BERGAMA’NIN DÖRT BİR YANI SAHNE

11.05.2018 Cuma

'Bergama'da tiyatro festivali başlıyor’ deyince bir kuşku görüyorum insanların gözlerinde... Kaç yıllık köklü festivaller hayatlarını sürdürmekte zorlanırken, yeni bir festival... Hem de Bergama’da. 

Ama daha ilki düzenlenen festivalin programına, yola çıkış amacına, hele hele başı çeken tiyatro insanı Eren Arıkan’ın söylediklerine bakınca, bu festivalin uzun ömürlü olacağına inancı pekişiyor insanın.

Hayat bulduğu topraklarla uyum içinde bir festival her şeyden önce... Festivalle ilgili kapsamlı bir yazısını Milliyet Sanat dergisinin mayıs sayısında bulabileceğiniz Bahar Çuhadar’dan öğreniyoruz ki, son dönemde hayatını Berlin’e taşıyan Eren Arıkan, anne tarafından Bergamalı. Aslen Bergama’lıyken Berlin’deki Pergamon Müzesi’ne taşınan Zeus Altarı gibi... O müzede sütuna dokunmaması için görevli tarafından uyarıldığında dilinin ucuna gelen “Ben bu eserlerin ait olduğu yerden geliyorum” cümlesi ve içindeki üzüntüyle beraber düşmüş aklına iki şehir arasında köprü kuracak bir festival fikri... 

Ve aslında bir emeklilik hayali gibi baktığı proje, Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’in sahiplenmesiyle hızla hayata geçmiş. Şimdi karşımızda 13 Mayıs akşamına kadar sürecek yoğun bir festival maratonu var. 

Program çok zengin

Bergama-Berlin, Asklepion, Müdahale ve Birlikte Yapalım bölümlerinden oluşuyor program... İlki, Almanya tiyatro sahnelerinde son dönemde öne çıkan ‘post-migrant’ tiyatro akımının örneklerine yer veriyor.      

Eczacılığın ve psikoterapinin doğuş yerlerinden olan Asklepion, antik tiyatrosunda Antik Yunan oyunlarının önemli örneklerini ağırlayacak. Bu yıl festivalin ağır toplarından Terzopoulos’un Attis Tiyatrosu ‘Ajax- the madness’ ile pazar akşamı kapanışı yapacak. Dasdas’ın ikinci sezonunu kapalı gişe tamamlayan oyunu ‘Joseph K.’ ise bu akşam antik tiyatroda seyirciyle buluşuyor. 

Program sahiden çok zengin, tek tek yazılacak gibi değil. Beni en çok etkileyenlerden biri, ‘Müdahale’ başlığı altında şehrin parklarının, meydanlarının, çay bahçelerinin sahneye dönüşmesi oldu. Misal, Almanya’dan gelen bir kadın meddahın; Neslihan Arol’un ‘Meddah Geldi Haaanım’ adlı oyununu, öğle saatlerinde tarihi çarşı Arasta’da ücretsiz oynayacak olması. Yine aynı çarşıda saat 15.30’da da BAM’ın ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’ini izleyecek olmamız. Tiyatronun sahiden kentle iç içe geçmesi.

Yetmezmiş gibi, “Biz sizin ayağınıza çok önemli sanat eserleri getirdik, size düşen gelip izlemek” diye yukarıdan bir yerden konuşmak yerine ‘Birlikte Yapalım’ bölümüyle Bergama’nın asırlık zanaatlarının da işin içine katılması. Festival boyunca zeytinyağlı sabun yapımı, oyun yazımı, parşömen üretimi, sepet yapımı, halı dokuma, oyunculuk ve hareket üzerine atölyeler düzenlenecek ve Bergamalılarla katılımcılar gerçek bir bilgi  kültür alışverişine girecek. Festival de zaten tam olarak bu demek değil mi? 

Yazarın Önceki Yazıları