'EŞİM BANA OYUN YAPTI'

01.03.2019 Cuma
Bir magazin haberi olmaktan öteye geçeli çok oldu Emre-Yağmur Aşık çiftinin boşanma davası.
Önce “Eşim Fetöcü” dedi Yağmur Aşık, sonra “Sinir anında ağzımdan çıktı.”
Dava geri çekildi, mutluluk pozları verildi, ardından bu fotoğraf düştü gündeme.
Üzerinden biraz zaman geçince de eski futbolcunun ihanet suçlamasıyla boşanma davası açtığı haberi geldi.
Yağmur Aşık’ın “Eşim bana adice oyun yaptı. Nafaka ve tazminat ödememek için bu yola başvurdu” sözlerini okudum sonra.
Eğer bu karedeki adamı Yağmur Aşık’a eski futbolcu yolladıysa, ortada adice bir oyun var demektir.
İddia edildiği gibi bir arkadaş eğlencesinden söz ediyorsak, o zaman niye birisi yüzünü kapatıyor, diğeri de arkasını dönüyor?
Ama cevap bulunması gereken bir soru da var... 
Bu fotoğrafı kim çekti, medyaya kim üzerinden dağıtıldı?
Yoksa Aşık, bildiği bir ilişkinin görüntülenmesini sağlayıp, ardından medyaya servis edip, öyle mi boşanma davası açtı?
Dedim ya, bir magazin haberinden çok bir casusluk romanı haline gelmiş bir 
vaka bu...

BEREN SAAT KELEBEK OLDU
Beren Saat, 35’inci yaş günü için içinden geçenleri yazdı sosyal medyada...
Herkes işin ‘Kenan Doğulu ve evliliklerinde sorun mu var?’ kısmı üzerinde durdu ama satırları kurşun gibi ağırdı oyuncunun.
“İnsanların yaş aldıkça ne kadar acımasız olabildiği gerçeğiyle, hepsinin aslında aynı kusursuz bebek olarak dünyaya geldiği bilgisi arasında bocalamaktayım...”
Fazla duygusal, gereğinden fazla açık sözlü ya da “Sen ünlüsün, kocan ünlü, daha ne istiyorsun hayattan be kadın?” sözleriyle karşılayabilirsiniz.
Ya da güzel kadın ve dizi oyuncusundan sanatçı olmaya, kozadan kelebeğe geçmek olarak da yorumlayabilirsiniz bu sözleri.
Başkalarının kötülüklerine üzülebilmek ama onların bebek ve masum hallerini de hatırlamak ancak yana yana pişenlerin tercihi olabilir.

Ülkemi belgesellerden öğrenmek
BBC’de kötü hava koşullarını anlatan bir belgesel 
serisi var.
Salı akşamı baktım, Türkiye’den söz ediyorlar.
Meğer Likya Yürüyüş Yolu diye üç gün süren, muhteşem bir dağ yürüyüşü parkuru varmış Antalya’da.
İstanbul Üniversitesi’nde okuyan üç yabancı öğrencinin o yolda yaşadıklarını anlatıyordu belgesel ama önce yolun güzelliğini anlattılar.
İtiraf edeyim ki, biraz utanarak seyrettim, biraz da “Ben neden bilmiyorum?” diye üzülerek...

İşe yarayan seçim hediyesi
Her aday, seçim döneminde seçmeni için hediyeler yaptırıyor.
Bugüne kadar bir sürü promosyon malzemesi gördüm ama biri çok hoşuma gitti.
Hoşuma giden ürün, basit bir kurşun kalem aslında ama farklı bir özelliği var. 
İşinize yarayacak kadar kullandıktan sonra kalemi tersinden toprağa gömdüğünüzde aslında bir çam tohumu dikmiş oluyorsunuz.
Yani kalemin arkasına bir çam tohumu konmuş, o zaman içerisinde toprakta yeşeriyor.
Böylece kalem için harcanan ağaç da fazlasıyla doğaya geri dönmüş oluyor.
Bolu Belediye Başkan Adayı ve Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Metin hazırlatmış bu kalemi.
“Çam ağacını çok mu seviyorsunuz?” diye sordum, çam kozası şeklinde çizilmiş 20 bin 14 kişilik stadyum projesini gösterdi, sustum.

Film değil, gerçek
Bolu’dan bir adliye haberi geldi önceki gün, gözlerime inanamadım.
Kadın, kendisi ve çocuklarıyla ilgilenmeyen kocasının, dansözlere para taktığını bir yerde görüyor, karnından bıçaklıyor, adam ölümden dönüyor.
Mahkemeye çıkıyorlar, adam diyor ki: “Onu kıskandırmak için dansözlere para taktım, sonunda başardım. Beni öldürmek istese, evde boğazımı keserdi, şikayetçi değilim.”
15 yıla kadar hapsi istenen kadın da diyor ki: “Öldürecek olsam evdeki, iki silahla öldürürdüm.”
“Evdeki silahlar ruhsatlı mı?” diye merak eden çıkmıyor maalesef.
Daha garibi, kadının önceki kocasını da bıçaklamaktan hapis cezası aldığı ortaya çıkıyor.
Mahkeme de kadını tahliye ediyor.
Türkiye’de şans eseri yaşadığımıza dair inancım her gün biraz daha artıyor!





 
Yazarın Önceki Yazıları