Çirkin saldırının arkasında kim var?

22.04.2019 Pazartesi

Ülkede seçim sonrası yaşanan gergin süreç özellikle Cumhur-başkanı’nın son çağrısıyla sakin bir döneme doğru giderken dün Ankara’da Kılıçdaroğlu’na yapılan çirkin saldırı yine aksi yönde tetikleyici bir unsur oldu... Dolayısıyla da bu skandal olayı sadece şehit acılarının yol açtığı doğaçlama bir tepki olarak görmek mümkün değil. Evet, bir süredir siyaset arenasında karşılıklı sarf edilen sözler ve nefreti körükleyen bazı yayınların hassasiyetleri uyarması söz konusu ancak bu olay patlak vermesinden devamına kadar sanki gizli bir el huzuru alttan alta kaşıyor havasında. Hem de fazlasıyla… Çünkü sözlü sataşmalarla başlayan tepkiler bir anda kitlesel bir protesto gösterisine, hatta linç psikolojine dönüşüyor. Üstelik de devletin jandarması, özel harekâtı, çevik kuvvetinin bulunduğu bir ortamda. Yani bu olay geçmişte de örneklerini yaşadığımız gibi baştan sona provokasyon kokuyor. Nitekim olaya el koyan devletin savcıları da organize provokasyon olasılığı üzerinde duruyor. O nedenle de öncelikle bunların kim ya da kimler olduğunun ortaya çıkarılması şart. Bu da devletin en acil görevi. Bu noktada siyasiler başta olmak üzere herkesin yapması gereken ise soğukkanlı olmak ve duyarlı davranmak. Daha doğrusu kimseyi suçlamadan, dışlamadan, ötekileştirmeden Türkiye ortak paydasında buluşmak. Özellikle de birlik, beraberliğe en fazla muhtaç olduğumuz şu günlerde...

İmamoğlu’nun zor sınavı

İstanbul’da başkanlık koltuğuna oturan İmamoğlu dün Maltepe Meydanı’ndaydı… Aynı saatlerde de Ankara’da YSK’nın toplantısı vardı. Yani İstanbul’da olduğu gibi Ankara’da da İmamoğlu siyasetin odağındaydı. Çünkü hem AKP hem de MHP seçime şaibe karıştığı iddiasında ısrarcı. Üstelik de en yüksek perdeden. Dolayısıyla da tüm dikkatler YSK’nın bu konuda vereceği kararda. Ki bu bağlamda da iki kutuplu tartışmalar tam gaz devam ediyor. Bir kesim “Bu iş bitti, seçimin iptali demek, İmamoğlu’nu görevden almaktır. Toplum bu olaya çok büyük tepki gösterir” iddiasında. Buna karşı olanlar ise “Mazbata almakla iş bitmemiştir, süreç sonlanmamıştır. En doğru, en makul kararı YSK verecektir” diyor. Hatta olası bir seçim durumunda aynı adaylarla mı yoksa değişiklik söz konusu olabilir mi tartışması bile oluyor. O nedenle de bu işin bir an önce netlik kazanması çok önemli...

Tüm bunlara karşı İmamoğlu’nun tavrı ise malum. Kampanya döneminde olduğu gibi ince ayarlı, gerilime ve sert polemiklere girmeyen üslupla havayı yumuşatıyor Nitekim dünkü Maltepe buluşmasına dönük çağrıların içeriği ve meydandan verilen mesajların da özü buydu. Hatta konuşmasında “Bu şehirde kimse tehdit altında hissetmeyecek kendini” vurgusu da yaptı Dolayısıyla bu noktada eksik kalan şu durumu da anımsatmakta yarar var:

İki hafta önce Kartal Meydanı’nda 3 medya kuruluşunun sahibi “aileleri” isimleriyle “hedef aldığı izlenimlerine ve yorumlarına” açık “talihsiz” söylemleri hala soru işareti olarak duruyor. Özellikle de hemen her kesimden gelen “siyasilerin medyaya yönelik eleştirileri doğal ama adresin doğru olması kaydıyla” şeklinde tepkiler dikkate alındığında...

Keşke İmamoğlu dün Maltepe Meydanı’nda bu konuya da değinseydi ve beklenen hassasiyeti dile getirseydi...

Yazarın Önceki Yazıları