ARABESKİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ

13.04.2018 Cuma

Arabesk oldu olası tartışılagelen bir müzik, memleketimizde. Zaman zaman çok sert şekilde itham edilir, umutsuzluğa sevk etmekle suçlanır, hor görülür. Fakat benim kişisel gözlemim, yeri geldiğinde en burun bükenleri bile avucunun içine almasının an meselesi olduğu... ‘Hepimizde’ deyip kimseyi kızdırmak istemem, çoğumuzda bir arabesk damar var, bununla barışalım diyerek konuya geleyim. 

Devam etmekte olan İstanbul Film Festivali’nde Ertem Eğilmez’in arabesk kültürle eğlenen filmi ‘Arabesk’ 30’uncu yılı nedeniyle yeniden gösterildi. Aynı gece gösterim sonrasında festival müdavimleri Cahide Müzikhol’deki ‘Yüzde 100 Arabesk’ gecesinde en ‘damar’ şarkılarla eğlendi. Hafif kahırlı bir eğlenme biçimi evet, ama epeydir bir müziğe hep beraber bu kadar canı gönülden kendini kaptırmış, üstelik bu kadar farklı insanlardan oluşan bir kitle görmemiştim. Arabeskin birleştirici gücü değil de ne?

10 numara sahne hakimiyeti

Gecenin ev sahibi ve orkestrası, İstanbul Arabesque Project’ti. Kendileri rock alt yapılarla arabesk ruhunu birleştirmeyi en iyi bilen gruplardan. Şarkıya, geçtiğimiz ay İngiltere’den aramıza katılmış gibi yaklaşan bir solistle yorumladıkları parçayı, tanınmaz hale getirmiyorlar, işin hakkını veriyorlar. Bunda 10 numara sahne hakimiyetiyle, karizmatik solistleri Burcu Dinçer’in payı büyük. Bas gitar ve yine çok iyi vokaliyle ‘O Ses Türkiye’nin bir dönem favorilerinden olan Göktuğ Varyozdöken de cabası. 

Sahne genel olarak Yıldız Tilbe’den Ahmet Kaya’ya uzanan zengin bir repertuvara sahip bu dinamik ekibe emanetti, arada da konuklar gelip gidiyordu. Hem arabesk müziğin yıldız isimleri, hem de sürpriz oyuncular.

İlk gelen ‘Taht Kurmuşsun Kalbime’ ile Melisa Doğu oldu. Tavrıyla ve sesiyle o günlerin arabesk sahnelerinden fırlamış gibiydi. Ardından Umut Kurt, ki nasıl güçlü bir sesi varmış, bir ‘Kaç Kadeh Kırıldı’ söyledi, salonda yer yerinden oynadı.

Müjde Ar’ın ‘Arabesk’ filminde ağzında sakız, elinde tefle pavyonda söylediği çok matrak bir şarkı vardır, ‘Hadi Canım Şip Şak’, sonunda gazino patronu Uğur Yücel’den kartvizit gelir. Demet Evgar benzer bir kostümle aynı şarkıyı söyledi, müthişti. 

Tüdanya ve Gaga unutulmadı

Sonra, sıra geldi arabesk sahnelerinin asıl sahiplerinden Tüdanya’ya ve tabii ki ‘Seni Sevmeyen Ölsün’e; resmi rakamlara göre, bu şarkının olduğu kaset 2 milyon adet satmış, korsanları siz hesap edin. Onu, şarkılarını çok yakın zamanda kaybettiğimiz Yaşar Gaga için söyleyen Ayta Sözeri izledi ve Tüdanya gibi o da ancak ‘bis’ yaparak ayrılabildi sahneden. ‘Unutabilsem’ ve ‘Götür Beni Gittiğin Yere’nin nasıl bir koroyla bangır bangır söylendiğini anlatmak mümkün değil. 

Derken, bu müziğin kraliçesi olduğunu bir kez daha gördüğümüz Gülden Karaböcek çıktı sahneye. Tüllü şapkasıyla bir alem, şıkır şıkır sesiyle hâlâ gencecikti. ‘Dilek Taşı’ ve ‘Kırılsın Ellerim’i söyleyip gitti, ‘Sürünüyorum’ sırf onu dinlemeye gelmiş sevenlerinde ukde olarak kaldı.

Gecenin finali, oyunu olduğu için geç gelebilen Serkan Keskin’den ‘Tanrı İstemezse’ ve Umut Kurt’la söyledikleri ‘Ben de Özledim’le oldu. Kulağıma takılan parçalar, iki gündür benimle birlikte geziyor, henüz hayata küsmedim, aksine hep bir ağızdan şarkı söylemek iyi geldi, bunu da işte bu müzik yapabiliyor.

Yazarın Önceki Yazıları