Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

ABDULLAH Öcalan’ın Şam’daki villasında beslediği bir şahin vardı.

Bu konuyla ilgili Aliza Marcus “Kan ve İnanç” adlı kitabında şöyle yazmış:

Öcalan’ın Suriye’deki hayatı yıllar geçtikçe çok konforlu bir hal almaya başladı.

Bazen Şam’daki, bazen Halep’teki villalarında kalıyordu.

Her ikisinin de büyük bahçesi ve yüzme havuzu vardı.

Villaların bakımı kadın militanlarca sağlanıyordu; evin temizliği ve yemek pişirme dışında Öcalan’ın konuşmalarının yazımını da onlar yapıyordu.

Öcalan’ın mülakat ve toplantılarını yaptığı başka evleri de vardı.

Haberin Devamı

Ama dinlenmek için bu iki villadan birinde kalıyordu.

“Mahabad” adında bir şahini vardı.

Okşayıp kuzu etiyle beslerken onunla konuşuyordu.

.....................

Mahabad, 1946’da kurulup sonra dağılan Kürt Cumhuriyeti’nin adıdır.

Sovyetler Birliği’nin desteğiyle kurulmuş, bu destek çekilince dağılmıştı.

“Tek Kürt devleti olarak” tarihe geçmiştir.

Öcalan’ın Türkiye, İran ve Suriye Kürtlerini kapsayacak bir Kürt devleti kurmak tutkusunun simgesi bu şahinin adıdır.

.....................

Bugün Suriye’de sahneye konan, Türkiye’nin güney sınırı boyunca, Fırat’a kadar uzanması öngörülen Kürt yönetimi şifresi “Mahabad Şahin”dir.

.....................

Gazeteci dostum Murat Yetkin’in “KÜRT KAPANI- Şam’dan İmralı’ya Öcalan” kitabından yansıttım yukarıdaki satırları.

Murat “Öcalan’ın yakalanışının 20. yılı” bağlamında yenileyerek yayımladığı bu kitabında araştırmacı gazeteciliğin çok güzel örneklerini veriyor.

.....................

Abdullah Öcalan’a suikast girişimi bunlardan biri.

“Alternatif tarih” yazma girişimleri risklidir.

Ama…

Düşünmeye değer.

Acaba o girişim başarılı olsaydı, PKK bugünkü profilini çiziyor olabilir miydi?

Süper büyük ABD bu terör örgütüne “Suriye topraklarında kendi adına vekâleten kara gücü” statüsünü tanıyor ve bir “Kürt devleti oluşumu senaryosu” sahneye koyuyor olabilir miydi?

.....................

Kitaptan özetle, o suikast girişimi şöyle:

Suikast planı aslında basitti.

Öcalan’ın kullandığı, militanlarına mesajlarını ilettiği, haberleşme merkezi olarak da kullanılan çiftlik evinin tam karşısında tahrip gücü çok yüksek bir bombalı araç park edilecekti.

Haberin Devamı

Aracın kapı vidaları gevşetilmiş olacaktı.

Böylece bomba patladığında kapının yerinden çıkarak tahrip gücünün eve doğru yönlendirilmesi sağlanacaktı.

Zaman ayarlı fünye, düğmeye basıldıktan 20 dakika sonra patlayacaktı.

Patlayıcının 150 metre içinde ölümcül etki yapacağı, Öcalan ile birlikte binada bulunan bütün PKK’lıların öldürülmüş olacağı tahmin ediliyordu.

MİT’in elektronik ve teknik istihbaratı Öcalan’ın uydu telefonuyla konuşmaya başladığını bildirince bomba yüklü beyaz Mazda araca harekete geç emri verildi.

Ancak...

Aracın sürücüsü bölgede devriye gezen Suriye trafik polisinden çekinerek aracı, olması gerekenden 100 metre kadar ileride ve dahası ters yönde bırakmıştı.

Yani...

Patlayıcının yönlendirmeli etkisi Öcalan’ın bulunduğu binaya doğru olmayacak konumdaydı.

Sürücü düğmeye basıp bölgeden uzaklaştı.

Bombalı araç 20 dk. sonra müthiş bir gürültüyle infilak etti.

Patlamanın olduğu an Öcalan’ın Kandil’le yaptığı konuşma kesilmiş, bütün haberleşme kanalları susmuştu.

Haberin Devamı

Karargâhta herkes birbirini kutluyordu; Türkiye’nin Öcalan’dan kurtulduğuna seviniyorlardı. Ancak...

5 dakika kadar geçtikten sonra Kandil uydu telefonundan Öcalan’ın sesini yeniden duydular, “Burada müthiş bir patlama oldu. Ben iyiyim” diyordu.

Not: Bombalı aracın sürücüsü cezalandırılmış, kendisinden bir daha haber alınamamış.

Aslında “alternatif tarihi” Öcalan düşmanı Suriye Kürt aşiretinden bu araç sürücüsü yazmış oluyor.