Golan gerilimi

26.03.2019 Salı

Türk diplomasisi 10 yıl önce bölgesel sorunlarda aktif bir arabuluculuk misyonu üstlenmeye başlamıştı. Özellikle Ortadoğu anlaşmazlıklarında o dönemde Ankara izlediği tarafsız politikasıyla “kolaylayıcı” bir rol oynamak fırsatını ele geçirmişti.

Bu anlaşmazlıklardan biri de, Suriye ile İsrail arasındaki Golan meselesiydi. Dönemin Başbakanı Erdoğan, bu sorunun çözümünü “kolaylaştırmak” amacıyla, Suriye Devlet Başkanı Esad ile İsrail Başbakanı Olmert arasında “dolaylı” müzakereler başlatmıştı. Bu çabaların Şam ile Tel Aviv arasındaki “savaş durumu”na son vereceği umudu doğmuştu.

Ne var ki o günlerde İsrail’in Gazze bölgesinde giriştiği saldırı sonunda bu umut suya düştü.

Eğer Türkiye’nin o inisiyatifi başarıya ulaşsaydı, herhalde bugün Golan sorunu gene gündeme gelmeyecek, bu yüzden bölgede bir gerilim odağı daha ortaya çıkmayacaktı.

Bu kez kriz yaratan olay, ABD Başkanı Trump’ın gene beklenmedik bir çıkışla Golan’ı İsrail egemenliği altında kabul etmesidir.

İsrail Golan Tepeleri’ni 1967 “Altı Gün Savaşı” sırasında ele geçirmiş, 1981’de bölgeyi ilhak etmişti. Ne var ki uluslararası camia bu kararı tanımamış, BM Güvenlik Konseyi de buna karşı çıkmıştı. Ancak İsrail yarattığı “fiili” durumu devam ettirmiştir.

Seçim numarası

Dikkatlerin Suriye sorununun siyasal çözümü üzerinde yoğunlaştığı bir sırada, durup dururken Başkan Trump’ın Golan konusunda aldığı karar şaşkınlık yarattı.

Bu sürpriz çıkışın nedeni konusunda yapılan yorumların çoğu, bunun bir “seçim numarası” olduğu yönündedir. İsrail 9 Nisan’da erken seçimlere gidiyor.

Başkan Trump’ın Netanyahu’yu yeniden iktidarda görmek istediği malum. İste “Golan Jesti” tam bu sırada Netanyahu’ya daha çok oy kazandıracak bir armağan gibi görünüyor. Bir de tabii bu jest, bizzat Trump’ın ABD’deki İsrail lobisi ve Evanjelist çevreleri nezdindeki popülaritesini artırmayı amaçlıyor. Hele ABD’de Başkanlık seçimleri için ilk adımların atılmakta olduğu şu sırada.

Ne değişecek?

Trump kuşkusuz seçim faktörünün yanı sıra, Golan’ın stratejik konumunu da göz önüne bulundurarak bu kararı vermiştir. Golan Tepeleri İsrail’in güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

ABD’nin stratejik çıkarları da “İran tehdidi” gibi İsrail’inkine benzer gerekçelere dayanıyor.

Ne var ki ABD bu pozisyonunda yalnız kalıyor. ABD’nin yakın müttefikleri, AB üyesi ülkeler dâhil, uluslararası toplum Trump’ın kararına karşı çıkıyor.

Kaldı ki bu hareket tarzı BM kararlarını, uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal ediyor. Gerçi bu sık görülen bir durum. Ama ne yazık ki tekrarı önlenemiyor. Şimdi mesele, Golan’da bu karardan ve ona karşı gösterilen uluslararası tepkiden sonra, ne olacağı, pratikte neyin değişeceğidir. Golan için topyekûn bir savaş olasılığı zayıf gözükmekle beraber, sorunun yeni gerilimlere ve şimdiye kadar nispeten sakin kalan bu cephede çatışmalara yol açması beklenebilir.

Yazarın Önceki Yazıları