Müzeler modayı çok sevdi

17.03.2019 Pazar

İstanbul Moda Haftası öncesinde Londra’daki Victoria & Albert Müzesi’nde 14 Temmuz’a kadar devam edecek “Christian Dior: Designer of Dreams” sergisini geziyoruz.

Hâlâ kabul etmeyenler olsa da, müzeler çoktan kabul etti, moda da artık bir sanat. Bugün köklü bir modaevinde, bir couture elbisenin fiyatı 25 bin dolardan başlıyor, milyon dolarlara kadar çıkabiliyor. 150 saatte dikilen bir elbiseye gönül rahatlığıyla 100 binlerce dolar verebilecek couture koleksiyonerleri var. Yurt dışında birçok müze şimdi bu koleksiyonerlerin gardıroplarının peşinde. Eskiden moda dergilerine gardıroplar açılırdı, şimdi ise sanat ve tasarım müzelerine... Müzeler moda ve kostüm sergileri sayesinde daha çok kişiye ulaşıyor. Hatta sırf bu yüzden modaevleri bile kendi müzelerini açıyor. Londra’da şu anda Victoria & Albert Müzesi’nde “Christian Dior: Designer of Dreams” sergisi var.

Biz İstanbul’da çağdaş sanatla ilgilenirken, Londra’da modanın yükselişi devam ediyor. Birçok çağdaş sanat sergisinde in cin top oynarken moda sergilerinde uzun kuyruklar bitmek bilmiyor. Müzeler artık daha çok ilgi çekmek için bu yola başvuruyor.

Malum, ‘ünlü’ kültürü aldı başını gidiyor. Herkes ünlülerin giydiği kıyafetleri merak ediyor.

TV programları modaya olan ilgiyi artırıyor.

Özellikle kadınlara yönelik sergiler hazırlıyorlar çünkü müze ziyaretçilerinin çoğu kadınlar. Artık o kadar çok müze ve sergi alanı var ki, bu alanları doldurmak için henüz sanat dünyası tarafından kabul görmemiş genç sanatçıların yerine tanınmış modacıları tercih ediyorlar. Ayrıca Amerikan Vogue’un efsane editörü Anna Wintour’un New York Metropolitan Müzesi’nde düzenlediği Costume Institute Gala’da 9 milyon dolar toplandı. Moda, müzeler için de önemli bir gelir kaynağı.

Peki ama moda sanat mı? Azzedine Alaia gibi bazı tasarımcıların yaptıklarını görünce “Evet, gerçekten sanat” diyorsunuz.

Oysa müze yöneticileri, küratörler, eleştirmenler arasında tartışmalar, anlaşmazlıklar hâlâ devam ediyor.

“10 yıl önce modanın sanat müzelerine girmesi konuşulmazdı bile” diyor Metropolitan Müzesi’nin küratörlerinden Harold Koda, New York Times’a. Yıllar önce New York Metropolitan’da Chanel sponsorluğunda Chanel sergisi açıldığında müze çok ağır eleştiriler almıştı. Oysa şimdi herkes çoktan alıştı, Dior sergisi markanın sahibi LVMH grubu tarafından destekleniyor.

İlk global markayı yarattı

Hafta içi bile Londra’da Victoria & Albert Müzesi’nin önünde uçsuz bucaksız bir kuyruk var. Herkes erkenden gelmiş, sıraya girmiş, bir kısmının elinde önceden internetten alınmış biletler, bir kısmı ise bilet kuyruğunda. “Ne kadar bekleriz?” diyenlere, “Bilet alabilirsiniz ama alsanız da bugün gezip gezemeyeceğiniz belli değil” cevabını veriyorlar. O da ne demek? Sergiyi günde sadece 200 kişinin gezmesine izin veriliyor, “Eserlere zarar verilmemesi için”.

Sergi, 1905’ten başlıyor, günümüze Maria Grazia Chiuri’nun tasarımlarına kadar geliyor. Prenses Margaret’in 21. doğum gününde giydiği Dior imzalı tül elbise de sergide yer alıyor. Evet, sergide Dior imzalı birçok güzel tasarım görüyorsunuz, ama markanın yaratıcısı Christian Dior hakkında yeterince bilgi yok.

Christian Dior’un Mumbai’den İstanbul’a yaptığı birçok seyahatten ne kadar etkilendiğini, markasının DNA’sında seyahat olduğunu biliyoruz. Mısır, Hindistan, Japonya, Çin ve Meksika’dan çok etkilenmiş.

Ama burada yeterince altı çizilmeyen Christian Dior’un Londra’da ilk hazır giyim koleksiyonunu tanıtarak ilk global markayı yaratacak vizyonda olması. 2. Dünya Savaşı sonrası, savaşmaktan yorgun düşmüş Avrupa’da kadınların günlük hayatları ve kıyafetleri tamamen değişmişken Christian Dior kadınları yeniden feminenleştirmeyi başarmış.

Dior’un kendi markasında harika bir 10 yıl geçirdikten sonra 1957’de vefat etmesiyle Yves Saint Laurent geliyor markanın başına.

Markanın en büyük yükselişi ise John Galliano döneminde yaşanıyor, ama bu dönemin bitişiyle ilgili hiçbir bilgi yok sergide.

Moda sergilerinde en büyük sorun, kısa süreli olmaları gerekiyor, çünkü kumaşlar ışıktan zarar görüyor.

Yine de bu sergi 14 Temmuz’a kadar devam edecek. Bakın 2014’te hayata veda eden Oscar de la Renta ne demiş?

“Kıyafetleri çöpe atılabilir sanat olarak görürdüm, bir gün bu kadar önemli olacaklarını düşünemezdim.”

Kim düşünebilirdi ki?

 

 

Yazarın Önceki Yazıları