Acı böyle paylaşılır

18.03.2019 Pazartesi

Cuma gününü kana bulayan, haftayı karabasan gibi kapatmamıza neden olan Yeni Zelanda Christchurch cami saldırısının ardından insana olan inancımı tazeleyebilmek için izlediğim tek şey, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in yakınlarını kaybedenlere yaptığı taziye ziyaretinde çekilen görüntüler. 

İnce, zarif, tüy gibi hafif bir kadın. Siyahlar giymiş, başına siyah bir örtü almış, yüzünde görüp görebileceğiniz en samimi acı ifadesi. Hani genelde bir mekâna bir devlet büyüğü rüzgârıyla girer ve kendini belli eder ya, onun varlığı serinletici bir meltem gibi. Kederli ailelere bir sarılması var, ancak kapı komşusu böyle sarılabilir insana.

Ama zaten mesele de bu, bir başbakan olarak o insanları komşusu, dostu, yakını kabul etmesi. Öldüren kim, öldürülenler kimlerden diye bakmadan, bugünü “ülkenin en karanlık günü” ilan etmesi. “Onlar Yeni Zelanda’yı evleri olarak gören göçmen veya mülteciler ve evet, bu ülke onların evi” demesi. “Onlar biziz, bu ülkede benzeri görülmemiş şiddeti uygulayan kişi bizden değil. Böyle insanların Yeni Zelanda’da yeri yok” diye net bir şekilde safını belirtmesi. Tekrar edeyim; “Onlar biziz” demesi.

Bilmiyorum size tanıdık geldi mi, onun bu sözlerinin ardından hem Yeni Zelanda’dan, hem de dünyanın dört bir yanından sosyal medya kullanıcıları “OnlarBiziz” etiketiyle paylaşımlar yapmaya, saldırganı lanetlemeye, kurbanları anmaya, üzüntülerini, öfkelerini dile getirmeye başladılar.  “Ne alakası var, ben neden onlar oluyormuşum ki? Müslüman mıyım, Pakistanlı mıyım, Endonezyalı mıyım, hayır değilim, o zaman onlar da değilim” demediler. “Ayrımcılık, ırkçılık yüzünden acı çeken, saldırıya maruz kalan, katledilen her kimse biz de onlardanız” dediler tam tersi.

İşin bizdeki karşılığına bakmak gelmiyor bugün içimden. Daha fazla öfke, insana dair daha fazla hayal kırıklığı üretmek istemiyorum çünkü. Buradan bakınca “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” diye sokağa çıkanların ne kastettiğini, ne demek istediğini anlıyor musunuz?” demek istiyorum sadece. 

İnsanlık bunu gerektirir çünkü dinine, diline, ırkına bakmadan acıyı paylaşmayı. Kendisini karşısındakinin yerine koyarak, uzaktan bakarak değil, yanında durarak paylaşılır yas dediğin.

Irkçılığa yumurta

Madem katliama dair umut veren görüntülerden söz ediyoruz, bir diğer ‘kahraman’ ilan edilen kişiyi de anmadan geçmeyelim.

Avustralyalı senatör Fraser Anning, vahşi saldırıya dair ölenleri suçlu çıkaran dehşet verici bir açıklama yaptı. “Kuralsız eylem” diye masumane bir tabirle nitelediği katliamın gerçek sebebinin Müslümanların Yeni Zelanda’ya
göç etmesine imkân sunan göç programı olduğunu iddia etti, yetmedi, bir de “Bugün kurbanlar Müslüman olsa da suç işleyen kişiler genellikle onlar oluyor” diyerek saçmalıklarına tüy dikti.

Cevabını da 14 yaşında bir çocuktan aldı. Twitter hesabından “Terörün dini yoktur” paylaşımları yapan Will Connolly, konuşma yapan Anning’e arkasından yaklaşıp kafasında yumurta kırdı. Bütün dünya ırkçılığa okkalı bir tokat indiren çocuğu alkışlıyor şimdi. İnsanları bölmeye doyamayan büyüklerine örnek olsun.

Yazarın Önceki Yazıları