Trump sayesinde

25.08.2018 Cumartesi

"Trump ABD’si ile yaşadığımız kriz, bizi Avrupa’yla yakınlaştırıyor. Küresel anti-Trump rüzgârı bizi birleştirebilir."

Bu tespiti yapan, Ankara’da oldukça üst düzey bir yetkili. Onun ağzından hem bu gerçeğin, hem de bu yeni politikanın ortaya konması ise son derece önemli. Çünkü içinde bulunduğumuz güven bunalımını aşmanın yollarından biri de Avrupa ile kurulacak yeni bir köprü.

Kader birliği

Her şeyden önce bugün AB (Avrupa Birliği) ile kader birliği içindeyiz. Trump’ın bize karşı uyguladığı yaptırımlardan onlar da en az bizim kadar muzdarip. ABD Başkanı, en son, AB’den gelen otomobillere ek vergi koyacağını açıkladı. Açtığı ticaret savaşını gitgide agresifleştiriyor. Avrupa da karşı hamlelerle cevap veriyor.

Bu mücadele en somut olarak İran üzerinden görülüyor. Trump’ın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrasında AB ülkeleri Tahran’la ticarete devam etmenin yollarını arıyor. Tıpkı bizim gibi. İşte bu kader birliğimiz ve ortaya çıkan “dayanışma ağı” da Türkiye ile AB arasında yeni bir bağ kuruyor. Trump’ın aynı şekilde yaptırım uyguladığı Çin ve Rusya da kendiliğinden bu ağda yer alıyor.

***

AB ve Türkiye’nin birbirine duyduğu ihtiyaç en çok ekonomi cephesinde kendini gösteriyor. Her şeyden önce Türkiye’ye yabancı yatırımın yüzde 70’i buradan geliyor. İçeride 500 milyar dolara yakın Batı sermayesi var. En büyük ticaret ortağımız da Avrupa. Hürriyet’in kıdemli yazarı Taha Akyol’un sık sık vurguladığı gibi, “Bizim ithalatımız azalırsa, onların ihracatı azalır”. Dolayısıyla, Türk ekonomisinin krize girmesi, Avrupa ekonomisini de olumsuz etkiliyor. İyi performans göstermesi ise işlerine geliyor.

Türkiye’ye duydukları ihtiyacın 2. ayağı ise mülteciler. Ekonomik kriz Ankara’nın mülteciler konusundaki taahhütlerini yerine getirmesini zorlaştırır. Dahası, göçmenlerin buradan Avrupa ülkelerine yeniden akın etmesini tetikler.

***

Zaten tam da bu sebeplerle Avrupalı liderlerden peş peşe destek açıklamaları geliyor. AB Komisyonu Başkanı Juncker’in “AB stratejik ortaklığımıza bağlı kalmayı sürdürecek” açıklaması, Almanya, Fransa, İtalya’dan en üst düzeyden gelen güçlü destek... Hepsi bunun tezahürü. Aynı şekilde, Ankara’dan en üst düzeyden gelen “Bu durum AB ile ilişkilerimizi güçlendirecek” ve “Batı ittifakı temel eksenimiz olmaya devam edecek” beyanları da son derece önemli.

Yeni düzene uyum

Kısacası, iki taraf da bir şekilde yeni sisteme adapte olmanın yolunu bulmaya çalışıyor. ABD 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana tüm dünyayı uluslararası liberal ticaret rejimine fena halde alıştırdı. Şimdi korumacı ve tamamen kendi çıkarlarını dikkate alan politikalarla mevcut düzenden çekilen ve dengeleri altüst eden bir ABD var. Bu da ortaya yepyeni bir güç dengesi çıkarıyor. Rusya, Çin, Avrupa ve Türkiye’yi birbirine yaklaştırıyor. Türkiye ve AB için yepyeni bir zemin yaratıyor.

Ancak... Bu yolun açılması için Ankara’nın yeniden AB gündemine dönmesi, bunu somut adımlarla ortaya koyması gerek. Yeni bir reform haritası, özgürlüklerin genişletilmesi, hukuki temelin güçlendirilmesi... Böyle bir ortam yeniden yaratılmadan, bu köprünün kurulması mümkün değil.

***

Yani aslında gerçekten her şerden bir hayır çıkıyor. Ama gereken iradeyi ortaya koymadan bu hayır gerçekleşmiyor.

 

Yazarın Önceki Yazıları