Brexit yalanı

23.01.2019 Çarşamba

Bundan 1 ay önce “Brexit yalan mı oldu?” diye sorup, şöyle cevaplamıştım: “Evet, galiba oldu. Dahası, İngiltere Başbakanı Theresa May bile yalan olmak üzere. Zira üç gün önce kendi Muhafazakâr Parti’sinin güvenoyunu almak zorunda kaldı. Şimdi Başbakan hayatta kaldı kalmasına ama Brexit anlaşması kalacak mı?”

Tam bir ay sonra bugün, Brexit daha da sallantıda. İşin daha garip tarafı, Başbakan May geçtiğimiz hafta yine güven oylamasına maruz kaldı. Paçayı da yine son anda kurtardı. Ne var ki hem onun, hem Brexit’in akıbeti gitgide daha bulanıklaşıyor. Ufukta görünen ise erken seçim ve 2. bir referandum.

Hükümet sallantıda

Geçen hafta İngiliz parlamentosu, May’in AB ile yaptığı Brexit planını ezici bir şekilde reddetti. O kadar ki kendi Muhafazakâr Parti’sinden bile 108 fire vererek May, 1924’te Mısır’la ilgili yapılan bir oylamadan bu yana bir hükümetin yaşadığı en büyük hezimeti yaşadı. Kendi partisinin Brexit planını reddetmesi, ülkedeki bölünmüşlüğü de gözler önüne serdi. Bugün İngiltere’de asıl siyasi ayırım İşçi Partisi-Muhafazakârlar arasında değil; Brexit yanlıları-karşıtları şeklinde.

Tam da bu oylamanın akabinde İşçi Partisi lideri Corbyn fırsat bu fırsat deyip, parlamentoya May hakkında güvenoyu önergesi verdi. Her ne kadar Muhafazakârlar Başbakan’ın arkasında durup onu bu sınavdan alnının akıyla çıkardılarsa da, May için şimdilerde “Görevde ama iktidarda değil” deniliyor.

***

Bununla birlikte, May’in asıl mücadelesi şimdi başlıyor. Evvelsi gün Meclis’e sunduğu B planı için “Dağ fare doğurdu” desek yeridir. Çünkü hem milletvekillerinin Brexit’le ilgili çekincelerini giderecek hiçbir somut vaat ortaya koymadı hem de her ne kadar parlamentonun görüşlerini Brexit anlaşmasına dahil edeceği güvencesini verse de, bunun Brüksel’de bir karşılığı yok. Anlaşmanın reddi sonrasında görüştüğü AB liderleri başta Almanya ve Fransa liderleri Merkel ve Macron olmak üzere- İngiltere’ye daha fazla taviz vermeyeceklerini açıkça söylediler.

İkinci referandum

Dolayısıyla şimdi gerçekleşmesi muhtemel senaryo şu: Öncelikle, May’in yenilediği B Planı 29 Ocak’ta oylanacak. Ancak bu kadar büyük bir çoğunlukla reddedilen anlaşmanın neredeyse farksız haliyle kabul edilmesi imkânsız görünüyor.

Bu nedenle, normalde 29 Mart’ta gerçekleşecek olan Brexit, belli ki ertelenecek. Bu da en erken 2 Temmuz’a, yani mayıstaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra yapılacak ilk oturuma denk getirilebilir. Ancak iş belli ki burada kalmayacak. Pazar günü eski başbakan Tony Blair CNN ekranında, 2. Brexit referandumunu beklediğini söylüyordu. Aynı şekilde, eski dışişleri bakanı William Hague de Telegraph gazetesine, “Yeni bir referanduma ve baskın seçime doğru hızla ilerliyoruz” diye yazdı.

Hakeza, kaynaklarım, siyasi partilerin seçim manifestolarını hazırlamaya başladıkları duyumunu aldıklarını söylüyor. Ne var ki seçim bir çözüm değil. Çünkü gündemi yine Brexit üzerine kurulacak. Parlamentodaki aritmetiği değiştirebilecek tek şey ise, yeni bir partinin kurulması olabilir gibi görünüyor. Brexit yanlısı ya da taraftarlarından oluşan yeni bir partinin kurulma ihtimali gündemde.

***

Gerçekleşmesi muhtemel 2. Brexit referandumu ise muhtemelen seçim sonrası yapılacaktır. Sık sık gündeme gelen “anlaşmasız Brexit” ise şu an May’in AB ile pazarlıkta bir kart olarak kullandığı, ancak en düşük ihtimalli senaryo.

Peki 2. referandum yapılsa ne olur? Anketler birbiriyle çelişen veriler ortaya koyuyor. Ama kabaca bakınca, “AB’den çıkalım” ve “Kalalım” diyenler hâlâ kafa kafaya.

Bir önceki yazımda da dediğim gibi: Tekrar geldik mi başa?!?

Yazarın Önceki Yazıları