Merkel’in makûs talihi

03.11.2018 Cumartesi

“Kalmalı mıyım, yoksa gitmeli mi?” (Should I stay or should I go?)

Bu günlerde Almanya Başbakanı Merkel’in durumunu en iyi anlatan, ünlü rock grubu Clash’in bu şarkı sözleri. Parçanın devamı ise, Başbakan’ın hislerine tam anlamıyla tercüme: “Eğer gidersem bela çıkacak. Kalırsam ise, bu iki katı olacak!”

***

Peki, Merkel bu perişanlığa nasıl düştü? Malum, liderliğini yaptığı Hıristiyan Demokratlar (CDU/CSU) iki hafta arayla Bavyera ve Hessen’deki eyelet seçimlerini kaybetti. Bu, 1950’den beri partinin yaşadığı en büyük hezimet. Zaten Merkel Eylül 2017’de yapılan genel seçimlerden sonra da şubat ayına kadar koalisyon kuramamış, yani eli çoktan zayıflamıştı. 

İşte bu son yenilgi üzerine de 18 yıldır parti başkanı, 13 yıldır da Almanya Başbakanı olan Merkel çıktı ve dedi ki: “CDU’nun başkanlığını bırakıyorum. 2021’deki seçimlerde de başbakan adayı olmayacağım.” Şimdi bu ne demek? Ve bundan sonra ne olacak?

***

Önce CDU’nun akıbetinden başlayalım. Aralık başındaki parti kongresinde Merkel’in yerine yeni lider seçilecek. Şu anki adaylar arasında en güçlü görünen ise, partinin tutucu kanadından Friedrich Merz. Merz, Merkel’e karşı çok daha muhafazakâr. Ancak tüm bunların ötesinde, Almanya’da aşırı sağcı “Almanya için Alternatif” (AfD) partisi, gitgide hızla yükseliyor. Son seçimlerde tarihte ilk kez meclise girdi. İşte bu oyları kapmak adına da CDU bundan sonra bu radikal tabana oynayacaktır. 

Bu da önümüzdeki dönemde Almanya’da “İslam-yabancı-mülteci karşıtı” politikaların yükselmesi demek.

Başbakan kalır mı?

Merkel CDU’nun liderliğini teslim ettikten sonra, 2021’e kadar Başbakan olarak kalabilecek mi? Neredeyse imkânsız. Zira yerine geçecek lider, kendisine tanınan hakla “Başbakan olmak istiyorum” diyecektir. O yüzden şimdi üzerinde durulan senaryo şu: Mayıs ayında Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacak. Avrupa Konseyi’nin de yeni başkanı seçilecek. İşte Merkel’in de yeni Konsey Başkanı olması şimdi gündemde. 

Ancak bu olmasa bile bu kadar zayıflamışken Başbakan olarak kalması mümkün görünmüyor. Uzun yıllar Almanya’da siyaset yapmış, daha sonra Avrupa Parlamentosu milletvekili olmuş olan Ozan Ceyhun, Merkel’in yeni hükümeti kurup Merz’e teslim etmesini kuvvetle muhtemel görüyor. “Ancak her şey Merkel ve Merz arasında aralık ayına kadar yapılacak pazarlıklarda netleşecek” diyor.
Ufukta görünen ise “Jamaika” adı verilen CDU, Hür Demokratlar (FDP) ve Yeşiller arasında kurulacak bir hükümet. Ki Merkel bunu eylül seçiminden sonra denemiş, ancak FDP kendisiyle çalışmak istemediği için olmamıştı.

AB’nin akıbeti!

Almanya’daki siyasi değişim elbette Avrupa Birliği’ni (AB) de etkileyecek. Avrupa zaten kendi içinde büyük bir kriz yaşıyor. İngiltere’nin ayrılma kararı (Brexit), mülteci akını, ekonomik darboğaz, birçok ülkede aşırı sağın iktidar olması ya da en azından hızla yükselmesi, Trump’ın AB’yi hedef alan ticari girişimleri... 

Tüm bu kaos içinde Merkel hem AB’nin lokomotifi, ırkçılığın pençesine düşen Birlik’in kurtarıcısı, Trump ve Rusya’ya karşı dengeleyici güç, kendi ülkesinde de aşırı uçları bir araya getiren lider olarak öne çıktı. Bu aklıselimi temsil eden uzlaşmacı profil şimdi yerini yavaş yavaş aşırı sağa bırakıyor. 

Avrupa’nın en büyük ekonomisini başarıyla yöneten Merkel bile bu hale geldiyse, aşırı sağ vebasının tüm Batı’yı kavurması kaçınılmaz görünüyor.

Yazarın Önceki Yazıları