Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

İnsanoğlu cevabını asla öğrenemeyeceği sorular sormaya bayılır!..
Ben de tabi.
Faydası yok gibi görünür, niyet okuması riski taşır, soruyu beğenmeyenlerin “saçmalık” kategorisine sokması, “ti”ye alması kaçınılmazdır ama bazen gelişmek bazen durumu kavramak için ilaç gibidir.
Mesela, Fenerbahçe’nin durumunu başka nasıl kavrayabiliriz...
Sahi, nedir Fenerbahçe’nin asıl sorusu?
Ara transferde kimlerin gideceği, kimlerin alınacağı mı?
Geçiniz!
Sezon başı on bir adam alındı da ne oldu?
Teknik direktör mü soru?.. Eski Fenerbahçe’de mi, eski Trabzonspor’da mı; Ersun Yanal’ın nerede kaldığı mı?
Boş verin...
Cocu’nun yardımcısı Koeman’dan medet umana, Ersun Yanal’ın ceketi yeter.
Peki, can alıcı konu “Fenerbahçe nasıl bu hale geldi” mi?..
İşte orada durun!
Çünkü sebebi bulunamayan sorun, çözümsüzlüğe mahkumdur.
Ve doğru soruyu sorun.
İster Fenerbahçeliler gibi içinizden, ister benim gibi alenen:
“Genel Kurul’da Ali Koç değil de Aziz Yıldırım tekrar seçilseydi şu anda Fenerbahçe nerede ve nasıl olurdu”?
Yanıtını asla öğrenemeyecek olsanız da “olasılıklar” ve “çıkarımlarla” yolunuzu aydınlatabilirsiniz.
Tersine kurgu ile gidelim:
Aziz Yıldırımlı Fenerbahçe’nin ligin ikinci yarısına 17. sırada başlamayacağı kesin bir kere!
Kesin, çünkü Fenerbahçe Birinci Lig’in bekleme salonuna yine inebilirdi ama Aziz Yıldırım olmazdı ikinci devre.
Sezonla birlikte benzer hezimetleri Aykut Kocaman yaşatmış olsa, daha 5. haftada hoca gönderilmiş, yönetim kurulu tepeden tırnağa değişmişti. Kulübede Mustafa Denizli otururdu muhtemelen.
Sportif direktör zaten olmazdı.
Dolayısıyla “Kara Cuma alışverişi” gibi transferler hiç olmazdı.
Borç mu?.. Üç aşağı beş yukarı aynıydı ve dert değildi... Baktın olmadı, Ali Koç gelir, açardı kasasını!
Yine de Avrupa kapısını “kendi üzerine kilitlemenin” lafını bile etmezdi hiç kimse.
Kafanızda “nispeten” iyi bir Fenerbahçe şekillendiyse, çözdünüz meseleyi.
Geçelim “cevabını asla bilemeyeceğimiz” soruları...
Bir gün mutlaka yanıt alabileceklerimize gelelim.
Aziz Yıldırım mı Ali Koç mu daha iyi ?
Kıyaslamamız, “yakışıklılık” veya “tecrübe” gibi sübjektif konularda değil; “Fenerbahçe” bağlamında...
Öğreneceğiz... Yirmi yıla kalmaz belli olur!
Şu anda, Aziz Yıldırım uzak ara...
Tersine bir fark varsa ben anlamıyorum demek ki.
Görünen şu ki, sadece Fenerbahçe’yi değil futboldaki sistemden medyaya kadar her şeyi değiştirmek söylemiyle başkan seçilen sayın Koç’un değişimi, şimdilik personel, futbolcular, teknik direktör gibi “kulüp çalışanlarının” ötesine gidemedi.
Biraz da kendisi değişti.
“Fenerbahçe’yi Avrupalı yapmak” niyetini “Avrupa’dan kopartmaya kadar” tersyüz etmesini bir kenara koyarsak, Aziz Yıldırım’ın adımlarını takip ediyor.
Altyapı, sistem, tarz, selefinin kaldığı yerden devam.
Terraneo değil de Comolli, yumurta kapıya gelince Ersun Yanal hamlesi, borç harç içinde Avrupa tehlikesi hep aynı.
Hatta daha ötesine de geçti Ali Bey, artık küme düşme ihtimali olan bir Fenerbahçe var elimizde.
Sistem mi?..
Değişecek hayırlısıyla!..
Fenerbahçe Edirne’den dışarı çıkmayacak ama bir yandan şampiyon bir yandan örnek olarak futbolumuzu Enver Hoca’nın Arnavutluğu gibi içe kapanık hale getirmek için göle maya çalacak yakında.
Galiba en iyisi seçimde Aziz Yıldırım’ın yaptığı teklifti:
“Gel beraber omuzlayalım Fenerbahçe’yi... İkimiz de vaat ettiğimiz parayı koyalım, beraber çalışalım, düze çıkaralım”.
O zaman neler olurdu, bunu da bilemeyeceğiz asla.
Bir detay dışında tabi...
“Al futbolu sen yönet çok istiyorsan” demişti Aziz Bey Ali Bey’e.
Genel Kurul üyeleri ne ki, başkanlar bile yirmi yıllık deneyime rağmen hata yapabiliyor demek.