Bugün tarihi bir gün

06.02.2019 Çarşamba

Bugün tarihi bir gün yaşıyoruz. İlk defa, Yunanistan’da görevde olan bir siyasetçi -Başbakan Aleksis Çipras- Heybeliada Ruhban Okulu’nu ziyaret ediyor. Ancak bugün asıl, 48 yıldır kapalı olan Ruhban Okulu açısından tarihi. Türkiye Devleti’nin bu ziyarete kucak açması ise, yeni bir zihniyetin göstergesi.

Ruhban Okulu neden kapandı?

Önce çok kısa hatırlayalım: Heybeliada Ruhban Okulu (HRO), 1844’te Sultan Abdülmecid’in emriyle Ortodoks din adamı yetiştirilmesi için Heybeliada’daki 9. yüzyıldan kalma Aya Triada Manastırı’nın içinde kuruldu. Bu Manastırın kuruluş günü olan 6 Şubat da her yıl törenle kutlanıyor. İşte Çipras da her Yunanlı liderin yaptığı gibi Fener Rum Patriğini görebilmek için, bugün mecburen törenin yapıldığı Heybeliada’ya gidiyor. Yani HRO’ya gidiyor olması, tamamen bir “tevafuk”.

Kaderin cilvesine bakın ki HRO’nun kapanma sebebi de Yunanistan’dı! Evet, okulu 1971’de Anayasa Mahkemesi kapattı. Ancak arkasındaki asıl sebebi, TESEV’in 2005’te Prof. Mensur Akgün’ün liderliğinde yayımladığı rapor açıkça ortaya koyuyor: “HRO’yu kapanmaya götüren 2 temel dönem vardır: 1.si; Atina’yla aramızdaki Kıbrıs Sorunu’nun ortaya çıkıp 6-7 Eylül’ün zemininin hazırlandığı 1955 yılı. 2.si de; Kıbrıs Sorunu’nda bir başka evreye tekabül eden 1964-65 dönemi.”

Sonraki yıllarda Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlığa karşı uyguladığı ambargolarla da HRO, Türk-Yunan ilişkilerinde “mütekabiliyet” (karşılıklılık) çerçevesinde ele alınan bir konu haline geldi. Yani iyice çözülmez oldu.

Yine açılır mı?

Düşünün ki HRO’yu Yunanistan’dan en son 1933’te muhalefet lideri olan Venizelos (resimde) ziyaret etmişti. Hem de Atatürk ile başlattığı Türk-Yunan dostluğunun temelini atmak üzere. Dolayısıyla, bugün elbette iki ülke ilişkileri açısından bir dönüm noktası. Ancak asıl anlamı çok daha büyük: Bu sabah Çipras’ı Heybeliada’da karşılayan HRO’nun Başrahibi Dr. Elpidophoros Lambriniadis’a “Bu ziyaret HRO’nun açılmasını tetikler mi?” diye sorduğumda, doğrudan bir netice beklemediklerini söylüyor. Ancak ekliyor:

“İki devletin ve liderlerin yakınlaşması, bizi azınlık olarak çok rahatlatıyor ve umutlandırıyor. HRO’nun açılmasının da yolunu açıyor.” Türkiye’deki Rum cemaatinin ileri gelenlerinden, “Cemaat Vakıfları 1. Temsilcisi” olan Laki Vingas da ziyareti küçümsememek gerektiğini söylüyor. Kamuoylarında yaratacağı olumlu havanın ve bilinçlenmenin, atılacak adımlar için zemin hazırladığını vurguluyor.

Türkiye kazanır

HRO’nun açılması asıl Türkiye için çok büyük bir kazanım olur. Her şeyden önce: 48 yıldır Fener Patrikhanesi’nin ihtiyaçlarını yurt dışından gelen din adamları karşılıyor. Oysaki -Laki Vingas’ın dediği gibi- “Burada eğitim almış olsalardı, daha kolay intibak edecek ve Patrikhane’nin evrensel misyonuna uygun yetiştirileceklerdi.” Bu “misyon”dan kasıt ise, HRO’nun Ortodoks âleminin en önemli 2. okulu olması.

Bununla birlikte Okul’un açılması, Patrikhane’nin Ortodoks dünyasındaki ağırlığını artırır. Kendi topraklarında bulunan HRO’nun ve Ekümenik Patrikhane’nin ağırlık kazanması ise, Türkiye açısından çok önemli. Müslüman çoğunluklu bir ülkenin Hıristiyan dünyası için Osmanlı’dan gelen bu önemini koruması, Türkiye’nin dünyadaki konumunu eşsiz kılar.

***

Son olarak: Sayısız uygarlığa, dine, ırka ev sahipliği yapmış olan Osmanlı’dan aldığımız tarihi mirasın bir gereği olarak zaten bu adımı atmalıyız. Böyle bir açılım başka olumlu adımları da beraberinde getirecek, Avrupa Birliği ile ilişkilerde de (tam da marttaki kritik zirve öncesi) önemli bir sıçrama sağlayacaktır.

Çipras’ı bugün oraya getiren “tevafuk”, vaktin geldiğini gösteriyor.

Yazarın Önceki Yazıları