NATO’ya hâlâ gerek var mı?

09.04.2019 Salı

NATO’nun kurulu- şunun 70. yıl dönümü münasebetiyle son günlerde yapılan konuşmalarda ve yayımlanan yazılarda bol bol, ittifakın bu zaman zarfındaki performansı, başarıları, barışa katkıları üzerinde duruldu. Şimdi konu geldi NATO’nun geleceğine. Bu bağlamda bir dizi soru hararetle tartışılıyor: Değişen dünya şartları karşısında NATO ihtiyaçlara cevap verecek durumda mı? Bir hayli genişlemiş haliyle (üye sayısı 29) ve yüklendiği küresel rolleriyle, NATO, birliğini ve etkinliğini sürdürebilecek mi? NATO’nun 1949’da Washington’da imzalanan antlaşmayla neden ve nasıl vücut bulduğu herkesçe biliniyor. O zamanki Sovyet politikalarının agresif ve yayılmacı karakteri, ABD’ye Süper Devlet rolünde sahneye çıkmak ve Moskova’ya “dur” diyecek bir örgütün başına geçmek fırsatını vermiştir.

Kısa zamanda hızla gelişen NATO (Türkiye’nin girişi 1952’de) gerçekten Sovyet yayılmacılığını frenlemiş, Avrupa coğrafyasının önemli bir kesimini ortak tehdide karşı birleştirmiş ve koruyabilmiştir. NATO bilançosunun en başarılı yanı budur.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, Sovyet güdümündeki Varşova Paktı dağıldığı halde, NATO varlığını sürdürmüş ve bu kez Asya’dan Afrika’ya kadar küresel misyonlar üstlenmiştir. Misyonların çerçevesi de genişlemiş, örneğin terörle mücadele bunlara dâhil olmuştur. Ne var ki  ittifakın bu alandaki performansı beklendiği kadar başarılı olmamıştır.

***

Şimdi varlığını küresel çapta sürdürmekle beraber, NATO, içeride ve dışarıda birtakım ciddi sıkıntılar yaşıyor.

İçerideki başlıca sorun, ittifakın eski birliğini kaybetmek ve hatta bölünmek tehlikesiyle karşılaş- masıdır. Bunda özellikle ABD Başkanı Trump’ın izlediği politikaların çok büyük payı var. Trump’ın Avrupalı müttefiklerine karşı sert çıkışları, “Hepimiz birimiz için” ilkesine dayalı 5. maddeyle ilgili şüpheci tavrı, örgüt içinde bir çatlak ve güvensizlik yaratmıştır. Türkiye ile ABD arasındaki son anlaşmazlıklar da NATO’nun sıkıntılarını artırıyor.

NATO’nun dışarıdan kaynaklanan sıkıntılarına gelince, Rusya, NATO tarafından çevrelendiği gerekçesiyle, Gürcistan’da ve Ukrayna’da (Kırım dâhil) bazı oldubittiler yaratmış, Baltık bölgesini de baskı altına almıştır. Moskova’nın Avrupa’daki ve Ortadoğu’daki politikaları, NATO tarafından “yeni bir Rus tehdidi” olarak algılanıyor. Özellikle Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri bu tehdide karşı NATO’nun desteğine güveniyorlar.

NATO açısından tehdit sayılan terörle mücadele, yeni misyonları arasında yer alıyor. Bu da yeni stratejilerin geliştirilmesini gerektiriyor.

***

NATO’nun dünyanın en geniş askeri ve siyasi örgütü olarak 70 yıldır varlığını sürdürmesi bir başarı sayılır. Yeni şartlarda bu başarı devam edebilir mi? Daha açıkçası, NATO’ya hâlâ gerek var m?

NATO yukarıda kısaca değindiğimiz sıkıntıları ve yetersizlikleri nedeniyle eleştiriliyor, ona duyulan güven sarsılıyor. Ama buna rağmen hiçbir ittifak üyesi “NATO miadını artık doldurdu” deyip çekilmeyi düşünmüyor (Türkiye’de dâhil)...

Ancak NATO’nun bundan sonraki amaçlarının ve misyonlarının yeniden değerlendirerek günün şartlarına uygun ayarlamalar yapmasına ihtiyaç olduğu açıktır.

Yazarın Önceki Yazıları