“Anaokullarına diş sağlığı dersi konulmalı”

13.01.2018 Cumartesi

Diş hekimi Dr. Emek Külür “Türkiye’nin yüzde 86’sı diş fırçalamıyor. Diş sağlığı problemleri çığ gibi büyüyor. Bunları önlemek için daha çocukluktan diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması lazım” diyor...

Ağız ve diş sağlığımızın, genel sağlığımızı birçok açıdan etkilediğine dair araştırma sonuçları gün geçtikçe artıyor. Mesela diş çürüklerine ve diş eti hastalıklarına yol açan bakterilerin kalp krizi riskini artırdığını, böbrek dahil birçok organda sağlık sorunlarına yol açtığını artık biliyoruz. Peki önemini gittikçe daha iyi anladığımız ağız ve diş sağlığımızı ne kadar önemsiyoruz? Türkiye’nin ağız ve diş sağlığı profilini çıkarmak için araştırma yapan diş hekimi Emek Külür’e göre durum hiç de parlak değil. Röportajımızda Dr. Emek Külür ve İlkin Kavukcu Türkiye’ye getirdikleri özel bir diş fırçasını da anlattılar.  

- Ülkemizde ağız ve diş sağlığı ne kadar önemseniyor?

Emek Külür: Türkiye’nin ağız ve diş sağlığı profilini çıkarmak için 2015 yılında ülke genelinde… kişiyle bir araştırma yaptık. Sonuçlar hiç iç açıcı değildi. Örneğin insanların yüzde 86’sı diş fırçalamıyor. Dişlerini fırçalayan kişilerin yılda dört kere diş fırçasını değiştirmesi gerekirken, ülkemizde bir kişi diş fırçasını ortalama iki yıl kullanıyor.

-Çocuklarda durum nedir?

E. Külür: Türkiye’de çocukların yüzde 67’si, 14 yaşından sonra dişlerini fırçalamaya başlıyor: Avrupa’da ise yüzde 88’i, 5 yaşında fırçalamaya başlıyor. Doğal olarak bizim çocuklarımızda diş çürükleriyle çok daha fazla karşılaşıyoruz. 0-12 yaş çocukların ağız ve diş sağlığına bakıldığında, çürük oranı yüzde 83. Yaş arttıkça oran yüzde 90’lara kadar çıkıyor.

-Avrupa’da çocukların daha çok diş fırçalamasını nasıl sağlıyorlar?

E. Külür: İngiltere’de daha anaokulunda diş sağlığıyla ilgili ders var. Çünkü bir çocukta ana temelleri altı yaşına kadar atabiliyorsunuz. Bizde de anaokullarına diş sağlığı dersi konulmalı. Sadece alışkanlık kazanmaları için değil, aynı zamanda doğru diş fırçalamayı da öğrenmeleri gerekiyor. Mesela diş macunlarının bir mercimek tanesi kadar kullanılması gerektiğini, dişi fırçaladıktan sonra ağzın çok iyi çalkalanması gerektiğini çoğu kişi bilmiyor. Oysa bunu yapmadıklarında macunlardaki kimyasallar ciddi şekilde zarar veriyor. 

İlkin Kavukcu: Ben çocuklarımla şuanda İngiltere’de yaşıyorum. Orada anaokuluna gidiyorlar. Haftada 45 dakika çocukları sağlık konusunda, özellikle de diş sağlığı konusunda bilinçlendirdikleri bir müfredatları var. Günlük çalışma defterlerinde de dişlerini fırçalayıp fırçalamadıklarıyla ilgili bir kutucuk var. Dişlerini fırçaladıkları zaman kutucuğun içine tik atıyoruz.

-Çocukların kaytarmak istediği olmuyor mu?

İ. Kavukcu: Eskiden oluyordu ama artık bunun bizim evde bugün olsun, yarın olmasını yok. Tabii başlangıçta çocuklar için diş fırçalamayı eğlenceli hale getirmek hatta bazen oyuna dönüştürmek gerekiyor. Biz bunu bir aile aktivitesi haline getirdik. Çocuklarla birlikte ayna karşısına geçip, en iyi kim diş fırçalıyor yarışması yapıyoruz. En iyi fırçalayanı ödüllendiriyoruz. Böyle başlasa da zamanla günlük hayattaki olmazsa olmaz bir rutin olduğunu öğreniyorlar.

Emek Külür: “Diş macunu gerektirmeyen diş fırçası”

-Nano teknoloji ile üretilmiş bir diş fırçasını Türkiye ile tanıştırdınız. Nasıl çıktı bu fikir?

Kullandığımız kimyasalların vücudumuzdaki birikimi sonucunda kanser tırmandı. O nedenle herkes kimyasal içermeyen, doğal ürünler tercih etmeye başladı. İnsanlar diş macunlarındaki florür gibi kimyasallardan da çekiniyor. Bana en çok sorulan soru “Hangi diş macunu doğal, ne kullanabilirim?” oluyordu. Araştırırken karşıma, diş macunu kullanmadan dişleri temizleyebilen Misoka çıktı.

-Diş macunu hiç kullanılmıyor mu?

Hayır, diş macunu gerekmiyor. Japon’ların geliştirdikleri bu diş fırçasında, fırça kılları nano boyutta bir milyar mineral iyonla kaplı. Bunların içinde magnezyum, kalsiyum ve sodyum var. Fırçayı yarım bardak suyun içine batırdığınız zaman bu iyonlar aktive oluyor. Dişinizi fırçaladığınızda hem mekanik temizleme sağlıyorsunuz hem de dişin doğal ihtiyacı olan mineraller diş yüzeyine iletilmiş oluyor. Bunlar dişin doğal yapıtaşında olan mineraller ve dişin minesi kendi yapısını güçlendirmek için tükürükten bunları sürekli bağlamak istiyor. Hiç kimyasal yok ve ağzın her yerine ulaşabiliyor. Ama diş macunlarında olduğu gibi ağızda ferah bir tat bırakmıyor. 

Yazarın Önceki Yazıları