KADINLARIMIZ DA ASKERE ALINSIN MI?

20.02.2019 Çarşamba

Yazı işlerinin dün sabahki toplantısında, askerlikle ilgili yeni düzenlemeler konuşulurken, söz bir anda kadın askerlere geldi ve uzun süre kadınlarımızın da askere alınıp alınmamalarını tartıştık.

Ortaya çok enteresan fikirler atıldı.

Örneğin, “Kadın subaylar var da kadın askerler neden yok?”, “Pek çok ülkede herkes için askerlik zorunluyken, bizde neden değil?”, “Mademki her alanda eşitlik isteniyor, bu konuda neden eşit davranılmıyor?” sorularına cevap arandı.

Ortaya atılan sorular ve gelen cevaplar hepimizin bildiklerinden ya da düşündüklerinden farklı değil.

Enteresan olan, askerliğin bireylere kazandırdığı değerlerdi.

Hemen, peki ya kaybettirdikleri diye itiraz edenleriniz mutlaka çıkacaktır ve o da mutlaka tartışılmalıdır ama bizim konuştuğumuz, özellikle kadınlarımıza kazandıracağı sosyal boyutlardı.

Örneğin, okuma yazma bilmeyenler içerisinde en büyük grup kadınlarımız, yine aynı şekilde elinde hiçbir mesleği olmayanların en tepesinde yine kadınlarımız bulunuyor; doğup, büyüyüp, evlenip, çocuk ve torun sahibi olup, resmi kayıtlara geçmeyen kadın sayımız tahminlerin çok üzerinde; doğduğu kentin hatta doğduğu köyün dışına çıkmayan, Türkçe konuşamayan kadınlarımız var...

Oysa bu ülkeyi biz onlarla birlikte kurduk, birlikte yücelttik, çok daha ileriye de yine onların katkılarıyla götüreceğiz.

Süresi, detayları ve diğer ayrıntılar üzerine elbette kafa yorulur, yorulmalı da ama önemli olan onların böyle göreve hazır olup, olmadıkları.

Birçoğumuz destekledik, çünkü özellikle de kırsaldaki kadınlarımız için çok önemli bir açılım olur, onunla da kalmaz, dik durmayı, hayata katılmayı, öğrenirler dedik.

Bu sistemin erkekler üzerinde çok başarılı sonuçlar verdiğine hepimiz şahit olduk.

Okuma yazmayı askerde öğrenen, ilk köy dışı seyahati askerlik için yapan, çalıştığı mesleği bir şekilde askerlikle ilişkilendiren, masada çatal bıçakla yemek yemeyi, alafranga tuvaleti, duşu, kâğıt peçeteyi, tuvalet kâğıdını, şampuanı, telefonu, ömür boyu süren dostluğu, arkadaşlığı ve en önemlisi de üç öğün yemeği ilk kez askerlikte görenlerimiz çok oldu...

Toplantıdan sonra bizim arkadaşlara da sordum, hiç tereddütsüz, “Neden gitmeyelim ki?” dediler.

Sonra da “Eyvah eyvah, elimizde kalan tek şey askerlikti, o da gidiyor” diye şaka yapacak oldum, “Allah’tan Ankara var, onlar buna izin vermez” diye teselli oldum.

Erkek Meclis kadın askerlere hiç izin verir mi?

Asla.

Belki, sadece biraz konuşulur o kadar!..

Dünyadaki uygulamalara bakıldığında, akla ilk gelen İsrail ama dünyanın pek çok yerinde kadın asker görmek mümkün.

Çoğu ülkede silah kuşanıp cepheye gidilmiyor. Daha çok, ihtiyaç duyulan alanlarda ülkeye hizmet ederek askerlik sürelerini tamamlıyorlar.

Bu çerçeveden bakıldığında, o kadar çok hizmet alanı var ki, böyle bir uygulama eminiz ki umulanın çok üzerinde katkı sağlayacaktır.

Zorunlu da olabilir, isteğe bağlı da.

Görev sürelerini tamamlayanlara pozitif ayırımcılık da tanınabilir, görev görevdir deyip, kazanımlarıyla yetinsinler diyenler de çıkabilir.

Örneğin sivil savunma konusunu onlara havale edebiliriz.

Allah korusun, olası bir depreme zerre kadar hazır olmadığımızı, bilmeyenimiz yok ama önlem alan da yok.

Eğer kadınlar için askerlik söz konusu olursa, emin olun, en büyük kurtarıcımız yine onlar olabilir.

Başta okuma yazma seferberliği, mesleki öğretim, üretimin her türlüsü, doğanın korunması ve daha pek çok alanda ülkemizin lokomotif gücü haline gelebilirler...

Nereden nerelere geldik.

Görünen o ki askerlik bile onlarsız olmuyor!..

Özetin özeti: Bir bu sorunumuz eksikti diyenler çıkacaktır ama önemli bir konu! Ve sakın ola hiç kimse, “Otursunlar evlerinde” ya da “Erkekler yapamıyor mu ki onlardan medet umuluyor” demesin!..

Yazarın Önceki Yazıları