Cem Yılmaz’dan bir arkadaşlık filmi

“G.O.R.A.”nın kahramanlarını yeniden bir araya getiren “Arif V 216”nın setini ziyaret ettik. Mekan 1960’ların İstanbul’u, ruh eski Türk filmlerinin ruhuydu

03.09.2017 Pazar Güncelleme : 03.09.2017-2:30 Pazar
Asu Maro / asu.maro@milliyet.com.tr
Beykoz Kundura Fabrikası’nın sahiline ‘60’lardan kalma onlarca otomobil sıralanmış. Işıklar ve kameralar olmasa, birden jilet gibi giyinmiş Ayhan Işık’la Sadri Alışık belirmese film seti olduğunu anlamayabilirsiniz. Ortalıkta bağırış, çağırış, gergin bir telaş yok. Kendileri diğer filmlerindeki gibi makara yapacak zaman bulamamaktan söz ediyor ama gördüğüm en güler yüzlü set diyebilirim, “Arif V 216”nınki için.

“G.O.R.A.”dan yıllar sonra yeniden Arif ile 216 olarak kamera karşısına geçen Cem Yılmaz ve Ozan Güven’le oturuyoruz. Aramıza Seda Bakan ve Zafer Algöz de katılıyor. Yıllar içinde Arif’in bir Türk erkeği olarak biraz kilo almasında sorun yok, ama Ozan Güven robot 216’yı 14 sene önceki kostümünün içine sokabilmek için altı kilo vermiş. Şimdi de tekrar Can Manay olmak için iki haftada onları geri alması gerekiyor. Can Manay bir numaralı espri konularından. “En yadırgadığım şey kostüm” diyor Güven: “Fi’de benim kostümüm yoktu. Tek kostümle bitirdim sezonu.” Ve tabii Cem Yılmaz alıyor lafı: “Bir insan soyunup hazır komutu duyar mı ya? Normalde giyinip hazır olman lazım.”

Tema da tanıdık

Filmin yayınlanan ilk teaser ’ından da bildiğimiz üzere, 216 insan olmak niyetiyle dünyaya dönüyor. Ama hep eski Türk filmlerini izlemiş ve insan deyince aklına Ediz Hun’lar, Filiz Akın’lar geliyor. “Aslında bir arkadaşlık filmi” diyor Cem Yılmaz: “Biz bilim kurguyla çok ilgilenmedik. ‘G.O.R.A.’da ‘Ulan robot diyorduk ama adam çıktın’ diye sarılıyorlardı vedalaşırken, oradan yola çıktık. Tema da tanıdık bir tema, Pinokyo öyküsü aslında, insan olmak isteyen Pinokyo.”

Kahramanlarımız zamanda yolculuk yapıp 1969’a gidiyorlar, filmle ilgili öğrenip de açıklayabildiklerimizden biri bu. Gelgelelim “1969’da İstanbul’da bir mahallede hırsızı kovalarlar” yazmak kolay da o mahalle nerede şimdi? Daha çok yakın planlarla, buldukları eski halini koruyan köşeleri kullanarak, bir de plato marifetiyle ‘60’ların ruhunu yakalamışlar.Cem Yılmaz: “İşte şakayla karışık, döneme ait bütün arabalar hakikaten burada, vintage kıyafetler bütün gözlükler, tokalar bizde. Birisi 60’larda film çekecek olsa gelip rica etmesi lazım.”

‘60’larda sürpriz üstüne sürpriz bekliyor kahramanlarımızı. Ozan Güven’in deyişiyle “Zeki Müren’den daha Zeki Müren” olmuş Çağlar Çorumlu tarafından canlandırılan Sanat Güneşi’miz var mesela, o yıllardaki kostümleri ve aslının tıpatıp aynısı eviyle. Sonra Ajda Pekkan var ki onu da Farah Zeynep Abdullah oynuyor. Ajda Pekkan ekiple toplantı yapmak isteyince “Yapmayın bu işi” demesinden korkmuşlar. Ama onlara kendi şapkasını getiren, kostümlerin, saçın, kirpiğin nasıl olacağını çizen bir Ajda Pekkan çıkmış karışlarına.

Kendisini oynayan Ediz Hun da canla başla yardımlarına koşanlardan. “Çok sürpriz bir motivasyon yarattı bizde” diye anlatıyor Yılmaz: “Bizim sinemacıların arasında büyük bir boşluk var. O altın çağ ile ‘90’lar ve 2000’lerin sinemacıları arasında beraber çalışmışlar çok az. ‘70’lerde çalışanlar sonra kontağı kapattı. Bir iki şanslı insan var; Zafer abim Kemal Sunal’la oynayabilmiş, Ozan, Şener Şen’le oynayabilmiş. Birbirine değen insanlar fark yaratıyorlar. O nedenle Ediz Hun’a sormamızın böyle bir anlamı var. Gözümüzü açtığımızda onları görüyoruz, bizi biz yapan şeyler, DNA’mızda var.”

“Şakasını yapmıyoruz”

Eski Türk filmi şakası yapmadıklarının özellikle altını çiziyor: “80’lerin sonlarında altın çağ geride kaldığı için onla bir eğlenme dönemi başlamıştı. Gerçek ilgililer, alay etmedikleri için oradan bir bilgiyle sıyrıldılar. Ben kendimi o kategoriye koyuyorum, biz alay etmedik. Mesela kör kız var, araba çarpar, gözü açılır. Kendisi yapıldı bu filmin. Şakası da ‘89’da yapıldı. Şimdi başka bir şey yapmak lazım. Bizim birbirimizi uyardığımız en belirgin nokta bu. Biz eski Türk filmi yapıyor olabiliriz, şakasını yapmıyoruz.”

Tam burada, filmin sürprizlerinden bir diğeri yanımıza geliyor; Sadri Alışık rolündeki Mert Fırat. Kerem Alışık’la karşılıklı bir sahneleri var, gözünü yaşartıyor insanın. Çekilirken sette ağlayanlar olmuş zaten. “Filmin meselesinde arkadaşlık varsa, Ayhan Işık ve Sadri Alışık’tan kaçamazsın” diyor Cem Yılmaz ve tam o sırada elmanın ikinci yarısı; Ayhan Işık da katılıyor aramıza, Şükrü Özyıldız’ın suretinde. Bu da setin ikinci şaka konusu; Ozan Güven kesinlikle kendisinin Ayhan Işık’a daha çok benzediği kanaatinde. “Neden ben oynamıyorum” diyor. Şükrü Özyıldız’ın babası küçükken onu “Ayhan Işık’ım benim” diye severmiş ama mühim değil.

Bir de esas kızımız var ki, adı Pembe Şeker ve Seda Bakan tarafından canlandırılmakta. Fakir bir mahallede, yaşayan kör bir kız. Bir gün Arif ile 216, bu fakir ama mutlu ailenin hayatına giriyor ve olaylar gelişiyor. 216 ile Pembe Şeker arasındaki aşk da olaylara dahil.

İsmindeki V’yi “ve” olarak okusak da “versus” olduğunu düşünüp Arif ile 216 arasında zıtlaşma doğmasını bekleyenler de haksız değil. “Hani arkadaşlık filmiydi?” diye soruyorum; cevap “Ayrılık da sevdaya dahil değil mi?” oluyor.

Uzay gemisi KML 3000

5 ocak’ta vizyona girecek filmdeki uzay gemisi, formunu “Pek Yakında” filmindeki retro oyuncaktan alıyor: “216’nın kendisi de oyuncak olduğu için, filmde de oyuncakla ilgili bir tema var, uzay gemisi de formunu o oyuncaktan aldı. Bununla ilgili çok komik bir eleştiri duydum, gerçekten çok acıklı; ‘Uzay gemisini iyi yapamamışlar, oyuncak gibi olmuş’ diyor. Rastlantıyla öyle olabilir mi o? Oğlum geldi sete, hiçbir şeye şaşırmıyor. Mesela Ozan abisi bizim komşu, beyaza da boyasan, kanat da taksan Ozan abi. Uzay gemisini gördü, ‘Baba ne zaman işi bitiyor, bunu eve götürelim’ dedi. Geminin adı da zaten KML 3000, kendi koydu.” 

Sürpriz şarkılar

Filmde bolca şarkı söyleniyor. Zeki Müren’in, Ajda Pekkan’ın o günlerde söylediği şarkılar 1960’lar sound’uyla aranje edilmiş halde söyleniyor. Arif de günümüzden ‘60’lara gitmiş bir karakter olarak bildiği  tabii bizim de bildiğimiz ama şimdilik sürpriz olarak kalması istenen bazı şarkılar söylüyor. Şarkıların aranjelerini İskender Paydaş’la yapıyor. 

3 bin yardımcı oyuncu 

150 kişilik bir teknik ekiple ve 3 bine yakın yardımcı oyuncu kadrosuyla tamamlanan  “Arif V 216”nın yönetmen koltuğunda, “G.O.R.A.”da yönetmen yardımcısı olan Kıvanç Baruönü oturuyor. İlk fimden bir Garavel (Özkan Uğur)  var karakter olarak, bir de facetime ekran görüntüsü olarak Ceku (Özge Özberk). Erşan Kuneri de bir şekilde aramıza katılacak artık ne şekilde olduğunu filmde göreceğiz. 
 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ