Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

İkinci Dünya Savaşı’ydı.

Savaş bölgesinden memleketi olan Leningrad (St. Petersburg) izne gelmiş bir asker, evinin bulunduğu caddeye doğru giderken Alman bombardımanı sonucu ölenleri taşıyan bir kamyonla karşılaştı. Ölüler “toplu gömülmek” üzere mezarlığa götürülüyordu.

Cesetlerin arasında askerin dikkatini çeken bir şey vardı; bir ayakkabı...

Eşine aldığı ayakkabıya benziyordu.

Eve gidip gitmeme konusunda tereddüt geçirdikten sonra, görevliye, “ayakkabıyı giyen ölüyü görmek istediğini” söyledi.

Görevli izin verdi. Asker kamyona çıktı, cesede baktı... Karısıydı...

Haberin Devamı

Görevliye “cesedin kendi karısı olduğunu onu alıp kendisinin gömmek istediğini” söyledi.

Görevlinin yardımıyla ceset indirildi.

Asker karısının zor da olsa nefes aldığını gördü ve onu alıp hastaneye götürdü...

Yapılan müdahaleler sonucu kadın kurtarıldı, iyileşti ve normal hayata döndü...

İşte o kadın hamile kaldı ve 7 Ekim 1952’de Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Vladimiroviç Putin’i doğurdu...

Tesadüfün böylesine ne demeli...

Hillary Clinton’ın “Zor Seçenekler” adlı kitabından..

.........................

Referans “Hillary Clinton’ın kitabı” olunca elbette ciddiye alınır.

Ama...

Bana biraz fazla “romantik öykü” gibi göründü.

Gazetecilik refleksiyle devamını araştırdım.

Putin’in “Rus Öncü” dergisindeki makalesinden -özetleyerek- ve -basitleştirerek- sunuyorum.

.........................

Misyonu St. Petersburg yakınındaki köprü ve demiryollarının havaya uçurulması olan küçük bir sabotaj grubundaydı babam.

Gruptaki 28 üyenin 24’ü St. Petersburg yakınlarında Nazilerle savaşırken ölmüştür.

Günün birinde, Alman askerleri onları ormanda takip ediyormuş. Babam uzun saatler bir bataklıkta saklanarak kurtulabilmiş.

Bataklığa daldığında bir kamış aracılığıyla nefes alıyormuş.

Bir başka anı daha...

Babam savaş arkadaşlarıyla birlikte Nazi hatlarının arkasına sızmışlar.

Ancak aniden bir Alman askeriyle karşılaşmışlar.

Nazi askeri onlara dikkatle baktıktan sonra bir el bombası, ardından bir tane daha fırlatmış.

Babam uyandığında yürüyemediğini fark etmiş.

Haberin Devamı

Ayrıca, başka bir sorun daha varmış. Donmuş olan uçsuz bucaksız Neva Nehri’nin diğer kıyısında bulunan grubuna ulaşmak zorundaymış.

Neva Nehri, sürekli olarak izleniyor, makineli tüfek ve topçu ateşiyle taranıyormuş. Karşı kıyıya ulaşmanın neredeyse hiçbir yolu yokmuş.

Ancak -şans eseri- babam bir komşusuna rastlamış.

Komşusu -düşman ateşine rağmen- onu yerel bir hastaneye götürmeyi başarabilmiş.

El bombası parçaları babamın bacağına dağılmış vaziyetteymiş.

Hastanede babamı bekleyen komşu ona “Pekâlâ, sen yaşayacaksın ve ben şimdi ölmeye gidiyorum” demiş.

Babam kurtarıcısının öldüğünü sanıyordu.

Ama 60’larda bir dükkânda tesadüfen karşılaştılar.

Sevinç gözyaşlarıyla birbirlerine sarıldılar.

...................

Bu yazıda, Putin “II. Dünya Savaşı’nda doğan bir abisinin olduğunu, difteriden öldüğünü, abisinin hangi mezarlıkta olduğunu yıllar sonra öğrenebildiğini” yazmış.

Putin’in makalesine dönelim.

Babam hastanedeyken annem de evde hastaydı.

Ağırlaşmıştı.

Sağlık görevlileri onu -neredeyse- “ölü” olarak değerlendirmişler.

Haberin Devamı

Ve -yakılmak üzere- pek çok cesedin yüklendiği kamyona taşırlarken, babam bir tesadüf sonucu taburcu edilmiş eve gelmiş.

Cesetlerle birlikte annemi de yakmak üzere taşıyorlarmış.

Yaklaşmış ve annemin nefes alıyor gibi olduğunu görmüş.

Sağlık görevlilerine “O hâlâ yaşıyor!” demiş.

“Ölmek üzere olduğu konusunda” ısrar etmişler.

Babam direnmiş.

Hatta “koltuk değnekleriyle” onlara vurmuş.

Sonunda, annemi ellerinden alabilmiş.

Ve anneme günlerce özenle bakmış ve onu yaşatmayı başarmış.

İkisi de 90’ların sonunda öldüler.

Annem “Alman askerlerinin de sıradan insanlar olduklarını ve savaşta onların da öldüklerini” söylerdi.

Evet...

Ailem düşman için hiçbir zaman kin tutmadı bu harika. Dürüst olmak gerekirse, bunu hâlâ tam olarak anlayamıyorum.

.......................

Putin’in annesi, babası ve abisiyle ilgili bu savaş anılarının, derin acıları nedeniyle “İdlib’e” bombardımanın oradaki siviller için nasıl aile dramlarına neden olabileceğini anlatmakta sanırım faydası olabilir.