Enflasyon beklentileri ve kredibilite

08.02.2019 Cuma

Merkez Bankası kredibili-tesinin piyasa bazlı kaba bir ölçüsü, uzun vadeli piyasa faizinin enflasyon hedefi etrafındaki oynaklığıdır. Uzun vadeli faiz, kısa soluklu politik döngülerden fazla etkilenmez. Keza, gıda ya da petrol fiyatlarında bugün yaşanan dalgalanmanın etkisi on yıl gibi bir zaman diliminde büyük ölçüde söner. Bu nedenle uzun vadeli faizdeki değişmeleri belirleyen temel etmen uzun vadeli enflasyon beklentileri olur.

Bu noktada Merkez Bankası kredibilitesi devreye girer. Güçlü ve güvenilir bir Merkez Bankası, uzun vadede enflasyon beklentilerini hedefe çıpaladığı için beklentiler hedef doğrultusunda şekillenir.

Ama kredibilite sarsılır ve Merkez Bankası’na olan inanç zayıflarsa o zaman uzun vadeli faiz de hedeften uzaklaşmaya başlar.

Şekilde mavi çizgi ABD için 10 yıllık tahvil faizini gösteriyor. ABD’de 2010 sonrası dönem enflasyon hedefinin yüzde 2 olduğu, Fed’in bilanço genişlemesi kapsamında piyasaya yaklaşık 3.5 trilyon dolar para sürdüğü ve eleştirmenlerin “Bu kadar para arzı enflasyonu patlatır” diye imza toplayıp Fed’e mektuplar gönderdikleri bir dönemdi. Ancak 10 yıllık tahvil faizinin seyrine baktığımızda risk primi ağırlıklı bazı iniş çıkışlara rağmen yüzde 2 etrafında çıpalanmış bir patikaya şahit oluyoruz.  Enflasyon beklentilerinin iyi çıpalanmış olmasının kriz sonrası dönemde Fed’in elini güçlendiren en büyük silah olduğu Fed başkanları tarafından sık sık dile getiriliyor.

Şekildeki kırmızı çizgi ise Türkiye için 10 yıllık gösterge faiz oranını gösteriyor. Bizdeki durumu ABD ile karşılaştırdığımızda oldukça oynak ve yüzde 5’lik hedeften giderek uzaklaşan bir patikaya şahit oluyoruz. 10 yıllık faiz Ağustos 2018 sonrası dönemin getirdiği risk ve belirsizliklerle zirve yaptıktan sonra şu anda kısmen arz kaynaklı olarak inişte. Buna rağmen, gelinen mevcut seviyeler bile 2010 sonrası ortalamasının epey üzerinde. Merkez Bankası’nın beklentileri hedef etrafında çıpalayamaması bir kısır döngü yaratıyor. Enflasyon beklentisi hedef değil piyasaların makul bulduğu tahminler etrafında şekillendiğinde fiyatlama davranışlarına da bu tahminler yansıyor. Dolayısıyla, hedefe ulaşabilirlik zorlaşıyor.

Enflasyonda artış

Hafta içinde açıklanan enflasyon rakamıyla yıllık enflasyon yüzde 20.3’e çıktı. Enflasyonun bileşenlerini incelediğimizde gıda ve giyim gibi mevsimsel etkilerin birbirini kısmen götürdüğünü, buna karşılık, her türlü kampanya ve vergi indirimine rağmen talepteki zayıflamanın fiyatları aşağı çekmede zayıf kaldığını görüyoruz.

Bu noktada kritik soru şu; faizler düşmeli mi?

Bugün bir faiz indirimine gidilmesi enflasyon beklentilerini daha da bozarak enflasyonu mevcut seviyelerin de üzerine çıkarır. Çok değil 2002 öncesi döneme göz atmak yanlış politikalarla gelen yüksek enflasyonun ne kadar yakın ve olası olduğunu bize hatırlatacaktır.

 

Yazarın Önceki Yazıları