Dipten gelen dalga: İpekçi anayasası

03.02.2019 Pazar

Abdi İpekçi doğru ve adil habercilik değerlerine bağlı yürüttüğü gazetecilik anlayışını bizlere miras bıraktı. Biz de sayısız dizi, makale ve haberlerle gelecek kuşaklara anlatıyoruz.

Milliyet’in sahibi kim olursa olsun okurlardan gelen mektuplar genellikle şöyle başlar; “Abdi İpekçi’nin gazetesinde…” Habere yönelik bir şikâyet söz konusuysa o zaman da “Abdi İpekçi’nin gazetesine yakışmadı…” ifadesiyle karşılaşmak kaçınılmaz olur.

Milliyet gazetesi, Abdi İpekçi’nin genel yayın yönetmenliği döneminde meslek etik kurallarıyla tanıştı. O kurallar “Milliyet Anayasası” olarak basın tarihine geçtiğinde gazete de daima “basında güven” logosuyla yoluna devam etti. 

İpekçi’den devraldığımız ilkelerle Milliyet herkese eşit mesafede, olaylara soğukkanlı yaklaşan, sansasyonel başlıklardan kaçınan, ağırbaşlı, diplomatik dili olan bir gazete olarak algılandı ve bence böyle algılanmaya da devam edecek çünkü köklü bir geçmişten gelen imajı okurun gözünde hiçbir dönemde değişmedi.

Milliyet de değişmedi. Önceki gün muhteşem bir sergi ve konferansla Abdi İpekçi’yi anarak varlığını bir kez daha kanıtladı…

Bir gün bu cinayet çözülecek

Erdoğan Demirören Konferans Salonu’nda düzenlenen Abdi İpekçi 40. Yıl Anma etkinliğine katıldığımda mesleğin duayenleri Altan Öymen, Sami Kohen, Doğan Hızlan, Ertuğrul Özkök, Güneri Cıvaoğlu, Mete Belovacıklı’nın da aralarında olduğu bir döneme tanıklık eden pek çok gazeteci, İpekçi’nin gazeteciliğini ve bir dönemi meslektaşlarımıza anlatıyordu. Abdi İpekçi’nin dönemin ünlü siyasi isimleriyle gerçekleştirdiği röportajlar, ses kayıtları, aile ve meslek hayatından fotoğraflarının yer aldığı sergi eşliğinde…

Peki, hep anlatacak mıyız? 1 Şubat 1979’da hayatını kaybeden Abdi İpekçi’nin meslek etiği kuralları dipten gelen bir dalga gibi yeni kuşaklara aktarılırken bu cinayetteki hukuksuzluğu yok mu sayacağız… Asla. Bir dava düşünün ki; bütün ipuçları yok ediliyor, dosyanın yarısı imha ediliyor, bilgiler çalınıyor, davanın kilit isimleri yurtdışına kaçırılıp korunuyor. Bir gün bu cinayet çözülecek. Bu meslek kendi kişisel tarihini unutmadığı ve unutturmadığı ya da hukuksuzluğa karşı araştırmacı gazeteciliğinin peşini bırakmadığı sürece… 

Medya peşini asla bırakmadı

Yaklaşık 10 yıl önce… Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi cinayetini araştırmak için İsviçre’de İpekçi cinayetinin kilit ismi Mehmet Şener’i aradığımız dönem böyle bir süreçti. Kapıyı küçük bir çocuk açmış, ‘Milliyet’ten geliyorum’ der demez, Şener bulunduğu yerden fırlamış, büyük bir öfke patlamasıyla üzerimize yürümüştü. Belli ki işledikleri cinayetin kâbusu peşlerini bırakmamıştı.

Çünkü medya bu karanlık cinayetlerin peşini asla bırakmadı bırakmayacak…

İpekçi’nin kabrinin başında kızı Nüket İpekçi şöyle diyordu: “İşte şimdi yine bir mezarın başında 40 yıllık bir hukuksuzluğu sorguluyoruz. Hakikat ihtiyacımızı dile getiriyoruz. O hakikatin resmen kayda geçirilmesini talep ediyoruz. İyice demlenmiş bir tarihten süzülenlere bakmaktayız. Adımlarımız geriye gittikçe bugünü daha iyi görüyoruz.” İpekçi doğru ve adil habercilik değerlerine bağlı yürüttüğü gazetecilik anlayışını bizlere miras bıraktı. Biz de sayısız dizi, makale ve haberlerle gelecek kuşaklara anlatıyoruz. Cinayette adı geçenler, yakalananlar, yargılananlar, defalarca ifade değiştirenler, kaçanlar; onları koruyan saklayan, onlarca insan, kurum ve kuruluşu her defasında okurlarımıza hatırlatıyoruz. İmha edilen gizli ifadeler, kaybolan, zaman aşımından düşen dosyalarla birlikte… 

Yazarın Önceki Yazıları