DANSÖZ İLE  LAİKLİK OLMAZ

02.01.2019 Çarşamba

Laiklik adı altında sokakta içki içme eylemleri yapıldı bir zamanlar bu ülkede.
Çok saçma, laiklik dediğimiz ilkenin sağladıklarını içki içme özgürlüğüne indirgeyen eylemlerdi bunlar. 
Yılbaşı gecesi, sosyal medyada Nesrin Topkapı’nın görüntüleri paylaşıldı bol bol. “Eskiden ekranlarda dansözler olurdu ama artık yok” tadında cümleler kuruldu altına. Arkadaş laiklik dediğimiz ilkenin kazandırdıklarına haksızlık değil mi bu da?
Padişah 3’üncü Selim’in Köçekçe bestelediği bir ülkede “Ekranda dansöz yok” diye laiklik üzerine cümle kurmak garip değil mi?
“Kadın bedeninin ticari meta haline getirilmesine karşıyım” diyen birinin ekranda dansöz eksikliğinden bahsetmesi çelişki değil mi?
“Oryantal dans da tıpkı salsa ya da tango gibi bir türdür” diye itiraz edenler çıkabilir, haksız değiller.
Fakat Türkiye’de bir başka algıda gidiyor iş çok uzun yıllardır.
En basit haliyle söyleyeyim, para sıkıştırarak dans eden kadının bedenine dokunma hakkı diye algılanmıyor mu dansözlük?
Problem dansın kendisin de değil algısında maalesef.
Öyle olmasa Avrupa’da açık olan oryantal dans kursu sayısı Türkiye’dekinden fazla olmazdı. 
Ülkemizde oryantal dans, dansın önemli türlerinden biri olarak algılanmadıkça, ne kadar tartışsak boş olacak...

BİR GÜZEL ADAM

Tanısanız, arkadaş, dost olarak çok seversiniz, vefalı adamdır ama konusu tanışıklık değil bu yazının...
Adam, Türkiye’de özel hayatını sos yapmadan, rezil olmadan, kalplerde olabilen çok az sayıdaki isimden birisi. 
Yalın’dan söz ediyorum.
Geçtiğimiz cuma akşamı bir alışveriş merkezinde verdiği konseri seyrettim.
Konser seyredilmez dinlenir ya, ben bilerek seyrettim diye yazdım.
Sahnede yaklaşık 90 dakika kaldı Yalın, şarkıları nasıl yer etmiş insanların aklında, nasıl bir ağızdan söyledi binlerce kişi o parçaları.
Bir-iki şarkı değil, bir sürü parçada dev bir koro eşlik etti ona.
Normalde bir alışveriş merkezinin içinde dans etmez insanlar, her yaş grubundan dans eden vardı... 
Bize rezil olmadan da vezir olunabileceğini gösterdiğin için teşekkürler Yalın.

Paket servis terörüne çözüm
Paket servis taşıyan motosikletlerin ters yola girmelerine alışmıştık son dönemde sık sık kaldırımlarda gidiyorlar.
Bunu kötü insanlar oldukları ya da yasa tanımadıkları için değil, paketleri dağıtmak için zaman baskısı altında oldukları için yapıyorlar.
Ne zaman kaldırımdan giden bir motosiklet görsem hemen çalıştığı restoranı arıyorum ve “Yapmayın” diyorum ama tek tek olmaz bu iş.
Çare trafik kuralını ihlal eden motosikletin adına çalıştığı şirkete para cezası kesmek.
Eğer cezalar şirketlere kesilirse motosiklet sürücüleri bu kadar baskı altında kalmaz, o zaman da kaldırımdan ya da ters yoldan gitmek gibi çarelere başvurmazlar.
Kolay değil böyle bir uygulama, yasal değişiklik yapmak lazım, motosikletle restoran arasındaki ilişkiyi de belgelemek lazım ama imkansız da değil.
Nasıl araba çekilirken trafik polisleri ihlali fotoğraflayarak belgeliyorlar, aynı seçenek bu konuda da uygulanabilir.
Birileri ölmeden önlem alınabilir yani...

Cem Yılmaz tarlasından bildiriyorum
Mars Grup, Türkiye’de büyümek isteyen, hatta dizi sektörüne girmek için de hazırlık yapan bir kuruluş.
Belli ki itibar gibi bir dertleri yok, aksi olsa sinema yapımcılarıyla kavgada “Cem Yılmaz olmazsa, başka Cem Yılmaz’lar çıkar” gibi iddialı gözüken ama içi boş cümleler kurmazlardı.
Tek başına sektörün yüzde 42’sine hakim olmak, en iyi yerlerdeki salonların sahibi olmak, yüklü banka hesabı elbette Mars Grup’a bir güç veriyordur ama bu gücün nasıl kullanıldığı çok önemli.
Bu kadar hoyrat bir dil, bu kadar buyurgan bir tavır, bu kadar “Ben yaptım, oldu” mantığı geri teper bu ülkede.
Üstelik sadece sinemada değil, yatırım yaptıkları tüm alanlarda sıkıntı yaşarlar bu kafayla giderlerse.
Gelelim işin ticari ahlak boyutuna...
Mars Grup, bilete patlamış mısır-meşrubat ekleme işini Türkiye’den başka bir ülkede uygulamıyor.
Daha ayıp olanı bazı seanslarda tek derdi filmi izlemek olan insanları da kendi dizayn ettiği şekilde bilet almaya mecbur ediyor. En büyük ayıbı en sona sakladım:
Meclis bir yasa çıkarak ve promosyon konusunda yapımcılara da söz hakkı verecek ya, adamlar şimdiden “Yasayı takmayız, ancak promosyonlu bileti kabul eden yapımcıların filmlerini gösteririz” diyor.
‘Hakim durumun kötüye kullanılması’ diye bir yasa maddesi olduğundan haberleri yok belki de...
Film yapımcılarının en az para kazandığı ama sinema biletinin en pahalı olduğu ülkelerden biriyiz.
Mars Grup, başka Cem Yılmaz’lar çıkarmaktan bahsedecek noktaya gelmiş ya, karşındakine küçümseyen bir dilin iletişim dili olamayacağını, buyurgan bir tavırla kimseyi ikna edemeyeceklerini, anlamalılar önce. 
Elini yumruk yapmış birisiyle kimse tokalaşmaz sonuçta...




 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları