Mülteci alarmı

17.10.2018 Çarşamba
"Göç, insanlık tarihi kadar eski... İlk insandan bu yana göç hep oldu." Bu cümleyi sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın bugün karşı karşıya olduğu en önemli soruna, göçe çözüm arayan iki kişi arka arkaya söyledi dün.

Söyleyenlerden biri 2014’ten beri Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı olan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin. Diğeri ise Frederick Kempe, ABD’nin en köklü düşünce kuruluşu olan Atlantik Konseyi’nin (AC) Başkanı. Yani Amerikan siyaseti üzerinde son derece etkili bir kurumu yönetiyor. İşte bu iki güçlü ismi ve kurumu bir araya getiren de göç oldu.

***

Atlantik Konseyi’nin hazırladığı “Suriyeli Mültecilerle Uzun Vadeli Dayanışma Yolunda” başlıklı rapor, mülteci meselesini Türkiye üzerinden ele alıyor. Çünkü Türkiye dünyanın hem 2014’ten beri en fazla mülteci ağırlayan hem de mülteci politikasında en başarılı bulunan ülkesi. İşte bu politikanın en iyi meyvesi ve örneği de Antep şehri olduğu için, Fatma Şahin’in “Antep modeli” raporda geniş yer bulmuş. Bu çalışmayla amaçlanan ise Türkiye’nin mülteci yükünü artık tüm dünyaya duyurmak, daha fazla yardım çekmek ve sorunlara hızla çözüm bulmak.

Rakamlarla mülteciler

Mültecilerle ilgili rakamlar o kadar güçlü ki kendi başlarına her şeyi anlatıyorlar. Bugün Türkiye’de kayıtlı 3.5 milyon Suriyeli göçmen var. Kayıt dışı olanlar da eklenince, bu sayı 4 milyonu geçiyor. Dünyada açık ara en fazla Suriyeli ağırlayan ülkeyiz. 2. sırada ise 1 milyon mülteciyle Lübnan geliyor. Düşünün ki tüm Avrupa ülkelerinin toplamının 2 katı kadar mülteci barındırıyoruz. Bizatihi Antep’in nüfusu, Suriye savaşının başından bu yana iki katına çıkmış!

Mültecilerin yarısı kadın. 2011’den beri Türkiye’de doğan Suriyeli de 355 bin. Günde ortalama 350 Suriyeli çocuk doğuyor. Şu an 0-4 yaş arasında 555 bin, 5-9 yaş arasında ise 500 bin Suriyeli var. Toplamda yaş ortalaması sadece 17! Göçmenlerin yüzde 70’ten fazlası ise ülkelerine bir daha dönmeyi düşünmüyor. Dolayısıyla, bu doğum oranını da göz önüne alınca, 10 yıl sonra nüfusumuzun ciddi bir bölümünün Suriyeli olacağı aşikâr. Bu da sosyolojik, ekonomik, kültürel anlamda çok ciddi bir dönüşüm demek.

***

Bugüne kadar Türkiye devleti ve milletiyle mülteci meselesini çok iyi yönetti. Ancak bugüne kadar algımız ve politikalarımız bu insanların “misafir” ve geçici olduğu üzerine kuruluydu. Şimdi acilen bu yeni gerçekliğe göre hazırlanmamız gerekiyor. Aksi takdirde, kaçınılmaz olarak hem toplum içinde gerilim tırmanır hem de içimizde ciddi oranda işsiz-eğitimsiz-vasıfsız ve buranın kültürüne entegre olamamış bir kitle oluşur.

Antep modeli

“Göç, bir sonuç. Aslında insanları göçe zorlayan sebepleri kaldırmak için çalışmak gerek. Ama eğer göçü engelleyemiyorsak, o zaman yönetebilmeliyiz” diyor Fatma Şahin. Aksi takdirde, göçün gettolaşmaya, teröre, radikal hareketlere evrileceğini hatırlatıyor.

Gaziantep’te uyguladığı “Antep modeli” ile göçü bugüne kadar yönetmeyi çok iyi başarmış bir isim Fatma Hanım. Bu entegrasyon modelinin iki ana ayağı ise eğitim ve sağlık olmuş. 2014’te Belediye Başkanı olduğunda 107 bin Suriyeli çocuğun sadece 3 bini okula giderken, kısa süre içinde 70 bin çocuk okula başlamış. Bugün ise yüzde 100’ü okula başlamaya hazır. Mülteciler için ayrıca çok sayıda okul ve hastane de açmış Fatma Hanım.

***

Ancak “Artık hazım kapasitesini doldurduk” diye uyarıyor. Çünkü mültecilerin kalışı uzadıkça, toplum içinde bahsettiği hazımsızlığın sinyalleri artıyor. İşte buna yönelik acil önlemler alınması gerektiğini özellikle vurguluyor. “Çünkü sonunda iyilerin kazandığını tüm dünyaya ispatlamamız gerekiyor!” diye sesleniyor.

Peki, bu önlemler neler? Devam edeceğiz...

Yazarın Önceki Yazıları