Sanat fuarı izinde Marakeş

03.03.2019 Pazar

Çağdaş sanat dünyası geçen hafta Marakeş’teydi, 1.54 sanat fuarının açılışı için. İşte Marakeş’ten yeme-içme, gezme ve tabii çağdaş sanat notları…

Tam bir yıldır bu seyahati bekliyorum. Geçen yıl Marakeş’te çağdaş sanat fuarı 1.54’u gidenlerden dinlediğimden beri fuar zamanı Marakeş’e gitmek istiyordum. Afrikalı çağdaş sanatçıların işlerini tanıtan fuar sırasında Marakeş’teki çağdaş sanat müzesi MACAAL’da da sergiler, açılışılar, partiler yapılıyor. İstanbul’da kar yağarken Marakeş’te 28 derecede güneşle iliklerinizi ısıtmak mümkün. Hatta bana göre Marakeş’in en güzel özelliği de havası. Her ne kadar çöl iklimi nedeniyle akşam saatlerinde birden soğusa da. Marakeş’te ilk akşam Meryanna Loum-Martin’in Jnane Tamsna adlı butik otelinde Roberta Annan ile birlikte ev sahipliği yaptığı yemeğe katılıyoruz. Afrikalı yaratıcı isimleri desteklemek üzere Roberta Annan Vakfı ile birlikte yeni bir platform kuruyorlar. Masada New Yorklu ünlü avukatlardan TED Talk’larıyla tanıdığımız harika yazarlara, Afrika’nın gururu birçok tanıdık isim var. Hepsi ertesi gün yapılacak toplantı için heyecanlı.

Ziyaretçiler de dikkat çekici

Ertesi gün toplantıda Gana’dan, Nijerya’dan, Uganda’dan birçok önemli ismin hikayelerini ve fikirlerini heyecanla dinliyoruz.

Keşke biz de onlar gibi birbirimizi desteklemek için birleşebilsek diye düşünerek. Daha sonra Hotel Royal Mansour’da öğle yemeğine geçip yemek sonrası da Marakeş’in en çok Instagramlanan ışıltılı havuzunun bulunduğu meşhur oteli La Mamounia’da gerçekleşen sanat fuarı 1.54’un VIP açılışına katılıyoruz. Her sanat fuarında olduğu gibi burada da eserler kadar ziyaretçilerden de gözlerimizi alamıyoruz. Bu kadar stil sahibi insanı bir arada görmek her zaman mümkün olmuyor. Fuarı gezdikten sonra Marakeş’in en meşhur müzesi Yves Saint Laurent Müzesi’ndeki sergi açılışına gidiyoruz. Hemen bitişiğindeki Yves Saint Laurent ve Pierre Berge’ye ait olan Marjorelle Bahçeleri Marakeş’in en güzel yerlerinden biri. Bol bol fotoğraf çektikten sonra akşam yemeği için iki seçenek var, biri Palais Jad Mahal ve yanında Paris’te tanıdığımız gece kulübü Raspoutine.

Diğeri ise Comptoir Darna. İki restoran da İzzet Çapa’nın Al Jamal’i gibi. Yemek sırasında dansözler masalara geliyor, eğlence geç saatlere kadar sürüyor. Ortadoğu kültürüne uzak olanlara çok egzotik geliyor bu eğlence, bayılıyorlar. Doğrusu bize o kadar da ilginç gelmiyor tabii, İstanbul’da alası olduğu için.

Her şey tek beden

Ertesi sabah Mandarin Oriental’de kahvaltı ve havuz keyfiyle geçiyor. Akşam ise La Mamounia’da yemek ve sonrasında fuarı takip edenleri izliyoruz. Sonraki güne ise El Fenn’de başlıyoruz, Marakeş’in en güzel butik oteli. Virgin Havayolları’nın kurucusu Richard Branson’ın kızkardeşi Vanessa Branson’ın oteli. Şahane bir konsept mağazası var, alışverişe doyamayacağınız.

Kahvaltısı da, odaları da diğer büyük otellerin hepsinden daha zevkli, daha görmeye değer. El Fenn’de bütün gün yayıldıktan sonra alışverişe Topolina’ya gidiyoruz. Her şey tek beden, ve son derece zevkli. Fiyatlar da Türkiye’ye göre uygun.

Alışverişten sonra çağdaş sanat müzesi MACAAL’daki 1.54 partisine gidiyoruz. Parti sonrası ise Mandarin Oriental’deki Hakkasan restoranı Ling Ling’e yemeğe geçiyoruz. Ertesi sabah Grand Café de La Poste’da kahvelerimizi içip arabayla Casablanca’ya gidiyoruz, THY Casablanca-İstanbul uçağı için. Peki ama Marakeş’e bir daha gider miyim? Kesinlikle evet, güzel havası ve enerjisi için.

 

 

Yazarın Önceki Yazıları