‘Caretta carettalar’ın nesli tükenmez’

Öğrecilerden oluşan bir ekiple her sabah Belek’te 30 km’lik sahili tarayarak deniz kaplumbağalarını koruyor Dr. Ali Fuat Canbolat. Ona göre ‘caretta caretta’ların soyu tükenmez ama doğayı mahvettiğimiz için risk var. İnsanlık büyük tehlikede... Canbolat sorularımızı yanıtladı

10.09.2017 Pazar Güncelleme : 10.09.2017-2:30 Pazar

BETUYAP’ın anasponsoru olduğu, Mavi ve Orta Anadolu tarafından desteklenen “İndigo Turtles” projesi Ekolojik Araştırmalar Derneği’nin (EKAD) çalışmalarıyla nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağalarını koruma altına alıyor. Bu yıl 3 bin öğrenci tarafından başvuru yapılan kampı ziyaret ettik. Gördük ki bir deniz kaplumbağası için hayatın en zor safhasını belki de yumurtadan ilk çıktığı anla, denize ulaştığı ana kadar geçen kısa zaman dilimi oluşturuyor. Bu safhada, kaplumbağaların bir kısmı daha denize ulaşamadan yaşamlarını kaybediyor. Denize ulaşmayı başaranlar için ise çoğu denizde geçecek uzun bir hayat başlıyor. 

Türkiye’de deniz kaplumbağalarının en yoğun olduğu bölge olarak Dalyan’ı biliriz. Antalya deyince insanlar şaşırıyor.

Antalya’da deniz kaplumbağası mı var?” diyenler bile oluyor. Oysa Belek Türkiye’nin birinci Akdeniz en büyük ikinci yuvalama alanı. Bu yıl 2 bin 500 tane yuva vardı.

Nasıl bir döngüleri var?

Ergin kaplumbağalar, kumda 50 cm derinliğinde ve 20 cm çapında bir yuva açıyorlar. Tecrübeli bir kaplumbağa yarım saatte yuvayı açıp, yumurtayı bırakıp, tekrar yuvayı kapatıp denize dönebiliyor. 1 yıl içinde de ortalama 4 kez yumurtlamaya çıkıyor. Haziran- temmuz ayları yoğun olarak yuvalama zamanı. Kuluçka dönemi ise ortalama 45 gün. Ağustos ve eylül aylarında da yavrular yumurtalardan çıkıyor.

“Deniz kaplumbağalarını kendimizden koruyoruz"

Neden koruyoruz kaplumbağaları?

Aslında kendimizden, insanlardan koruyoruz. Kaplumbağaların yuvalama dönemi insanların plajları kullandığı dönemle aynı. Yuvaya zarar veren hayvanları ayak izlerinden ya da yumurtayı yeme şekillerinden anlıyoruz. Riski fazla olan bazı yuvaları kafeslerle koruyoruz. Bizim için hayvanlardan çok en büyük tehlike insan. Sahile kum almak için traktör ile girenler, şemsiyelerini yuvaların üzerine dikenler, otel inşaatları ve şezlongların dizilimi, balıkçı tekneleri gibi tehlikeler var.

Yani aslında hayatta kalmak için bize ihtiyaçları yok. Siz nasıl destek oluyorsunuz?

Evet kesinlikle bize ihtiyaçları yok. Bizim de zaten az bir desteğimiz oluyor. Ergin kaplumbağa yuvaladıktan sonra yuvasına tel kafesler ve orada yuva olduğunu gösteren çubuklar koyarak korumaya çalışıyoruz. Yavru çıkışı bittikten sonra açtığımız yuvalarda sıkışan kaplumbağalar varsa onları çıkarıyoruz. Bir tanesi takılı kalırsa altındakilerin hiçbiri çıkamıyor. Bazen de tilki yuvaları açıyor. Kuluçka dönemi bitmeden tilki tarafından açılan yuvalarda canlı kalan kaplumbağaların göbek kordonu düşmemiş oluyor. O kordon kılcal damarlar açısından çok zengin ve hemen koku üretip balıklara yem olmalarına sebep oluyor. O nedenle göbek kordonu düşmemiş kaplumbağaları kampa götürüp orada bekletiyoruz ve göbek kordonları düşünce tekrar denize bırakıyoruz. Zaten 1 hafta boyunca beslenme ihtiyacı hissetmiyorlar.

“Doğdukları bölgeye geri dönüp yumurta bırakıyorlar”

Korumazsak ne olur?

Aslında bir şey olmaz. Ben kaplumbağaların neslinin tükeneceğine inanmıyorum. 110 milyon yıldır yaşayan hayvanlar bunlar.Daha insanlar yokken kaplumbağalar vardı. Ne buzullar, ne küresel ısınmalar ne afetler atlattılar ve günümüze kadar geldiler. Ben bizi gömeceklerine inanıyorum. Sadece anlamamız gereken şu, bu kadar güçlü ve dayanıklı hayvanların bile nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsa düşünün doğaya nasıl bir zarar veriyoruz. Düşünün insanların başına neler gelecek. Burada bulunmamızın sebebi de bir anlamda doğayı koruma bilincini artırmak. Yoksa ben kaplumbağaların bir şekilde hayatlarına devam edeceğine inanıyorum.

Bebek kaplumbağalar kaç yıl sonra yumurtluyor?

Ortalama 15 yıl sonra. 65 yıla kadar da ömürleri var. Ergin olduktan sonra genelde doğduğu bölgeye dönerek yuvalama yapıyor. 

Bu sürede ne kadar uzaklaşabiliyorlar?

Bazı ergin kaplumbağalar oldukça uzaklara göç edebiliyor. Biz bu yıl bir hayvana uydu izleme cihazı taktık. 1 ay içerisinde Tunus’a gitti. Eğer bir ölüm vakası olmazsa muhtemelen 2 yıl içinde geri gelecektir. Bazıları da bu göçü yapmıyor Antalya Körfezi’nde kalıyor.

Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz, neler yapıyor gönüllüler?

Özellikle haziranın ortasından ağustosun sonuna kadar olan yoğun dönemde 40 kişilik bir ekip oluyoruz. 30 km’lik bir kumsalı her sabah tarıyoruz. Çok yoğun bir çalışma olduğundan gönüllü sayısına da çok ihtiyacımız oluyor. Sabah 4 civarında kalkıyorlar, 5-6 ekip halinde araçlarla araziye dağılımlarını yapıyoruz.

İş yoğunluğuna göre sabah 10.00 hatta 12.00’de kampa döndükleri bile oluyor. Veriler dosyalanıyor ve kahvaltı faslı başlıyor. Sonrasında temizlik ve son olarak hem arazi çalışması hem de kamp hayatıyla ilgili toplantı yapılıyor. Saat 2-3 itibariyla de serbest zaman. Hem teorik bilgiler veriliyor hem de arazide pratik çalışmaları yaptırılıyor, çok zor bir iş olmadığından da 1 hafta gibi kısa bir zamanda gönüllüler her şeyi öğreniyor. Burada 40 gönüllüyü 4 ay barındırmak inanın kolay değil. Bu anlamda BETUYAP’ın (Belek Turizm Yatırımcıları Birliği) bize verdiği lojistik destek çok çok önemli. Kamp alanımız da onlara ait. Böyle bir yer olmasa ben bu kadar insanı 4 ay burada tutamam. Mavi Jeans ve Orta Anadolu da 4 yıldır bize destek oluyor.

Gönüllü öğrencilerden kamp yorumları 

MEHMET CAN ERKBAY: İlk kez geçen yıl geldim hoşuma gitti ve bu sene de geldim. Belki üçüncü ve dördüncü sene de gelebilirim. Bu kamp bana mesleki bir tecrübe katıyor. Onun dışında insan ilişkilerim kuvvetleniyor, kendime olan güvenim artıyor.  Bir yandan da disipline oluyorum. Her sabah 4.30’da araziye gidip dönünce de kamp işlerine bakmak kolay değil. Yapılan iş ciddi bir iş ama bunu eğlenerek yapmayı bilirseniz hem eğleniyorsunuz hem işinizi yapıyorsunuz. 

BELGİN ŞAFAK ERCİYES: Kampta ikinci yılım. Burayı evimiz gibi hissediyorum, aile gibiyiz. Herkes birbirine destek oluyor. Ayrıca kaplumbağaları korumak en büyük motivasyonumuz. Bir kaplumbağ sağ salim denize ulaşınca çok mutlu oluyoruz, aramızda bağ oluşuyor hemen. Buraya gelmek isteyen arkadaşlar kolay bir iş olmadığını bilsinler. Zorlanacaklarını bilerek gelirlerse aynı zamanda çok eğleneceklerinden de eminim.

NAZLICAN TÜRKMEN: Burada o kadar çok tecrübe ediniyoruz ki geçen yıl 1 aylığına başvuru yapmıştım ama daha ikinci günden kamp süremi uzattım. Bu ikinci yılım. Ben uykuyu çok severim ona rağmen sabah 04.00’de kalkıyoruz  ve zor gelmiyor bana.  Tüm gün faaliyet içerisindeyiz, zaman nasıl geçiyor anlamıyoruz. Bizim bu kampta çalıştığımızı bilen kişiler caretta saldırı haberleri çıktığı zaman hep bizi arayıp ‘’İyi misin? Carettalar insanları ısırıyorlarmış, sizi de ısırdılar mı?’’ diye soruyorlar, çok gülüyoruz. Gün geçtikçe popülerleşiyor. Hem tatil yapıyoruz hem çalışıyoruz.

UĞUR KARAGÖZ: Bu kamptaki üçüncü senem. Bu kampın bizi bağlayan bir tarafı var. Güzel arkadaşlık ilişkileri kuruyoruz. Burada cep telefonu dışında hiçbir teknolojik alet kullanmıyorum.  Bir nevi teknoloji detoksu. Gündemi takip etmiyoruz, soyutlanıyoruz, kafamız rahatlıyor. Her gün çalışmıyoruz, izin günlerimiz de var. O günlerde daha uzak yerlere de gidip Antalya’yı gezebiliyoruz. 

 

 

 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ