Asu Maro

Asu Maro

amaro@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

"Memlekette her konu bitti sıra Sıla’ya mı geldi?" lobisinin hışmını hesap ederek yazıyorum bu yazıyı. Hiç anlamadığım şekilde şiddete uğramış kadınlar arasında ayrım yapan kesim var. Sıla ünlü, güzel, ne bileyim “tuzu kuru” olduğu için onun uğradığı eziyetin o kadar da önemli olmadığına, maruz kaldığı şiddetle adeta asıl mağdur kadınların “Önünü kapadığına’ inanıyorlar. Sürekli bir “Kadın dernekleri ve kadınlar Sıla’yla meşgulken şu mahallede bir kadının başına neler geldi, kimsenin umurunda olmadı” sitemleri...

Haberin Devamı

Birincisi, kadın dernekleri diye azarlamaya kalkıştığınız bir avuç insan bu memlekette şiddete uğramış her kadının sesi olmak için insanüstü bir çaba gösteriyorlar, korkarım siz daha ziyade Sıla olayının magazinel boyutuyla ilgili olduğunuz için gözünüzden kaçmış. İkincisi, o ‘kenarda kalmış’ kadın adına da siz kıyamet koparabilirsiniz, bir engel yok. Ama tabii birilerine havale edip hesap sormaktan biraz daha fazla mesai istiyor.

Ve en önemlisi, bir şiddet olayının bütün aşamalarını gözler önüne serdiği için bu “Başka konu mu kalmadı?” diye küçümsenecek bir mesele değil.

Öncelikle hayatında bir kere bir kadının canını yakmış bir insanın bunu mutlaka tekrarladığını görüyoruz; Ahmet Kural’ın bu bilinen üçüncü vukuatı.

Sonra bir kadının ortaya çıkıp dayak yediğini açıklaması için, tıpkı tacize uğradığında olduğu gibi, çelik gibi sinirlere sahip olması gerektiğini görüyoruz. Karşısında o erkeğin zamanında pek aşık bakan gözlerine kolayca ikna olmuş koca bir ordu var ve nedense o morluklar, o yaralar, o vahşet onlara o kadar ‘ikna edici’ gelmiyor.

En fenası da kadına o dehşeti yaşatan adam çıkıp aşktan, sevgiden, saygıdan dem vuran bir açıklama yapıyor ve hâlâ sırtı sıvazlanıyor. İnstagramda o samimiyetten uzak açıklamayı beğenerek şiddete açıktan açığa destek veren 190 bin kişiyle
beraber yaşıyoruz.

Ve o açıklama, şiddet uygulayan bütün erkeklerin sığındığı “Ama bir sor neden?”i mertçe de değil, sinsi bir şekilde aba altından sopa göstermesiyle de muazzam bir örnek. Ahmet Kural, Sıla’dan ve bütün kadınlardan özür diliyor, ama nasıl? “O gece benimle paylaştığı şeyleri itidalle karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine diye düşünmeliydim” diyerek. Özetle “Ayıplı olan ben değil karşımdakiydi”. Böylece,
1 buçuk milyon takipçisi olan biri olarak bir zarar da buradan veriyor kadınlara. “Bunları duyan erkek kendini tutamaz, elinden bir kaza çıkar. Bak Ahmet Abi de öyle diyor”.

Haberin Devamı

Öte yandan, bütün bunlara göğüs gererek kendisine şiddet uygulayan erkekten şikayetçi olan Sıla ise susmayarak ileride bunları yaşama ihtimali olan birçok kadına örnek olmuştur. Bu hiç küçümsenecek bir şey değildir. Ayrıca kısa ve net açıklama metninde belleğimize kazımamız gereken bir cümle etmiştir: “Bazıları sevilmeyi hiç öğrenememiş olabilir ama bence bunun aşkla hiçbir ilgisi yok”.

Hâlâ Ahmet Kural’ın “örnek gösterilen bir aşkın aktörleriydik” masalıyla ilgilenenler hele, tekrar tekrar okusun. Bunun aşkla bir ilgisi yok!