Haydi çocuklar tarlaya!

08.06.2018 Cuma

Köyceğiz’deki çiftliğinde hem tarım hem sinema yapan Yılmaz Erdoğan, arkadaşlarının çocuklarını da konuk ediyor. Erdoğan, “Çocuklar dalındaki domatesi tanımıyor. Oysa artık akıllı tarım var. Gençler tabletle tarlaya gelebilir. Benim gibi geç kalmasınlar. Para da kazanılıyor. Bu ekme biçme işleri çok cool olmaya başladı, takılın çocuklar” dedi.

Önceki gün TEGV’in eğitime destek projesi için buluştuğumuz Yılmaz Erdoğan’la Köyceğiz’de (Muğla) kendisine organik bir yaşam kurduğu çiftliğinde bir gün geçirdik. Bilindiği gibi Erdoğan buraya film stüdyosu da kurdu. Kolonya Cumhuriyeti, Deliha, Ekşi Elmalar, Tatlım Tatlım filmleri çiftlikteki platoda çekildi. Erdoğan yaşadığı bu çiftlikte organik tarım da yapıyor. Sadece burada yetişen sebze ve meyveyle besleniyor. Tarladan çıkan ürünleri başta kendisine ait Maslak Uniq’de yer alan restoranı olmak üzere İstanbul’daki restoranlara da gönderiyor. Neler yetiştirmiyor ki? Karabiber ağacı, kavun karpuz, marul, susam, şeker pancarı, enginar, çilek. Yılmaz Erdoğan bu süreçte bir çeşit öğretmenlik görevi de üstlenmiş. Metropoldeki arkadaşları, “Bizim çocuk da senin orda bir toprağa bassın, börtüyü böceği öğrensin” diye yanına gönderir olmuş. Hal böyle olunca ben de kendisine eğitim ve tarımla ilgili sorular yönelttim.

Çilek ağacını arıyorlar

- Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 56’ya yükselmiş. Siz de geç başladınız...

Başka da birçok sebebi vardır tabii ama bence genç nüfusun kentlere ve AVM’lere yığıldığı sürecin sonucu bu. Çocukluğum bahçede geçti. Çocukluğundan beri bahçeyle, bu işlerle uğraşan, bu işlere sevdalı birisi olarak özellikle tohum konusunun çok acıklı bir hal aldığını düşünüyorum. Her gıdayı ithal eder olduk. Eğitimin içinde bu da var aslında. Eğitim demek sürekli kapalı sınıflara oturtup, pratikten yoksun teori üretmek değil ki. Bu da eğitimin bir parçası, okullarda doğru düzgün tarım dersi yok. Buraya İstanbul’dan arkadaşlarımın çocuğu geliyor, dalında görünce domatesi tanımıyorlar. Kara biber ağacını kitaptaki fotoğrafından gören bir kuşaklar silsilesi yetişiyor. Çilek ağacı nasıldır diye soruyorsunuz bayağı düşünüyorlar. Oysa akıllı tarım var artık, tarlalar uzaydan izleniyor çağımızda. Gençler tabletleriyle tarlalara gelebilir. Benim gibi geç kalmasınlar. Para da kazanılıyor. Bu ekme biçme işleri çok cool olmaya başladı, takılın çocuklar...

Ahmet Uysal ve Yılmaz Erdoğan, koşunun yorgunluğunu çocukların enerjisiyle attılar.

Ödev sahtekârlık öğretiyor

- Bir baba olarak eğitimin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Engelli bir koşuya dönüşmüş durumda eğitim. Evde darlandığımda hep Aziz Sancar örneğini veriyorum. Aziz Sancar, devlet okullarında okudu. Sen de, ben de devlet okullarında okuduk Songül. Çok mu güzeldi okulumuz, yok değildi, sınıfta 70 kişiydik, ama olacak insan oluyor işte.

Finlandiya nasıl yapmış, bir bak, dünyayı incele. Ödevleri kaldır ya, basit ya. Bu yanlış, kaldır işte. Evde sahtekârca yapılıyor zaten. Ufacık çocuk sahtekârlığı öğreniyor.

Kibrit çöpünden kule yap diyorlar, kızın biri TOKİ yapmış getirmiş, git yerleş, kiraya ver, o kadar güzel yani!

Dayı, teyze, anne ödev yapmak için toplaşıyorlar. Ben Ankara’da babaannemin yanında büyüdüm, ödevlerimi kendim yapardım tüm arkadaşlarım gibi. Şimdi özel okullara gidiyor çocuklarımız, ödevlerini biz yapıyoruz. O ödev yalan, çocuklara sahtekârca yaptırılan bir şey. 8 saat okulda çocuk, ne yaptıracaksan, öğreteceksen orada yaptır. Akşam da eve geldiğinde eğlensin, rahatlasın çocuk.
Çocuk da, ana baba da zona olmasın kardeşim, kaldır.

Sanatçılar çırak yetiştirmeli

- Siz veli olarak bu süreci yaşarken nasıl çözümler geliştiriyorsunuz, ne olsa daha iyi olur diyorsunuz?

Biz veli olarak bu sıra hangi eğitim modeli var onu çözmekte meşgulüz. Tügeg mi, türev, tugag mı var, bütün kısaltmalar, noktalama işaretleri de bitti. İmla düzeni kaldırmıyor artık değişiklikleri. Ben değil bu işle aktif sorumlu insanlar da bu açmazı söylüyorlar.

Daha geçenlerde önerisi olan varsa söylesin dediler.

Sıfırdan bir eğitim şûrası toplanmalı. Herkesin buna katılması lazım. Eğitim sadece eğitimcilerin meselesi değil. Herkes, biz sanatçılar da buna katkı sunmalıyız. Bütün sanatçıların çırak yetiştirmeye özendirilmesi, desteklenmesi gerekiyor.

Genel olarak söylüyorum kim ne biliyorsa, çırağına öğretmeli. Ustalık ve çıraklık kurumunun getirdiği ahlakla beraber. Neyin içinde oyun varsa öğreniyorsun. Duygu var içinde çünkü... Tarihi niye dizilerden öğreniyor çocuk.
Niye dizilerden öğrensin?

Okulda öğret, işin içine oyunu kat, eğlenceli hale getir. Rodin evde mutlu, bir tek ödev yaparken sıkılıyor.

Ahmet Uysal, koşu rotasında bulunan TEGV noktalarından topladığı parçalardan oluşan yapbozun son halkasını da Yılmaz Erdoğan ile yerleştirdi. Böylece Büyük Anadolu Koşusu tablosu da ölümsüzleşti.

- Burada birçok film çektiniz. ‘Organize İşler 2’yi de çiftlikteki platoda mı çekeceksiniz?

Hayır, İstanbul’da. Süleymaniye’nin arkasında Küçük Pazar vardır, Tahtakale’ye yakın. Çok enteresan bir semt, orada çekeceğiz. Çekimler 11 hafta sürecek. Ocak ayında vizyona girecek film.

57 günlük yolculuk

2000 yılından bugüne TEGV mütevelli heyeti üyesi olan
sanatçı Yılmaz Erdoğan, koşunun final günü için Köyceğiz’deki çiftliğinin kapılarını açtı. Koşunun son kilometrelerinde Uysal’a eşlik eden Yılmaz Erdoğan’ı, çiftlikte, TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı ile bitiş noktasında karşıladık. Yılmaz Erdoğan kendisi gibi mütevelli heyeti üyesi olan Uysal için, “Hepimiz birçok konuyla ilgili çok konuşuyoruz ama onun kadar çok koşmuyoruz. Ahmet Uysal’ın katkısı, bilmenin yetmediği, yapabilmenin önemli olduğu çağımıza çok güzel bir örnek” dedi. Projenin kahramanı Ahmet Uysal ise finalin ardından duygularını şöyle özetledi: “Eğitime Koşar Adım diyerek yola çıktık, 57 gündür yoldayım. Bugün burada olduğum için çok mutluyum. Her şey eğitim ve çocuklarımız için. Daha önce de Siirt Pervari Öğrenim Birimi için Kuzey Kutbu’nda koştum. Kuzey Kutbu projesinde de 180 bin TL topladım.”

Yılmaz Erdoğan’ın madalyasını ‘bir fotoğraf çektirmelik’ ödünç aldım, ama bence bana daha çok yakıştı!

2 milyon adımla 550 bin TL topladı

 

İş adamı Ahmet Uysal, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) projelerine destek vermek için 11 Nisan’da Artvin’den başladı koşmaya. Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane’den geçen Uysal, 23 Nisan’da Erzincan’a ulaştı. Daha sonra sırasıyla Sivas, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya’yı geçti. Seydişehir’in ardından, temposunu hiç düşürmeden Isparta ve Denizli’ye uğradıktan sonra önceki gün Köyceğiz’de bitirdi koşusunu.  Geçtiği yerlerde, sosyal medya takipçileri başta olmak üzere, eğitim gönüllüleri ve dostlarından, çocukların TEGV’de nitelikli eğitim desteğiyle buluşması için bağış topladı. Toplam 1645 kilometre yol kat eden, yani 2 milyon adım atan Uysal’ın bu süreçte topladığı bağış ise 550 bin TL oldu. Bunun eğitimdeki karşılığı ise 5 bin 500 çocuğun TEGV’den eğitim desteği almasıymış.

 

Yazarın Önceki Yazıları