YSK’da yüksek tansiyon...

18.04.2019 Perşembe

Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı, şimdi sıra seçimin yenilenmesi için AKP’nin YSK’ya yaptığı olağanüstü itiraz başvurusunun nasıl sonuçlanacağında. Dolayısıyla da yüksek tansiyon durumu devam ediyor. Çünkü olağanüstü itiraz dilekçesinde bir seçimde gerçekten olmaması gereken işlerin olduğu iddiaları var ve eğer böyle bakılırsa, seçimin iptali için yeterli neden vardır denilebilir. Ancak buna karşı olmaması gerektiği halde olmuş ama ne kadar organize ve sonuca ne kadar tesir ediyor ya da seçimin sağlığını ne kadar etkiliyor diye sorduğunuzda o zaman yorumla başka bir sonuca varmak da mümkün. Ki buna örnek teşkil edecek daha önceden alınmış bazı kararlar da var. Yani çok hassas bir konu. Dolayısıyla da YSK’nın işi gerçekten çok zor... Alınacak karar bir tarafı mutsuz, diğer tarafı mutlu edecek. Bu noktada en önemlisi de öncelikle kamu vicdanının tatmin olması. Hele de mazbata verildikten sonra... O nedenle de YSK’nın kılı kırk yararak ve haklı gerekçelerini bularak bir an evvel hem hukuki olarak hem de kamuoyu vicdanında bu konuyu sonuçlandırması ülkenin rahatlaması açısından son derece önemli. Hangi karar olursa olsun...

Ancak bu da YSK açısından oldukça sıkıntılı ve zor sürecin bir boyutu. Bunun bir de güvenilir olarak bilinen seçim sistemindeki aksaklıklar ya da hatalar tarafı var. Özellikle de itiraz dilekçelerinde yer alan sandık kurullarının oluşumu ve tutanaklardaki yanlışlıklar ile yüz binlerle ifade edilen geçersiz oyların önemli bir bölümünün nasıl geçerli oya dönüştüğü dikkate alındığında. Zira 31 Mart’ta gördük ki YSK’nın çok önemli bir kurum olmakla birlikte seçimlerde seçmenin bilgilendirilmesine ilişkin iletişim dili, stratejisi ve bunların kamuoyuyla paylaşılması bakımından yetersizlikleri var, bu bağlamda da artık kendisini yenilemesi gerekiyor. Sandık kurullarındaki kamu görevlisi tanımının çok somut, çok net, çok çerçeveli bir şekilde yapılması, seçmen kütüklerinde soru işaretlerine yol açacak boşluklar (kısıtlılara şerh düşmemek, vb) bırakılmaması, geçersiz oylar konusunda (bilinçli, kasıtlı dışında) hem sandık kurullarının hem de seçmenin yeterince bilgilendirilmesi gibi...

Tabii an itibarıyla kafa karışıklıkları ve tartışılan noktalar bunlarla da sınırlı değil. YSK’dan çıkacak kararla bağlantılı olarak, örneğin diyelim ki seçimin yenilenmesi kararı çıktı. “Seçime aynı şartlar altında mı gidilecek ve aynı seçmen listeleri mi geçerli olacak?” ya da “Seçmen kütüklerini belirleyen kurullar veya nüfus müdürlükleri, sandık başkanlarının belirleneceği listeleri veren mülki idaredeki isimler yerlerinde dururken aynı seçimi mi yapacağız?” gibi daha birçok flu konu var. Hatta şimdiden olası bir seçim yenilemesinde sonuca dönük farklı öngörüler de havada uçuşuyor. Bazı kamuoyu araştırmacıları seçim yenilenirse mağduriyet gerekçesiyle Ekrem İmamoğlu’na yönelişin artabileceğini iddia ediyor. Bunun aksini savunanlar ise “Millet İttifakı’nın seçmen kitlesi zaten bu seçime aşırı bir motivasyonla girdi yani geldikleri nokta şu anki yer. AKP seçmeni ise büyük bir motivasyonla götürmedi. Hem küskünlük hem de yıllardır kazanmanın verdiği rehavet nedeniyle. Ama son gelişmeler nedeniyle AKP çok ciddi bir şekilde kendi seçmenini şu anda motive etmiş durumda” diyor...

Özetle; herkesin gözü kulağı YSK’da ve alacağı karara dönük olarak da yüksek beklenti içinde. Dolayısıyla da YSK tam anlamıyla bıçak sırtı bir sınavda...

Yazarın Önceki Yazıları