Güzel insan!

22.02.2019 Cuma

Malum ahir zamanda yaşıyoruz. Bu zamanın tipik özelliği, iyilik ve güzelliklerin azalıp neredeyse yok olması ve kötülerin ve kötülüklerin her geçen gün, artarak çoğalmasıdır.

Kötü ve kötülükler öylesine artacak ve dünya yaşanabilir olmaktan öylesine çıkacak ki insanlar huzuru ve kurtuluşu şehirlerden kaçıp dağlara çıkmakta arayacaklar.

Böyle bir zamanda, iyilik ve güzellikler, eskilerin tabiriyle ‘kibrit-i ahmer’ (kırmızı kibrit-onunla halis altın yapılan bir iksir ve maden) olup, Kafdağı’nın ardına gizlenmiş gibiler!

İnsanlık tarihi boyunca insanlar neyi ve neleri istedilerse elde ettiler. Bizden öncekiler, belli ki manayı, maneviyatı daha çok istediler ve ona kavuştular.

Mutlu oldular.

Günümüz insanı ise, maddeyi arzu etti ve her geçen gün daha da artan bir iştiha ile bunun arzusuyla yanıp tutuşmaktadır. O da istediğini fazlasıyla elde etti ve etmeye devam ediyor.

Mutluluk sırra kadem bastı; sıkıntı, acı, üzüntü ve kahır her kişi, her hane ve her toplumun vazgeçilmezi oldu.

Günümüzün en ziyade kahreden hali ise, milyonda bir olan iyi ve güzel insanların, vefat ettiklerinde, iyilik ve güzellikleri de beraberlerinde götürmeleridir.

Kurulduğu günden beri, meşhur Babıali’nin biricik Enver Ören Abi’si, eşine rastlanmayan bir iyilik ve güzellik abidesi idi.

Kadife sesi ve güler yüzüyle en karamsar insanları bile mest eder, neşe ve sevince boğardı.

Buğulu gözleriyle muhatabının kalbine nüfuz ederdi. Zira konuşurken herkes gibi ağzındaki dili kullanmaz, gönül dili (kalp-fuad) ile hitap ederdi.

Allahu Teâla’ya ve O’nun sevdiklerine âşıktı. Hiçbir zaman patron olmadı; hizmetlisinden genel müdürüne kadar her çalışanına abi diyen gerçek bir abiydi.

Gönül insanıydı; bundan dolayı da Babıali’nin çirkefine hiç bulaşmadı. Kalabalıklar nereden gidiyorsa, oradan gidip onlara benzemeyi, kalabalıklara karışıp yok olmayı istemedi. Aksine, onların boş kısmını haber yaptıkları bardağın dolu kısmını haberleştirerek, yeni bir konsept geliştirdi.

Rakiplerinin bile gıptayla baktığı, ‘huzur veren’ bir gazete yaptı.

İletişimdeki baş döndürücü bugünü daha 90’ların başında görmüş ve Türkiye’de ilk örneğini vermişti.

Duayen abimiz, sevgili Hakkı Öcal, merhum Enver Ören Abi’nin neşrettiği Byte dergisinde o gün şunları yazmıştı (1992): “Bu kehanetin gerçekleşmesi için Byte okurları bir yıl daha beklemek zorunda kaldılar ama sonunda elektronik dergilerine kavuştular. Henüz dünyada hiçbir günlük gazetenin elektronik sürümü yokken, Türkiye’de bir öncü, rahmetli Enver Ören kendi kurumunda bu çığırı açmıştı. Türkiye’de ve dünyada uygulama 90’ların sonlarında ivme kazanmıştı!”

Üstün zekâsı, kabına sığmayan müthiş girişimciliği ve herkesi hayrette bırakan tevazuuyla, onlarca iş kolunu kurup insanlara ekmek kapısı açtı. Bugün Türkiye’de gıptayla bakılan hemen tüm özel sektör kurumlarının (özel hastaneden hayat sigortasına, TV’den haber ajansına, tatil köylerinden binlerce konutluk sitelere, vb.) ilk başlatanı oldu.

28 Şubat darbesi ve FETÖ fitnesi, birçokları gibi merhum Enver Ören Abi’nin üzerinden silindir gibi geçti. Pestil edilmiş haline bakıp da, onu yanlış değerlendirenleri görüyor ve üzülüyoruz. Allah ıslah etsin! Islah olmayanların da müstahakkını versin!

Her kaptan içinde olan sızıyor!

Eden kendine eder; dünyanın üstü olduğu gibi altı da var! Üstelik altında sonsuzluk var.

Sevgili Enver Abi! Hepsini götürdüğün iyiliklerinle ve kavuşmak için can attığın sevdiklerinle nur içinde yat!

Yazarın Önceki Yazıları