldi, yollar büyüdü, araçlar modernleşti, alt yapılar gelişti ve fakat gönüllerimiz çoraklaştı, çölleşti, karardı. Geçtiğimiz 16 yılda insanımızın hayat kalitesini yükseltmek için pek çok hizmeti hayata geçirdik. Ama maalesef bu gönül çoraklaşmasının önüne geçmekte henüz tam başarılı olamadık. İnşallah önümüzdeki dönemde imkanlarımızı gönüllerimizi zenginleştirmek, medeniyetimizi yükseltmek, kültürümüzü hızlandırmak için daha çok kullanacağız.

- İMAR BARIŞI BAŞVURULARI SÜRÜYOR: İmar Barışı ile ülkemizin her köşesine yayılmış olan 13 milyon imarsız birimin hukuki sorununu, yani buraların kullanıcısı olan vatandaşlarımızın devletle ihtilafını çözmeyi hedefliyoruz. Başvurular sürüyor. İnşallah bu sıkıntıları yerlerin yaklaşık yarısı İmar Barışı’ndan faydalanacak görünüyor. Tabii bu süreçte birilerinin süreci istismar etmesine asla göz yummuyoruz.

'KIRAATHANE DEDİM KUMARHANE ANLADILAR'

Bütün aileler alsınlar çocuklarını gelsinler millet bahçelerine. Yatsınlar, yuvarlansınlar orada çocuklarıyla birlikte. Bambaşka bir şey o. Onlar orada yattıkça, onlar orada çocuklarıyla beraber koştukça kimi hatırlayacak, bizi hatırlayacak. Bunu yapalım. Millet bahçelerini yaparken hem belediye başkanlarımız, hem Çevre Şehircilik, bir kenarına da bir millet kıraathanesi koyalım. Üniversitelerimizin olduğu yerlerde millet kıraathanelerimizi yaygınlaştıralım. Oralarda çayını, simidi, keki, hepsi olsun. Orada kitap okurken, dersini çalışırken çayını alsın, hem okusun hem de bu şekilde çayını yudumlasın ve bize dua etsin. Millet kıraathanesi dedim onlar kumarhane anladılar. Derviş diyemeyeceğim bunlara, zikir, fikir meselesi...

- İYİ DEĞERLENDİRECEĞİZ: Seçim gününe kadar sıkı bir çalışma yürütmeliyiz. Ben milletime güveniyorum, inanıyorum. Milletim bizi bu yolda hiçbir zaman yalnız bırakmadı, yine bırakmayacak, ben buna inanıyorum. 5 ayımız kaldı. Bu 5 ayı çok iyi değerlendireceğiz. Çok çalışacağız, koşacağız.

- SERMAYESİ YALAN: Biz ağaç kesen bir iktidar olmadık, diken olduk. Çıkmış okul yapmaktan bahsediyor, git, o senin işin değil. Bay Kemal sizin bu noktada yüreğiniz yok. Zihninizin köşesinde böyle bir şey yok... Bu bizim işimiz. Yalan bunun en büyük sermayesi. Bundan daha büyük sermayesi yok. Türkiye’de yalanı en güzel kim söyler diye sorduklarında hiç düşünmeden cevap verin: ‘Bay Kemal’.

Nâzım’ın şiirini okudu

Erdoğan, Nâzım Hikmet’in “Davet” isimli şiirinin “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim” dizesini okuyarak, “Evet, uzaklardan gelmiş olsak da Akdeniz’e kısrak başı gibi uzanmış ve ayak bastığımız her yere mührümüzü vurmuşuzdur, biz böyle bir milletiz” dedi.

Katar'dan 'özel' ziyaret

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşecek. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada Al Sani’nin ziyaretinin “özel ziyaret kapsamında” olduğu ifade edilirken görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra güncel ve bölgesel konuların da ele alınmasının öngörüldüğü kaydedildi.

'Yerel Yönetim' toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün ayrıca Yerel Yönetim Politikaları Kurulu toplantısına başkanlık etti. Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen ve 1 saat 20 dakika saat süren toplantıda, kurulun başkan vekilliğine Erdoğan tarafından Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Dr. Şükrü Karatepe getirildi. 
 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ