ALİCE HARİKALAR DİYARI'NDA

10.02.2019 Pazar

KİTAPTAKİ Alice 11 yaşındaydı. Tavşan deliğine düşmüş, derinlere yuvarlanarak “harikalar diyarına” ulaşmıştı.

Zorlu Performans Center’da izlediğim Alice ise 18 yaşında. Tavşan deliğine düşerek değil, bilgisayar ekranından açılan boşluğa düştü, derinlere yuvarlanarak harikalar diyarına ulaştı.

Kitaptaki Alice “Lewis Carroll mahlasıyla yazan Oxford’lu matematikçi papaz ve fotoğrafçı Charles Lutwidge Dodgson’un
ders verdiği okul dekanının küçük kızı
Alice Liddell”
idi. Alice Harikalar Diyarı
kitabını bu kız için yazmıştı.

Zorlu’daki ilk gecesinde izlediğimiz Alice Harikalar Diyarı’nda adlı oyundaki Alice ise Serenay Sarıkaya... Gene çok başarılı.

....................

Bu kitap 174 dile çevrilen, edebiyat
dünyasının harikalarından biridir.
Müzikal uygulamasını yönetmen Serdar Biliş, koreografisini ise Beyhan Murphi yapmış.

Ezgi Mola “Kraliçe”, Enis Arıkan “Tavşan”, Şükrü Özyıldız “Şapkacı”, İbrahim Selim “Kral”, Merve Dizdar ise “Kedi” rollerinde müthiş alkış aldılar. Kitap sayfalarında bir hayal dünyasını anlatmak elbette büyük ve zor iş.

O dönemin anlatımını 21. yüzyılın ışık, ses, projeksiyon, bilgisayar teknolojisiyle ve de müzikle, dansla harmanlayarak sahneye
koymak da büyük ustalık.

....................

Küçükler için masal olarak
yazılmış ama büyükleri de kucaklayan “derin felsefe” var oyunda.

Beyaz Tavşan’ı takip ederek fantastik dünyada “kendini arama, bulma, bulduğuyla yüzleşme, yüzleştiğini kabullenme ve savunma ve de meydan okuyabilme cesaretine” uzanan bir yolculuk.

Kitapta Tavşan deliğine yuvarlanır...

21. yüzyılın Alice’i bilgisayar ekranından evrenin “solucan deliğine”, oradan
paralel evrenlere geçiş yapar. Zamanın,
büyük küçük, ağır hafif tüm kavramların “göreceli olduğu” ne de güzel anlatılıyor.

....................

Müzikaller bu tür oyunlar gösteri dünyamıza çıtayı yükseltmekte.
TİM’de Müjdat Gezen’in sahneye
koyduğu “Yedi Kocalı Hürmüz” ve
“Şarkılar Seni Söyler” 1 yılı aşkın süredir
kapalı gişe oynuyor.

Tuba Ünsal “Kürk Mantolu Madonna”
ile gösteriler paletine çok güzel ve kalıcı
bir renk koydu. O da kapalı gişede.

Şimdi... “Alice Harikalar Diyarında...”

Ve hazirana kadar devam edecek müzikalin biletlerinin tükenmesi an meselesi...

Hepsine alkış...

DELİ DEĞİL BİLİNÇLİ 

Türkiye’de herhalde “ilk” ve “tek...”

Kandıra’dan Karadeniz’e doğru harika doğanın ortasında ekolojik otel, organik çiftlik ve eğitim merkezi “NARKÖY” turizm alanı ilan edilir.

İnşaat emsal değeri katlanarak yükselmiş olur.

Narköy aile şirketi adına baba, mühendis Ahmet Kuşçu ilgililere başvurarak, “Lütfen arazimizin emsal değerini yeniden eski değerine düşürün” der.

Resmi ilgililer şaşırırlar.

“Emsal artışı için herkes uğraşırken bir de bodrum ve gizli çatı katları yaparak binanın metrekare alanını genişletirken...” birisi gelip “zaten turizm alanına dönüştüğü için kendiliğinden
artmış emsal değerini eski
haline düşürün”
diyor.

Herhalde “Deli mi ne?” diye düşünmüş olmalılar. Veya...

“Bunu istediğine göre arkasında kim bilir ne hinlik var?” diye kuşkulanmışlardır.

......................

Oysa...

Aile bu 120 dönüm

arazilik doğal alan üzerinde tamamen ekolojik otel, tam organik tarım ve doğadan örnekleri yaşatarak bankalar ya da büyük şirketlerin mensuplarına eğitim veren bir örnek tesis kurmuşlardır.

Bunu kesinlikle sürdürmeye aralarında söz vermişlerdir.

Otel binaları toprağa zarar veren ayak izleri bırakmamak üzere kazıklar üzerine oturtulmuştur.

Binaların cepheleri olası bir yangına karşı sırtını yasladığı ormana zarar vermemesi için aleve dayanıklı Finlandiya çamıyla kaplanmıştır.

Geri dönüştürülmüş kâğıt ve bordan üretilen cellubor kullanılarak izolasyon sistemi oluşturulmuştur.

Uzun süre gözlemle hava koşulları, rüzgârın esiş yönü ve şiddetine göre açılar dikkate alınmış, klimaya ihtiyaç duyulmayacak doğal serinleme sağlanmıştır.

Mobilyalar geri dönüşümlü ve doğal içerikli malzemeyle üretilmiştir.

Binaların üstleri havuz şeklindedir.

Toplanan yağmur suları arıtılarak kullanım suyu üretilmekte, tarlalar ve seralar böyle sulanmaktadır.

Narköy’ün mutfağında kullanılan malzemelerin yüzde 80’ni kendi
arazisinde üretilmektedir.

Kesinlikle ilaç kullanılmamaktadır.

Kendi tohum bankasında yer alan “atalık tohumları” (genleri değiştirilmemiş, binlerce yılın katıksız tohumları) zararlı böceklerden korumak için gölgede kurutulmuş defne yaprakları konuluyor, ekimi yapılan domates, biber, patlıcan gibi sebzeler arasına da yaydıkları koku ile zararlı böcekleri
uzak tutan reyhan, fesleğen, sarımsak, kadife çiçeği fideleri ekilmekte.

Sahiplerden Nardane Kuşçu bir Yörük kızı, öğretmen. 6 yaşından beri Türkiye’den ve dünyadan geniyle oynanmamış saf tohumlar toplamakta.

Narköy’de 1200 dolaylarında böyle “saf” tohumun bulunduğu “tohum bankası” oluşturulmuş.

Yüzde 30’u eğitim amaçlı olmak üzere
15 bin kişi şimdiye
kadar misafir edilmiş. Türkiye ve dünyada
6 bin gönüllü Narköy’e çalışmak için
gelen gönüllüler.

İşte böyle bir amaçla ve kararlılıkla kurulan Narköy’ün inşaat emsalinin artması çevrenin de bu emsal cazibesine kapılarak bozulması ihtimaline karşı “Hayır, emsalimizi tekrar eski haline düşürün” başvurusu yapılmış.

......................

İletişim ajansının başkanı Melodi Türkili bir davet düzenledi ve Narköy’de harika bir gün ve gece geçirdim. Nar Eğitim ve Danışmanlık şirketinin kurucusu Ozan Kuşçu, isim annesi, NP eğitimcisi Nardane Kuşçu, baba Ahmet Kuşçu
ile doğa, bilim, sağlık üzerine keyifli
sohbetler yaptık.

Çocuklu aileler için de, doğanın deneyimlendiği bir yeryüzü cenneti.

Böylesine yüksek değerlere hizmet ettikleri için kutluyorum.

ÇİN SERMAYESİNE NİKÂH

bana “Çin milyarderleri ile dünya iş insanlarını bir araya getiren en büyük sermaye nikâhlarını kıyıyor” diye tanıtılan bir girişimciyle tanışacaktım.

Şöyle...

Kruvaze lacivert kostüm içinde oturaklı bir iş adamı arıyordu gözlerim.

Oysa...

Baştan başa kırmızı kostümlü, yeni nesil jilet gibi bir genç iş adamıyla tanıştırıldım.

İngiliz aksanlı, bildiğimiz
bir beyaz Avrupalı.

Fakat adı “Hurun” yani
bir Çin ismi...

Çin’de kurduğu platforma kendi adını vermiş; “Hurun Report...”

İşin aslını açıkladı:

“İngiltere doğumluyum. Adım Rupert Hoopewerf. Yıllardır Çin’de yaşıyorum. Çin’deki adım Hurun...”

....................

Çin dünyanın bir numarası olma yolunda. Çin sermaye de ihraç eden, muazzam bir finans kaynağı…

Hurun işte kurduğu platformda bu sermayeyi dünya iş insanlarıyla buluşturuyor.

Platformu Şanghay merkezli, 150 çalışanı var.

Hurun, listeleriyle de ünlü.

- Çin’in zenginleri.

- Çin’in en başarılı iş kadınları.

- Çin’in en cömert yardımseverleri.

- Çin’in bir milyar dolar ve üstü en dinamik kuruluşları.

- Çin’deki en başarılı üniversite mezunları.

- Çin’in en saygın 600 doktoru.

- Çin’in yaşayan en iyi sanatçıları.

....................

çin’in yeni yılı bağlamında Hurun dünya yemek davetleri serisi Şanghay’da başladı. Bazı dünya kentlerinin yanı sıra İstanbul Swissotel Bosphorus’ta da düzenlendi.

Türkiye-Çin ilişkilerine katkıları nedeniyle iş insanı Hüsnü Özyeğin’e, Çin’de
7 yıl sureyle turizm sektörü yöneticiliği yapan Swissotel Bosphorus Genel Müdürü Uğur Talayhan ve Dorak Turizm’e ödüller verildi.

NOT: Bir yurt dışı seyahati nedeniyle yazılarıma birkaç günlük ara. 

Yazarın Önceki Yazıları