Trump bu, saçmalar!

15.01.2019 Salı

ABD Başkanı Trump’ın dün Türkiye’ye karşı savurduğu tehdit, şu gerçeği ortaya koyuyor: Kendisini bilen herhangi bir lider, değil bir müttefikine, bir düşmanına karşı dahi böyle bir ifade kullanmaz.

Demek ki Trump’ın Türkiye’yi öven daha önce ki sözleri boş ve gayri samimiymiş.

Trump ve ekibi, Türkiye’nin bu tür lafların altında kalacak ve boyun eğecek bir ülke olmadığını hâlâ öğrenemedi mi?

Yakın tarihte Türkiye’ye karşı yapılan bu tür sorumsuz çıkışların nelere yol açtığı ortada. Bu bakımdan Washington, Ankara’nın bu tehdide karşı tepkisini iyice dikkate almak zorunda. Yoksa Trump, Türkiye’yi tamamen kaybetmeyi göze mi aldı?

Böyle bir şey yoksa, diline ve davranışlarına biraz daha dikkat etmesi gerek.

Neyse ki, dün akşamki Erdoğan-Trump telefon görüşmesi, en azından yeni bir krizi önlemiş oldu. Söz artık diplomasinin...

Ortadoğu’da bloklaşma

Türkiye’de dikkatlerin Suriye ile ilgili gelişmeler üzerine odaklandığı bir sırada, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 9 Arap ülkesini kapsayan 8 günlük Ortadoğu turu, son zamanlarda sıkça sözü edilen bir “bölgesel ittifak” konusunu gündeme oturttu.

Aslında böyle bir “ittifak”tan” bahsetmek için zaman çok erken. Bu işte kafa yoranlar olası bir “birliktelik” veya “koalisyon” terimini kullanmayı tercih ediyorlar.

Bu projeyi Pompeo’nun Arap ülkelerine topluca yaptığı ziyaret, hayata geçirmeye yönelik bir ilk adım sayılıyor.

Pompeo’nun Kahire’den Amman’a, Doha’dan Riyad’a kadar ziyaret ettiği başkanlarıyla görüştüğü konular, ikili ilişkilerin geliştirilmesi dışında, özellikle Suriye ve diğer bölgesel sorunları kapsadı. ABD tasarladığı yeni ortaklık için, bu ülkelerle bir görüş birliği oluşturmak istiyor. Ancak esas amacın, ABD destekli bir blok kurmak olduğu açık.

“Arap NATO’su”

Bunun bir göstergesi de ABD’nin bu Arap ülkelerin katılımıyla önümüzdeki ay Polonya’da düzenleyeceği konferanstır. Gözlemciler şimdiden bir Arap askeri gücü, yani bir nevi “Arap NATO’su” fikrinin gündeme gelmesini bekliyor.

Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi devletler, kendi çıkarları açılarından da böyle bir bloklaşmayı arzu ediyorlar. Aynı ülkeler Suriye’den Amerikan askerlerinin çekilmesine de karşı çıkıyordu.

Hedef İran

Açıkçası, bu Arap ülkeleriyle ABD’yi aynı safta yer almaya iten çeşitli siyasal ve ekonomik nedenler dışında, en önemli faktör “güvenlik” konusu, daha açık bir deyişle, İran’ın politikasıdır. Tahran’ın yayılmacı hareketleri, özellikle Körfez ülkelerinin böyle bir “koalisyon”a sıcak bakmalarının en büyük sebebidir.

Bu konuda İsrail’in de aktif bir rol oynadığı ve bu blokun arkasında yer aldığı açık.

Pompeo’nun bu seyahatte sürekli “İran tehdidi”ni öne sürmesi, ABD’nin bu tehdit faktörünü hem bu “bloklaşma” için hem de İran’a karşı “caydırıcı bir etken” olarak kullandığını gösteriyor.

Yazarın Önceki Yazıları