Mardin'de "Seçim Bölge Güvenlik Toplantısı"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: "Seçim kalitesi, seçim hukuku, seçmen iradesinin sandığa yansıması noktasında da dünya ölçeğinde iddialıyız. Katılım oranından tutun, seçim güvenliğine kadar bugüne kadarki karnemiz pekiyidir. Milli mücadele günlerinde dahi seçim pratiği olan aziz milletimiz, karşılaştığı her zorluğu reyinin gücü ile aşmasını bilmiştir" "Güvenlik güçlerimize bu dönemde çok teşekkür ediyoruz. Çünkü Türkiye'nin en ücra köşesinde de herkesin hür ve özgür şekilde Türkiye'nin geleceğine, iradesini yansıtabilme hakkını sağlamışlardır. Allah razı olsun. Tüm güvenlik görevlileri olarak alnımızın akıyla bu seçim sürecinden de çıkmış olacağız" "Bir polis memuru veya jandarma görevlisi, kolluk kuvvetimizi Doğu ve Güneydoğu'ya seçimin huzuru için gönderdiğimizde ona oy kullanma hakkını vermek bizim elimizde değildir. Anayasal bir haktır ve bu hakkı kullanacaktır"

Güncelleme : 19 Ocak 2019 - 13:40

MARDİN (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Seçim kalitesi, seçim hukuku, seçmen iradesinin sandığa yansıması noktasında da dünya ölçeğinde iddialıyız. Katılım oranından tutun, seçim güvenliğine kadar bugüne kadarki karnemiz pekiyidir. Milli mücadele günlerinde dahi seçim pratiği olan aziz milletimiz, karşılaştığı her zorluğu reyinin gücü ile aşmasını bilmiştir." dedi.

Bakan Soylu, Mardin'de bir otelde düzenlenen "Seçim Bölge Güvenlik Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, seçim sürecinde koordinasyon ve etkinliği sağlamak, seçim sürecini, alınan tedbirleri, kampanya süreci, seçim günü ve oy sayımı aşamalarını etkin ve verimli bir şekilde yönetebilmek için bakanlık bünyesinde, bakan yardımcısı başkanlığında "Seçim Koordinasyon Komisyonu"nun oluşturulduğunu belirtti.

İllerde bir vali yardımcısı başkanlığında da aynı şekilde seçim koordinasyon merkezlerinin teşkil edileceğini, bunların merkez komisyonla irtibat halinde olacağını bildiren Soylu, illerin seçim güvenliği risk analizleri yapılarak, sorumlular ve görev alanları belirtilmek suretiyle "İl Seçim Güvenlik Planları"nın hazırlanacağını ifade etti.

Şehirlerdeki kameraların tam olarak çalışması için tedbirlerin alınacağını aktaran Bakan Soylu, oy kullanma yerlerinin, sandıkların ve seçim materyallerinin depolandığı yerlerin aydınlatmalarının da tam olarak sağlanmasının öncelikleri arasında olacağını vurguladı.

"?Her seçimde sıkça tartışılan konulardan biri de sandık taşıma ve birleştirmedir." diyen Soylu, vatandaşların oy kullanmaya gidemeyeceği veya sandık görevlisi göndermenin, sandık güvenliğini tesis etmenin etkin ve verimli görülmediği köy ve mezraların söz konusu olduğunu kaydetti.

Bu noktada Valiliklerin sandık taşıma ve birleştirme ile ilgili kanunla belirtilen sınırlarda sadece talepte bulunma hakkına sahip olduğunu anımsatan Soylu, karar verme yetkisinin seçim kurullarına ait olduğunu belirtti.

Bakan Soylu, seçimlere ilişkin alınan güvenlik tedbirlerinin daha geniş kitlelere iletilmesini sağlamak amacıyla valiliklerin yerel basın mensuplarıyla toplantılar düzenleyeceğini, enerji dağıtım merkezleri, doğal gaz ve petrol boru hatları ile diğer hassas tesislere yönelik koruma tedbirlerinin gözden geçirileceğini, gerektiğinde özel güvenlik personeli sayısının artırılacağını, güvenlik korucusu ve gönüllü güvenlik korucularından destek alınacağını anlattı.

- Seçim güvenliği

Türkiye'nin çok büyük bir seçim tecrübesi olduğunu, demokratik olgunlukla bu seçime gittiğini ifade eden Soylu, şöyle konuştu:

"Seçim kalitesi, seçim hukuku, seçmen iradesinin sandığa yansıması noktasında da dünya ölçeğinde iddialıyız. Katılım oranından tutun, seçim güvenliğine kadar bugüne kadarki karnemiz pekiyidir. Milli mücadele günlerinde dahi seçim pratiği olan aziz milletimiz, karşılaştığı her zorluğu reyinin gücü ile aşmasını bilmiştir. Bu önemli bir toplumsal meziyettir ve her türlü takdiri hak etmektedir. En son 24 Haziran seçimlerinin sonucunda bu seçimlerin sağlıksız olduğunu iddia edenler sokaklara çıkış çağrısı yaptı. Şimdi bizim sorumluluğumuz, bir taraftan seçim güvenliğini sağlamak, bir taraftan tezviratları doğru adımlarla engellemek. Manipülasyonlara fırsat vermemeliyiz. 24 Haziran seçimlerinde bile bu oyunu kullandılar. Yurt dışından gözlemciler geldi, Türkiye'nin hiçbir tarafından en ufak eksiklik söz konusu değil. Sandıklar açıldıktan sonra herkes seçimin sıhhatini, seçimden galip çıkan da mağlup çıkan da en az oyu alan da en fazla oyu alan da netice itibarıyla seçimin sıhhatini, sandık açıldıktan oy sayımı yapıldıktan sonra kabul etti."

Seçimlerin Türkiye'de ilk kez olmadığını, özellikle 2014'ten itibaren yerel seçim, genel seçim, referandumların yapıldığını anlatan Soylu, bir tek tartışma ve şaibenin olmadığı bir dönemi yaşadıklarını vurguladı.

Bakan Soylu, "Güvenlik güçlerimize bu dönemde çok teşekkür ediyoruz. Çünkü Türkiye'nin en ücra köşesinde de herkesin hür ve özgür şekilde Türkiye'nin geleceğine, iradesini yansıtabilme hakkını sağlamışlardır. Allah razı olsun. Bu seçimde de tüm güvenlik görevlileri olarak alnımızın akıyla bu seçim sürecinden de çıkmış olacağız." dedi.

Bakanlık olarak seçim güvenliği ile ilgili yasaların verdiği yetki ve görevler çerçevesinde sorumlulukları yerine getirme noktasında kararlı olduklarına işaret eden Soylu, kapasite, bilgi ve tecrübenin en üst seviyede bulunduğunu kaydetti.

Bakan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kamu huzurunu ve düzenini bozmak için verdikleri rakamlar üzerinden 'İşte ben büyükşehir belediye başkan adayıyım, bugün seçim olsa şu ilçelerde, bu ilçelerde, Suriyeliler istediği şekilde belediye başkanlığını belirleyebilir' diye akıldan, izandan, insaftan, gerçeklikten yoksun bir belediye başkanına yakışmayacak dedikodu mekanizmasına sığınarak yapılacak açıklamalar ayıptır ve ahlaksızlıktır."

Bu ülkenin sopalı seçimler yaşadığını anımsatan Soylu, insanlara, tek parti döneminde ve aynı zamanda çok partili siyasi hayata geçtikleri ilk seçimlerde karakollarda falakalara yatırılıp günlerce işkence ve eziyet ettirildiğini, oyların açık kullanıldığını ifade etti.

- "Anayasal bir haktır ve bu hakkı kullanacaktır"

?Seçimin sıhhatini, güvenliğini ve kamu düzenini bozabilecek şekilde dedikodu malzemesine alet etmenin ayıp ve ahlaksızlık olduğunu vurgulayan Soylu, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Bir polis memuru veya jandarma görevlisi, kolluk kuvvetimizi Doğu ve Güneydoğu'ya seçimin huzuru için gönderdiğimizde ona oy kullanma hakkını vermek bizim elimizde değildir. Anayasal bir haktır ve bu hakkı kullanacaktır. Terörle iltisaklı siyasi parti tarafından, PKK'nın siyasi şubesi tarafından yapılan tehditlere yönelik olarak biz polis memurumuzun veya jandarma kuvvetimizin oy kullanmasını engelleyecek miyiz? Yok ya. Üs bölgesinde 3 bin metrede karda, ay yıldızlı bayrağımızı, milletin namusunu koruyacak sonra gelip şehirde oy kullanma hakkı olmayacak, ne gareziniz var ya. Bir ayıp daha söylemek istiyorum. Afrin'de, Cerablus'ta şu anda danışma kuvveti olarak görev yapan polislerimiz, askerlerimiz, terörü orada ön cephede engelleyecekler, oranın huzurunu ortaya koyacaklar sonra Hatay'da, Hassa'da oy kullanmasınlar. Yok ya. Çok özür diliyorum kamuoyuna da şikayet ediyorum. Bu adamlar canını dişine takmışlar, memleketin namusunu orada koruyacaklar. 300-500 kişinin oy kullanma hakkını tartışma haline getirmek çok ayıptır. Onlara oy kullandırmamak seçimin sıhhatine gölge düşürmektir."