Bakan Canikli: ABD, YPG'ye 40-50 bin kişilik bir orduyu donatacak silah verdi

Milli Savunma Bakanı Canikli,"Müttefikimiz, dostumuz ABD, DEAŞ ile mücadele için arazide bu YPG terör örgütüyle şu anda birlikte, DEAŞ'a karşı birlikte, ortak çalışma yapıyor. DEAŞ'a karşı. Yaklaşık, bizim tespitlerimize göre 40-50 bin kişilik bir orduyu donatacak silah-mühimmat desteği sağladı ki DEAŞ için, DEAŞ'a karşı savaşsın diye. ABD bunu bu amaçla yapıyor, bunu biliyoruz ama o terör örgütünün de nihai hedefi Türkiye. DEAŞ bittiğinde, ki bitmek üzere, o silahların tamamı Türkiye'ye dönecek"dedi.

12.10.2017 Perşembe Güncelleme : 12.10.2017-18:33 Perşembe

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli Gürcistan'ın Batum kentinde Gürcistan Savunma ve Güvenlik Konferansında konuştu. Konferansın, "Varşova Zirvesi Sonrasında NATO: Dayanıklılık Yoluyla  Caydırıcılık Sağlama, Bunun Ortaklar Bakımından Yansıları" konulu oturumunda  konuşan Canikli, moderatörün Türkiye'nin güneydoğu sınırındaki terör olaylarını  hatırlatması üzerine, bölgenin karışık olduğunu, sıkıntıların yaşandığını  belirtti.

 NATO ittifakının son yüzyılda dünya barışının korunmasına yönelik  "muhteşem işler" yaptığını, özellikle soğuk savaş döneminde iki kutuplu dünyada  büyük bir çatışma olmadan bu sürecin tamamlanmasına büyük katkı sağladığını  belirten Bakan Canikli, "Dehşet dengesi üzerine kurulu bu sistemde NATO, Sovyet  bloğunun potansiyel muhtemel saldırılarının aktive olmasını engelledi. Çok güzel  iş yaptı gerçekten NATO." diye konuştu.Canikli, Türkiye'nin de söz konusu süreçte bir üyesi olarak NATO'ya  büyük katkı sağladığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

 "Soğuk savaşın bitiminden sonra tehdit çeşitlerinin artması, özellikle  tehdit sayısının ve çeşidinin artması NATO’nun etkinliği konusunda bazı  sıkıntıları beraberinde getirmeye başladı. Özellikle terör kaynaklı tehditlere  karşı NATO, soğuk savaş döneminde olduğu gibi net bir tavır koyma konusunda  belirsizlik dönemine girdi. Bununla şu yanlış anlaşılmasın, NATO hala dünya  barışının korunmasında en etkili organizasyonlardan bir tanesidir, tartışmasızdır  bu. NATO'nun daha etkin olabilmesi için, gerçekten dünya barışına daha büyük  oranda katkı sağlaması için, yeni dönemin ortaya çıkardığı, özellikle terör  tehdidiyle mücadele konusunda ortak bir felsefi altyapıyı, teorik altyapıyı ve  sonra uygulamayı hayata geçirmemiz gerekiyor."

 ŞOK OLDUK!

Canikli, yıl başı gecesi İstanbul’da bir gece kulübüne DEAŞ üyesi bir  terörist tarafından yapılan ve 39 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı  hatırlatarak, “Saldırıyı gerçekleştiren DEAŞ teröristi yakalandı, şimdi  yargılanıyor. Bu DEAŞ teröristine o gün saldırı emri veren, organize eden kişi o  gece İstanbul’da daha sonra, müttefikimiz, aynı zamanda NATO üyesi bir ülkeye  kaçıyor" dedi. Canikli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bütün belge, bilgilerle biz bunu istedik o müttefikimizden. Saldırıyı  yapanın ifadesi de var ayrıca. Çok net, tartışmasız hiçbir şey yok. Fakat önceki  gün bu kişiyi serbest bıraktı. Çok açık şekilde biz şok olduk yani. Buna benzer  başka olaylar da yaşandı. Bu noktada, terörle mücadele noktasında NATO daha fazla  ağırlığını ortaya koymalı, daha net kriter ve konseptleri tanımlamalı,  belirlemeli ve bunu hayata geçirmeli."

S-400 ALIMI

Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan gibi bazı sıkıntıları olan ülkelerin  kendi hassasiyetlerini, kaygılarını Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında daha  fazla dile getirebilecekleri bir yapının kurulmasının önemli olduğunu belirten  Bakan Canikli, şunları kaydetti: "Bir dağınıklık var şu an itibarıyla bakıldığında. Bu dağınıklığın  sonucu olarak bir NATO üyesi Türkiye, eski Sovyet blokunun süper gücü Rusya’dan  hava savunma sistemi satın alıyor, S-400'leri. Tabii ki sonuç itibarıyla hava  savunma sistemimiz geliştirmek anlamında yine Fransız, İtalyan ortaklığı EUROSAM  bünyesinde, esas onlarla görüşüyoruz, onlarla halledeceğiz. Ana hedeften ayrılma  gibi bir durum söz konusu değil ama normalde böyle bir ittifak yapısı içerisinde,  bu sorunun da yine bu çerçevede bu ittifak içinde halledilmesi gerekirdi  normalde."

 Avrupa Birliği ve NATO ittifakıTürkiye'nin Avrupa Birliği  üyeliği sürecine de işaret eden Canikli, "Ankara Antlaşması'na 50 yıl önce imza  atan nadir ülkelerden bir tanesiyiz. Yönümüzün nerede olduğunu tam göstermek için  söylüyorum." diye konuştu.

  Konuyla ilgili eleştirileri zaten görüşmelerinde muhataplarına  aktardıklarını bildiren Canikli, "Bizim gibi bu şekilde bekleyen başka bir ülke  de yok zaten. 50 yıl, ki bütün kriterleri biz yerine getirdik." dedi.   Bu durumları dağınıklığın ortaya çıkardığı sonuçlar olarak  nitelendiren Bakan Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Avrupa Birliği ile NATO arasındaki uyumun daha da güçlendirilmesi  gerekiyor. Çünkü teorik bazda aynı ilkeler, değerler. Her şey aynı ve görev  tanımlarının daha netleştirilmesi gerekiyor. Özellikle bu ittifaktan büyük  beklentileri olan ülkeleri de hayal kırıklığına uğratmamak gerekiyor her  anlamda."   Canikli, Türkiye'nin NATO ittifakının en ucunda, hattın en önündeki  ülke olduğunu belirterek, "Biz görevlerimizi yapmaya devam edeceğiz ama tabii ki  kendi ülke çıkarlarımızı, tehdit değerlendirmelerimizi elbette dikkate alacağız.  Keşke orada, o tehdit değerlendirmelerinde, hepsinde müttefiklerimizle yüzde 100  uyuşabilsek ve örtüşebilsek. Ama maalesef...O noktaya geleceğiz inanıyoruz. Ama  şu an itibarıyla o noktadan biraz farklı olduğumuzu da  üzülerek ifade etmek  istiyorum."  diye konuştu.

O SİLAHLARIN TAMAMI TÜRKİYE'YE DÖNECEK

 Bakan Canikli, terör örgütü DEAŞ'ın temizlenmesi için yapılan El Bab'a  yönelik operasyona değinerek, şöyle devam etti:      "Burada gerçek anlamda bir kafa karışıklığı var, kriterlerin,  konseptlerin, terörle mücadelede ilkelerin, soğuk savaş döneminde olduğu gibi  netleştirilmemesinden kaynaklanan bir sıkıntı var. Benzer bir durum DEAŞ terör  örgütü o bölgede, El Kadie büyük oranda şu anda Ortadoğu'ya, Suriye'ye gelmiş  durumda. El Nusra bütün hepimizin terör örgütü kabul ettiği, aynı şekilde  ağırlıklı olarak Türkiye'yi hedef alan PKK terör örgütü ki yine bütün yine  müttefiklerimiz tarafından da terör örgütü kabul edilen bir örgüt. Yine, PKK  terör örgütünün Suriye uzantısı YPG var, terör örgütü. Aynı terörist kaynaktan  besleniyor, PKK terör örgütü mensuplarını kullanıyor, aynı şekilde aynı yerden  kumanda ediliyor. Müttefikimiz, dostumuz ABD, DEAŞ ile mücadele için arazide bu  YPG terör örgütüyle şu anda birlikte, DEAŞ'a karşı birlikte, ortak çalışma  yapıyor. Yaklaşık, bizim tespitlerimize göre, 40-50 bin kişilik bir orduyu  donatacak silah-mühimmat desteği sağladı ki DEAŞ için, DEAŞ'a karşı savaşsın  diye. ABD bunu bu amaçla yapıyor, bunu biliyoruz ama o terör örgütünün de nihai  hedefi Türkiye. DEAŞ bittiğinde ki bitmek üzere, o silahların tamamı Türkiye'ye  dönecek."

  ABD'li dostlarıyla, müttefikleriyle bunu konuştuklarını, sürekli  istişare ettiklerini aktaran Canikli, şunları ifade etti: "Onlar bunun 'Türkiye için tehlike, tehdit olmayacağını' düşünüyorlar.  Bu silahların 'alınabileceğini' söylüyorlar ama biz ciddi kaygı duyuyoruz,  güvenliğimiz açısından çok ciddi kaygı duyuyoruz. Bu silahların bir bölümünü de  Türkiye'de şu anda kullanılan terörist faaliyetlerde ele geçiriyoruz. Burada şunu  anlatmaya çalışıyorum, elbette biz dostumuz, müttefikimiz ABD ile konuşmaya devam  edeceğiz. Bir şekilde bu meseleyi, birbirimizi anlayacağız, ondan yana problem  olmayacak. Ama soğuk savaş dönemindeki gibi çok net, muhteşem bir görev ifa etme  noktasında biraz sıkıntılar yaşıyoruz, o da değişen tehdit ve saldırı  konseptinden büyük oranda kaynaklanıyor. Buna uyum noktasında biraz sıkıntılar  var, NATO'nun bu yeni döneme uyum noktasında. Onu da birlikte oturup konuşacağız  ve çözeceğiz, çözmemiz de gerekiyor."

    

  

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ