Avrupa’nın seçimi yaklaşıyor...

Avrupa Birliği’nin en önemli 5 kurumu için başkanlık yarışı başlıyor. Söz konusu seçim maratonu, 23-26 Mayıs 2019 tarihleri arasındaki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleriyle başlayacak...

12.09.2018 Çarşamba Güncelleme : 12.09.2018-1:30 Çarşamba

Önümüzdeki yıl, Avrupa Birliği’nin (AB) en kritik ve önemli 5 kurumuna başkanlık etmek isteyen adaylar arasında amansız bir yarış söz konusu olacak. Bu yarış, 23 - 26 Mayıs 2019 tarihleri arasında yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleriyle birlikte başlayıp, Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği Konseyi, AB Dış Politika Yüksek Temsilciliği ve Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı ile devam edecek. 

Bundan 10 yıl öncesine kadar AP seçimleri sonrasında AB’nin önde gelen iki siyasi akımı olan Hıristiyan Demokratlar ile Sosyal Demokratlar, kendi aralarında görev paylaşımına gidiyordu.  Kimi zaman da Almanya, Fransa, İngiltere gibi ulkelerdeki siyasi dağılıma göre de Liberal Demokratlar ile Yesiller Partisi’ne de yer veriliyordu. Ancak 2014 yılındaki AP seçimlerinde   Avrupa Hıristiyan Demokratlar, tüm siyasi partilere Avrupa Komisyonu başkanının “Spitzenkandidaten” sistemiyle belirlenmesi prensibini benimsetti. 

Neyin nesi?

Peki bu sistem neyin nesi? Söz konusu sistemde, AP’de grubu bulunan siyasi partiler, AB genelinde aday olacak birer isim üzerinde uzlaşıyor. AP seçimlerinde en çok sandalyeye sahip siyasi partinin adayı da, doğal olarak Avrupa Komisyonu Başkanı seçiliyor. Bu sistem sayesinde Komisyon Başkanı, daha demokratik bir yöntemle belirlenmiş oluyor. 

Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu sisteme pek sıcak bakmazken, 2014 yılında AB’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durum yüzünden, Alman ve Avrupa medyasının da baskısıyla “kerhen” kabul etmek mecburiyetinde kaldı. Avrupa Hıristiyan Demokratlarının adayı Lüksemburg eski Başbakanı Jean-Claude Juncker de, bu sayede Komisyon Başkanı oldu. Ancak gerek Almanya gerekse de AB’nin diğer ağır toplarından Fransa, İspanya ve İtalya gibi ulkeler, “Spitzenkandidaten” sistemine halen pek sıcak bakmıyor. 

1999’dan bu yana Avrupa Komisyonu Başkanlığı görevini her zaman eski bir başbakan üstleniyor. 2019 yılında da geleneğin değişmemesi beklenebilir. Ancak an itibariyle “Spitzenkandidaten” olmak için göreve soyunan aday adayları arasında henüz Hıristiyan Demokratlar adına Finlandiya eski Başbakanı Alexander Stubb dışında ciddi bir adayın ismi geçmiyor. 

Fransa’nın talebi

Alman Hıristiyan Demokratlar adına aday olan AP Hıristiyan Demokratlar Grup Başkanı Martin Weber de, uzun süre Almanya Başbakanı Angela Merkel’den icazet bekledi. Koalisyon ortağı Hıristiyan Sosyalist parti mensubu Weber’e icazet veren Merkel, böylelikle koalisyon içerisinde gerginliğe neden olabilecek bir sorunu da ortadan kaldırmış oldu. Merkel, Alman ordusuyla bir türlü yıldızı barışmayan Ursula Von der Leyen ile Ekonomi Bakanı Peter Altmaier’in bu göreve talip olmalarına karşın, isimlerini ileri sürmek mecburiyetinde kalmadı. 

Avrupa Sosyal Demokratlar ise henüz aday belirleme surecine girmedi ancak kulislerde buna yönelik yakın zamanda çalışmalara başlanacağı dile getiriliyor. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi  Federica Mogherini, Sosyal Demokratlar adına hiçbir göreve aday olmadığını açıklayarak şimdiden “yarışta olmayacağını” belirtti. 

Liberal Demokratlar’da ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un adayı ön palana çıkıyor. AP’de halen bir türlü grup kuramayan Macron, Danimarka’da Ekonomi ve İçisleri bakanlıkları yapmı, halen de Avrupa Komisyonu’nun rekabetten sorumlu üyesi olan Margrethe Vestager’i destekliyor. Danimarka’da Sosyal Liberal RV partisi üyesi olan Vestager, AB’de Liberal Demokratların da desteğine sahip. Fransa da, aslen Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanlığı’nı talep ediyor ve Mario Draghi’nin yerine bir Fransız’ın adaylığını destekliyor. Paris’in adayı, François Villeroy de Galhau. Almanya ise Avrupa Komisyonu Başkanı’nın Alman veya Almanya’ya yakın bir isim olmasından yana. 

AP seçimlerinde aşırı sağ partilerin sergileyecekleri performans da AB kurumlarındaki görev dağılımı için belirleyici olacak. Son iki ayın kamuoyu araştırmalarına göre, Hıristiyan Demokratlar’ın AP seçimlerini önde bitirme ihtimalleri var.

ANKARA’NIN POLİTİKALARI İLE ÖRTÜŞEN SÖYLEMLER

AP seçimlerinde geleneksel siyasi partilerin söylemlerinin, yasadışı göç, güvenlik, terörle mücadele ve kuresel ticaret savaşı etrafında dönmesi bekleniyor. 

AB kurumlarının başına atanacak isimlerin politikalarını da bu dört eksen üzerinde geliştirmeleri bekleniyor. Bu çerçeveden bakılacak olursa, gerek yasadışı göçle mücadele çerçevesinde AB ile imzalanan 18 Mart mutabakatı gerekse de Türkiye’nin DAEŞ’le mücadele koalisyonunda yer alması, yabancı savaşçılarla mücadelesi ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna yönelik ihtiyaç, AB kurumlarının 2019’daki dört eksenli politikalarıyla örtüşüyor. 

Türkiye’nin, yakın bir zamanda ekonomi alanında Orta Vadeli Program’ının çerçevesini çizmesi, Reform Eylem Grubu’nun çalışmalarına hız vererek, başta temel hak ve özgürlükler olmak üzere reform çalışmalarını ivmelendirmesi, AP seçimleri sonrasında Türkiye ile AB’nin yollarının yeniden kesişmesini sağlayabilir. Böylelikle ilişkiler de kaldığı yerden, yavaşça ivmelenerek devam edebilir.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ