Türkiye’nin İdlib pozisyonu

06.09.2018 Perşembe

Türkiye, Rusya ve İran yarın Tahran’da, Suriye’de silahlı muhalefetin elinde kalan en büyük yerleşim bölgesiyle ilgili pozisyonlarını masaya yatıracak. Masa pazarlık masası olacak. Ancak Rusya, masada elini yüksek tutacağını 22 gün sonra İdlib’i bombalayarak gösterdi. Aynı zamanda ABD Başkanı Trump’ın Twitter’dan Suriye rejimi, Rusya ve İran’a yaptığı “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad İdlib’e pervasızca saldırmamalıdır” seslenmesine Suriye’deki Hmeymim üssünden kaldırdığı uçakların attığı bombalarla cevap verdi. Çünkü Rusya o uçakların kalktığı üssün de İdlib’deki teröristlerin saldırısına uğradığını söylüyor. İran da benzer ifade kullanıyor. Ama Türkiye’ye göre İdlib’de sadece teröristler yok. 

Ankara’nın muhataplarına anlattığı

İdlib, 2016’da Halep’in, martta Guta’nın ve temmuzda Dera’nın düşmesinin ardından silahlı muhalefetin aileleriyle birlikte Suriye topraklarında çekildiği yer. Bu nedenle de yaklaşık 750 bin olan nüfusu 3 buçuk milyona çıktı. Yüzde 60-70’ine Türkiye’nin 31 Ağustos’ta terör örgütü listesine aldığı Heyet Tahrir’üş Şam (HTŞ) hakim ve siyasi     bir yönetim oluşturmuş durumda. HTŞ’nin dışında, aralarında ÖSO’nun da bulunduğu irili ufaklı birçok silahlı muhalif var. 

Türkiye, Astana Süreci ortakları başta olmak üzere, uluslararası kamuoyuna İdlib’de sadece teröristlerin olmadığını, 2 binden fazla okul, 100 binden fazla öğrenci, hastaneler, restoranlar ve pazar yerleri olduğunu anlatıyor. Güvenlik kaynakları bu nedenle teröristler ile sivilleri, radikaller ile ılımlıları ayırmanın zorluğuna dikkat çekiyor. 

Türkiye açısından ikinci nokta, yaşanacak bir çatışma halinde başlayacak göç. Bölgeden çıkmak isteyenler için Ürdün sınırı uzak. Türkiye daha yakın. İdlib Hatay’ın komşusu. Ağır bir operasyonda ilk etapta 500 bin ile 750 bin arasında kişinin kuzeye doğru yönelerek Reyhanlı ve Afrin’e doğru hareket edeceği tahmin ediliyor. Büyük olasılıkla da halen 1 milyondan fazla kişinin barınmaya çalıştığı derme çatma Atme kampına ulaşmaya çalışacakları hesaplanıyor. Halihazırda zor şartlarda yaşayan insanlara kış yaklaşırken yenilerinin eklenmesi söz konusu. Bu nedenle, Türkiye öncelikle operasyon yapılmamasını hedefledi. Ancak gözlemciler İdlib’de tıpkı depremlerde olduğu gibi biriken enerji olduğunda mutabık. Şimdi bu enerjinin açığa çıkış etkisinin sınırlı olması için çaba sarf ediliyor. 

Tahkimat güçlendiriliyor 

Türkiye’nin İdlib konusundaki bir başka hassasiyeti ise oradaki varlığı. Astana Süreci kapsamında Türkiye, Rusya ve İran, Gerilimi Azaltma Bölgesi olarak tanımlanan İdlib’de gözlem noktaları kurdu. Türkiye’nin İdlib-Halep sınırının muhaliflerin kontrol ettiği iç tarafında, 1 numaralı olanı Afrin, 12 numaralı olan Lazkiye sınırında olmak üzere 12 gözlem noktası var. Sınırın rejim kontrolündeki dış tarafında ise Rusya’nın 10, İran’ın 7. Türkiye, başlaması halinde süresi ve şiddeti belli olmayan operasyona karşı buradaki varlığı için de tedbir alıyor. Karadan ve havadan tahkimat güçlendiriliyor. Operasyon sırasında ikmal yollarının kesilebileceği, havadan ulaşım sorununun ortaya çıkabileceği hesap ediliyor. İkmal yollarının kesilmemesi için de gerekli girişimlerde bulunuluyor. Türk askerine yönelik herhangi bir saldırıya mütekabiliyet çerçevesinde cevap verileceği de net bir şekilde açıklandı. 
Tahran Zirvesi hem Türkiye, hem de masada olan ve olmayan diğer tarafların ön ve arka kapı diplomasisi yürüterek geldikleri aşama sonrasında, artık sahada neyin yapılıp yapılamayacağını ortaya çıkaracak.

Yazarın Önceki Yazıları