Kılıçdaroğlu CHP grup toplantısında konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

23.10.2018 Salı Güncelleme : 23.10.2018-16:18 Salı
AA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cemal Kaşıkçı  cinayetiyle ilgili, "Veliaht Prens 'arama yapılabilir' diyor 5 Ekim'de, siz  aramayı 10 gün sonra yapıyorsunuz. Neden ve hangi gerekçeyle 10 gün beklendi?  Bunun cevabını bekliyoruz." dedi.  Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na, Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan'ın yapacağı bir konuşma nedeniyle yarım saat vakti olduğunu  belirterek başladı.

Dün parti olarak "Emeklilikte yaşa takılanlar çalıştayı"  düzenlediklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Sizin davanızın takipçisi olmaya  kararlıyız. Bu konuda kanun teklifimizi verdik, bu teklifin parlamentodan geçmesi  için her türlü çabayı göstereceğiz." dedi. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu,  şöyle devam etti:

"Çok açık olurmuş, sen iktidarsın açığı engellemek için niye  emekliliğin aylığını düşürüyorsun. Ortaya çıkardığın açık her yıl artıyor. Önce  bu millete SGK'yı nasıl batırdığını anlatacaksın. 750 milyar liralık açık nereden  kaynaklanıyor bunu açıklaması lazım. Bunu bütün ayrıntılarıyla dün açıkladım. Ama  CHP olarak biz emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını takip etmeye devam  edeceğiz."

KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan vatandaşı Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'da öldürülmesiyle  ilgili değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, bugün büyük bir dikkatle  Erdoğan'ın açıklamalarını dinlediklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, Kaşıkçı'nın cinayetten önce Washington'daki Suudi  Büyükelçiliğine gittiğini belirterek, buradan İstanbul'daki konsolosluğa  yönlendirildiğini anlattı.

Kaşıkçı'nın bir konuda bilgi, belge istemek için konsolosluğa  gittiğini ve iki gün sonra gelmesinin istendiğini aktaran Kılıçdaroğlu,  Kaşıkçı'nın iki gün sonra 2 Ekim Salı günü saat 13.14'te Suudi Arabistan'ın  İstanbul Başkonsolosluğuna gittiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, Kaşıkçı'nın konsolosluğa girmeden çıkmaması durumunda  kendisini bekleyen nişanlasına bazı yerleri araması söylediğini aktararak,  Kaşıkçı'nın çıkmaması üzerine aynı gün nişanlısının saat 16.40'ta ilgili yerlere  haber verdiğini bildirdi.

Kaşıkçı'nın aradığı kişiler arasında AK Parti'li Yasin Aktay'da  olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Aktay'ın telefon sonrası, emniyet,  cumhurbaşkanlığı ofisi ve istihbaratı bilgilendirdiğini söylediğini dile getirdi. Aktay'ın bu bilgilendirme sonrası bütün bakanların olaydan haberdar  olduğunu ve havalimanları dahil, hemen tedbirlerin alındığını söylediğini de  ifade eden Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yani Kaşıkçı 16.40'ta çıkmadı, nişanlısı telefon etti Yasin Aktay  herkese haber verdi, öyle bir noktaya geldik ki havaalanında kuş uçsa herkesin  haberi olacaktı. Güzel. 5 Ekim, yine Kaşıkçı'dan haber yok ama dünya medyası  yazıyor 'içeride öldürüldü' diye. 5 Ekim, Veliaht Prens Salman Bloomberg'te  açıklama yapıyor, 'Türkiye'nin, İstanbul Başkonsolosluğunda arama yapılmasına  izin verilebilir' diyor. Yani 'Ey iktidar sahipleri eğer bizim konsolosluğumuzu  aramak istiyorsanız gelin arayın' diyor. Ne zaman? 5 Ekim'de. Peki arama ne zaman  oluyor? 15 Ekim'de. Birinci soru Erdoğan'a; Neden 10 gün beklediniz? Kim size  talimat verdi, '10 gün bekleyin' diye. Veliaht Prens 'arama yapılabilir' diyor 5  Ekim'de, siz aramayı 10 gün sonra yapıyorsunuz. Neden ve hangi gerekçeyle 10 gün  beklendi? Bunun cevabını bekliyoruz."

Kılıçdaroğlu, 15 Ekim'de konsoloslukta, 16 Ekim'de de konsolosluğun  konutunda arama yapıldığına dikkati çekerek, Suudi konsolosun ise ayın 16'sında  elini kolunu sallayarak gittiğini savundu. Kemal Kılıçdaroğlu, "Konsolos Suudi Arabistan'a giderken neden  müdahale edilmedi. Hunharca işlenen bir cinayetin ya faili, ya tanığı. Neden  serbest bırakıldı? Dokunulmazlığı falan yok. 1963 tarihli Viyana Sözleşmesi'nin  41. maddesinde açık hüküm var." diye konuştu.

Bu maddede konsolosluk memurlarının ağır bir suç halinde tutuklanma  veya gözaltına alınabileceğinin yazdığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları  söyledi:

"Bir cinayet işlenmiş, bundan daha ağır suç olur mu? Niye serbest  bırakıyorsunuz, kimden izin aldı gitti? Bu soruların cevabını bekliyoruz. Üfürme  kolay, 'asarız, keseriz' demek kolay. Sen iktidar makamındasın. Ülkeyi haysiyet  içinde yöneteceksin, ülkenin itibarını koruyarak yöneteceksin. 17 Ekim,  başdanışman açıklama yapıyor diyor ki 'Erdoğan'ın Kraliyet Ailesi'ne dostluğunu  gösterip olayı fazla deşelemeden aksine iyi niyetle adımlar atarak Kral Salman'a  yardımcı oluyor.' Ortada cinayet işlenmiş, masum bir insan öldürülmüş. Nasıl  oluyor da siz olayı deşelemeden bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Suçluluklarını  açık ve net itiraf ediyorlar.

Cemal Kaşıkçı'yı öldürmek amacıyla Suudi Arabistan'dan ekip geliyor,  konsolosluğa yerleşiyor. Cemal Kaşıkçı konsolosluğa geldiğinde öldürülüyor, dünya  medyasına yansıyor. Peki ne oluyor? Öldürenlerin tamamı elini kolunu sallayarak  Türkiye'den ayrılıyor."

Cinayeti işledikleri düşünülen 15 kişilik timden 13'ü özel jetlerle, 2  kişi ise gece yarısı kalkan tarifeli uçakla gittiğini belirten Kılıçdaroğlu,  katillerin herkesin gözü önünde Türkiye'den özel uçaklara ve normal uçağa binerek  ayrıldığına değindi.

Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Havaalanında kuş uçsa haber alınacak noktaya gelindi diyor. Kuş  değil, katiller uçtu. Bu şu anlama geliyor: Devasa, onurlu, haysiyetli Türkiye  Cumhuriyeti bir çadır devletine dönmüştür. 'Gidin Türkiye'de cinayet  işleyebilirsiniz kimse size dokunmaz' diyorlar. Bugün diyor ki 'cinayet  Türkiye'de işlendi, failler İstanbul'da yargılansın.' Beyefendi onlar senin  gözünün önünde ve senin himayende yurt dışında çıktı. İktidar sahiplerinden hiç  kimsenin katillerle ortaklık yapmasını asla kabul etmeyiz. Elini kolunu  sallayarak gidiyorlarsa, herkesin bildiği bir olayı görüp, kendilerine sunulan  özel bilgileri de bilip gönderiyorlarsa cinayetin tanığı ve ortağıdırlar. Türkiye  Cumhuriyeti bu konuma getirilemez.

Sorduğum sorulara cevap istiyorum. İşin ucunda para olunca bütün  bunlar oluyor mu acaba? Para yüzünden katilleri serbest bırakıyorlarlar, 'para  gelirse biz idare edeceğiz.' Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onuruyla,  şerefiyle oynamaktır. Bunların hiç birisinin yatacak yerleri yoktur."

ÜNİVERSİTELER O ÜLKENİN ONURUDUR 

Üniversitelerin dünyanın bütün ülkelerinde o ülkenin onuru olduğuna  dikkati çeken CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'ndan  sonra üniversiteleri sayesinde bugün dünyanın sayılı ülkeleri arasına geldiğini  bildirdi.

"Tek adam rejiminde üniversiteler bilgi üretemez noktaya geldi."  görüşünü dile getiren Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir konuşmasındaki  "üniversitelerin en bağımsız, özgür dönemini" yaşadığı yönündeki sözlerini  aktardı.

Erdoğan'ın bu konuşmasından 3 gün sonra bir başka konuşmasında ise  "Türkiye'nin nasıl oluyorda dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında esamesi  okunmuyor" dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Beyefendi siz hala  kandırılıyorsunuz farkında mısınız? Yaptığın her şey yanlış." ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk üniversitelerin hangi  konumda olduğunu bilmek istiyorsa 13 sayfalık Bilim Akademisi raporunu okumasını  tavsiye ederek, bu raporun bütün hayatını bilime adamış kişiler tarafından  tarafsız bir şekilde hazırlandığını söyledi.

Hiçbir günahı olmayan akademisyenlerin Ankara, İstanbul ve İzmir dışı  üniversitelere sürgüne gönderildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bunu acaba Erdoğan  biliyor mu?" diye sordu.

Erdoğan'ın atadığı bir rektör yardımcısının "Ülkeyi ayakta tutacak  kesim cahil halktır, okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor." dediğini  aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, şu açıklamaları yaptı:

"Bu kafa, YÖK Denetleme Kurulu üyeliğine getiriliyor. Bugün  cezaevlerinde akademisyenler varsa, pasaportlarına el konulan akademisyenler  varsa, sadece kendisinin değil, eşinin pasaportuna da el konulup yurt dışına  çıkış yasağı getiriliyorsa, sen dünyanın hangi ülkesinde, 'benim ülkemde  üniversiteler özerktir' diyeceksin.

Osman Kavala niye hapiste? İddianamesi yok. Eren Erdem niye hapiste?  Trump'ın mı, Merkel'in mi araması lazım? Bence Brunson telefon etsin, onun sesini  mutlaka özlemişlerdir ya da uyduruk iki gizli şahit bulsunlar. Gazeteciler,  avukatlar hapiste böyle bir Türkiye'de mi özgürlükten, demokrasiden  bahsedeceğiz."

Türkiye'nin hızla bir yerlere savrulduğunu belirten Kılıçdaroğlu,  milletvekilleri, il ve ilçe başkanlarından gittikleri her yerde "AK Parti  iktidarı yoksulluk, pahalılık, işsizlik, israf, adaletsizlik, tefecilere hizmet  eden iktidar demektir." ifadelerini kullanmalarını istedi. "AK Parti iktidarları döneminde devlet arsalarının ve fabrikalarının  satıldığını, dünyanın vergisinin toplandığını" öne süren Kılıçdaroğlu, "Bütün  milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni batağın içine soktular. Harç bitti,  yapı paydos. Şimdi tefecilere teslim oldular ve borç para arıyorlar." diye  konuştu.

Kılıçdaroğlu, İstanbul'da 1433 temizlik işçisi alımı için kura çekmeye  51 bin 767 kişinin hak kazandığını, bunların 2 bin 835'inin üniversite, 3 bin  696'sının da yüksekokul mezunu olduğunu, Ankara'da ise 40 temizlik işçisi alımı  için 55 bin 538 kişinin kuraya katılma hakkı kazandığını, bunların da 3 bin  42'sinin üniversite, 4 bin 184'ü yüksekokul mezunu olduğunu anlattı. CHP Genel  Başkanı Kılıçdaroğlu, "Özellikle AK Parti'ye oy veren kadın kardeşlerime,  annelere seslenmek isterim; sen çocuğunu üniversiteye gönderiyorsun, senden daha  iyi yaşasın, bir hayat sürsün, geliri olsun, daha iyi bir evlilik yapsın diye.  Hangi anne çocuğunu üniversiteye temizlik yapsın diye gönderir? Senin  üniversiteye giden çocuğunu temizlik işine mahkum edenlere oy verme kardeşim."  dedi.

'RAPOR HAZIRLAYACAĞIZ'

Kılıçdaroğlu, "borç alan emir alır" sözüne atıfta bulunarak, şunları  kaydetti:

"AK Parti iktidarlarının yurt dışındaki bir avuç tefeciye ödediği faiz  158 milyar 135 milyon dolar. 158 milyar dolarla yeni bir Türkiye kurarım. Kişi  başına gelir 20-25 bin dolara çıkar. Bizim cebimizden, vatandaşın cebinden  toplayıp dışarıya ödedikleri faiz. Bir de bu gelenlerin Türkiye'de elde ettikleri  karlar, ekonominin yabancılaşması var. Bununla ilgili de yakında güzel bir rapor  hazırlayacağız. Bütün bilgileri kamuoyuna açıklayacağız. Ne kadar bilgi  gizliyorlarsa hepsini açıklamak bizim görevimizdir. Üstelik bütün bu bilgiler  devletin resmi verilerine dayanılarak hazırlanmıştır. Sıcak paranın ve doğrudan  yabancı sermayenin götürdüğü kar 198 milyar 157 milyon dolar."

Hükümetin, borç para almak için başvurduğu tefecilerin faiz  beklentisinin karşılanmasına yönelik adımlar attığını savunan Kılıçdaroğlu,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Merkez Bankası, yılbaşına göre faizini 3 kat artırdı. Sonra 5 yıllık  devlet tahvili faizini de artırdı. Piyasaya, dünyanın önüne çıktılar: 'Dolar  bazında faizi yüzde 7,5'e çıkardık. Dünyanın en yüksek faizlerinden birisini  veriyoruz, gelin bizim senetlerimizi alın.' Üç misli talep oldu. Bakan damat son  derece memnun: 'Geçtiğimiz Salı gerçekleştirdiğimiz tahvil ihracıyla gereken  dersleri zannediyorum almışlardır.' Yılbaşında 10 yıllık devlet tahvilinin faizi  yüzde 5,2 idi dolar bazında. Alıcı kesildi. Faizleri yükselttiler ama 10 yıl  değil, 5 yıllık yaptılar. 5 yıllık devlet tahvilinin faizi yüzde 5,2'den yüzde  7,5'e çıktı. Faizi yüzde 44 artırdılar. Yani yuları tefeciye kaptırdılar. O  nedenle AK Parti iktidarı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına değil, bir grup  tefeciye hizmet eden iktidardır."

Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Haziran  seçimleri öncesinde faiz oranlarına ilişkin eleştirilerde bulunduğunu  anımsatarak, "Seçimden önce her şeyi söylüyor, 'Mücadele edeceğim.' diyor,  seçimden sonra 'Emret tefeci kardeşim, faizi kaçtan istiyorsun, faizi  yükselteceğim.' diyor. Bu işin lamı cimi yok, yakayı tefeciye kaptırmışlar.  Türkiye'yi bu tefecilerden kurtarmak bizim boynumuzun borcudur. Onlar yakayı  kaptırdılar. Biz, Kuvayı Milliyeciyiz çünkü, milletimizi ezdirmeyiz." ifadelerini  kullandı.

Diğer ülkelerdeki 5 yıllık devlet tahvili faiz oranlarından örnekler  veren Kılıçdaroğlu, "Almanya eksi binde 1, yani faiz ödemiyor, İngiltere yüzde 1,  Fransa binde 16, Polonya yüzde 2,6, hani batıyor diyorlardı ya Yunanistan yüzde  3,4, Japonya eksi binde 1, Amerika yüzde 3, Türkiye yüzde 7,5. Dünyanın en yüksek  faizlerinden birisini Türkiye ödüyor. Her şeyi sattınız, milletten vergiyi  aldınız, borca batırdınız, şimdi tefecilere yakayı kaptırdınız." diye konuştu.

'117 MİLYAR LİRAYA ÇIKACAK'

Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifine  ilişkin de "2018 yılında yurt içi tefecilere 76 milyar 400 milyon lira faiz  ödeneceğini, gelecek yıl bu rakamın yüzde 53,5 artışla 117 milyar 300 milyon  liraya çıkacağını" söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sarayın bütçesi 2018'den 2019'a yüzde 233 oranında artıyor. 854  milyon lira olan bütçe, 2 milyar 800 milyon liraya çıkacak. Bu bütçe, vatandaşa  deli gömleği giydiren bir bütçedir. Bu bütçeyle mücadele etmek CHP için namus  borcudur. Emeklinin, işçinin, memurun, öğretmenin, çiftçinin hakkını korumak CHP  grubunun namus borcudur. Biz mücadele edeceğiz. O, sarayında efuliler, ejder  suyu, badem sütü içecek; yazlık, kışlık, uçan sarayında oturacak, dönüp  tefecilere hizmet edecek. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tefecilere hizmet eden  iktidarların yolu, halkın oylarıyla gitmesidir."

Hükümetin seçim vaatlerine ilişkin de Kılıçdaroğlu, gübre fiyatlarında  indirim yerine zam yapıldığını, çiftçiye mazot gideri için verilmesi vadedilen  desteğin verilmediğini savundu. Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet tarihinde ilk kez yem  fiyatları süt fiyatlarının üstünde. Çiftçinin 2002'de borcu 1 milyardı. Şimdi 109  milyara çıkmış durumda. Öğrenciler pansiyonda kalacak, ona bile zam yaptılar."  açıklamalarında bulundu.

Kılıçdaroğlu, üniversite hastanelerinde ekonomik nedenlerle ameliyat  yapılamadığını, ameliyat eldivenlerinin bile hasta yakınlarından talep edildiğini  öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, CHP olarak ülkedeki herkesin huzur içinde yaşayacağı,  üniversitelerde özgürlüğün ve özerkliğin olduğu, hiç kimsenin yatağa aç girmediği  bir Türkiye inşa edeceklerini iddia etti.

Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu, salona gelişinde ve kürsüye çıktığında  partililer, Edip Akbayram'ın "Güzel Günler Göreceğiz" şarkısını seslendirdi.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ