Krizin dış politikaya etkileri

28.08.2018 Salı

ABD ile haftalardan beri yaşanmakta olan kriz, Türk dış politikasında önemli bir dönüm noktası oluşturma eğilimini gösteriyor.

Son zamanlarda iktidar çevrelerinde ve kamuoyunun geniş bir kesiminde, eskisinden farklı, daha bağımsız bir dış politika izlenmesi yönünde hakim olmaya başlayan trend, özellikle “Papaz krizi”nin tetiklediği gerginlik sonucunda ilk etkilerini hissettiriyor.

Bu bağlamda ortaya çıkan en önemli sonuç kuşkusuz Türk-Amerikan ilişkilerinin yakın tarihin en kritik noktasına gelmesidir.  Açıkçası, görünen fotoğraf, iki ülke arasında müttefiklik veya stratejik ortaklık değil, karşıtlık ve düşmanlık halini yansıtıyor. Rahip Brunson meselesi başta olmak üzere biriken anlaşmazlıklar sakin diplomasiyle, uzlaşma yoluyla çözümleneceğine, karşılıklı restleşme ve misillemelerle artık içinden çıkılmaz hale geliyor.

Bu durum değişmedikçe Türk-Amerikan ilişkilerinde bir düzelme ve eski stratejik ortaklık düzenine dönüş olasılığı zayıftır.  Ankara açısından Türk dış politikasında ABD’nin o eski tercihli yeri kaybolmaktadır.

Yeni seçenekler

Türk diplomasisi bir süreden beri daha bağımsız, çok eksenli bir dış politika için yeni alternatif arayışları ve çabaları içindedir.  ABD ile kriz bu çabaları hızlandırmıştır.

Bu seçeneklerin başında Rusya ile yaşanan uçak krizinden sonra düzelmeye başlayan ilişkilerin stratejik bir ortaklığa doğru hızla evrilmesi geliyor. Son olarak çeşitli alanlarda yoğunlaşan ziyaretler ve temaslarla iki ülke arasında sadece siyasi ve ekonomik değil, askeri ve güvenlik iş birliği de derinleştirilmesi çok önemli bir gelişmedir. Rusya artık Ankara açısından Türk dış politikasında öncelikli bir yer almaya başlıyor.

ABD ile krizin Türk dış politikasında güçlendirdiği diğer bir trend de Asya, Afrika, Latin Amerika ülkelerine ve onları içeren uluslararası kurumlara yöneliş çabasıdır. Ankara bu ülkelerle ekonomik ve siyasal ilişkileri geliştirmeyi dış politika seçenekleri arasında sayıyor. Ve açıkçası, kendisini bu alanda küresel aktör olarak görüyor, hatta liderlik rolünü üstlenmeye çalışıyor. İktidara yakın çevreler bu küresel rolün BRICKS (veya Şanghay İş Birliği Örgütü) gibi kurumlarla entegre olmak, hatta ABD Doları yerine yeni bir para sistemi kurmak noktasına kadar götürmeyi düşünüyor.

Eski dostlar

ABD ile krizin hızlı bir etkisi de Ankara’nın AB’ye yeni “açılımı” oldu. Başkan Trump’ın yakışıksız üslubundan ve davranışlarından çok rahatsız olan AB ülkeleri, son gelişmelerden sonra Türkiye’ye kendilerini daha yakın hissetmeye başladı. 

Ankara geçen yıl önde gelen birçok AB ülkesiyle kavgalı duruma düştü. Türk liderler bu ülkelere karşı sert çıkışlar yaptığı gibi, AB’ye de ihtiyaç duymadıklarını söylediler... Ne var ki son olanlar Avrupa’nın önemini ortaya koydu. Şimdi resmi beyanlar ve davranışlar bu yönde...

AB ile yeni yakınlaşma, eski köklü dostlukların dönemsel uyuşmazlıklara heba edilemeyeceğini, dış ilişkilerde rasyonel davranmanın esas olduğunu gösteriyor.

Yazarın Önceki Yazıları