Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Her ikisinin de ibret alınacak hikayeleri var, ders çıkarmayı becerebilirsek.
Türk futbolunun asırlık çınarlarından Ankaragücü çıkar, hırs ve siyaset üçgeninde, çelik çomak çeviren yöneticilerin kurbanı olmuştu yakın geçmişte...
Hiç acımadılar. Umursamadılar. Arkalarına bile dönüp bakmadan çekip gittiler.
Para yoktu, futbolcu yoktu, umut yoktu, borç çoktu tarihi kulüpte.
Düşmeye gör. Önce Süper Lig’e, ardından 1. Lig’e vedası, sarı-lacivertli renklere gönül verenlerin yüreğine evlat acısı gibi çökmüştü.
Puan silmeler, UEFA’dan cezalar peşi sıra gelirken, bıraktıkları enkazdan bir gram vicdan azabı duymayanlara inat, yeniden yeşertti dallarını Ankaragücü...
Kökleri sağlamdı. Gövdesi en sert fırtınalara direnç gösterecek kadar dayanıklı, her güz vakti dökülen yaprakları baharda daha güçlü geri dönecek kadar sevdalıydı güneşe.
Ve en önemlisi, karda kışta takımlarını öksüz bırakmayan, deplasmana kelle koltukta koşarak giden, 19 Mayıs Stadı’nın tribünlerini her maçta dolduran, kalbi Ankaragücü için atan on binlerce taraftarı vardı yanında.
Kâbus gibi geçen 4 sezonun ardından adeta küllerinden doğuyor Ankaragücü.
Başta Mehmet Yiğiner ve yönetimine, sonra bu formanın ağırlığını taşıyabilen futbolcular ile teknik heyete, nihayetinde cefakâr Ankaragücü taraftarına sezon sonunda bir teşekkür borcu var gerçek başkentlilerin.
Bu arada aman dikkat! Geçmişte dönen dolaplar, kirli oyunlar yeniden sahnelenmesin. Kötü günlerinde bırakın yanında olmayı, Ankaragücü’nün yüzüne dahi bakmayanların bugün yeni hesaplar peşinde koşmalarına izin verilmesin. Siyasetin karanlık koridorları canlandırılmasın.
Neyse ki, Ankaragücü camiası artık dostunu, düşmanını iyi biliyor!

Haberin Devamı

Hani proje takımıydı?

Ankaragücü’nün mutlu öyküsünün kaleme alındığı aynı grupta, bir de hüzün yaşanıyor sessizce. İlgisizlik ve vurdumduymazlık, 1461 Trabzon’u uçurumun eşiğine getirmiş durumda.
Trabzonspor’un alt yapısı, futbolcu kaynağı, geleceğin proje takımı, bugün can çekişiyor. Son üç haftada alacağı puanlar 1461’in kaderini belirleyecek. Çok değil bir kaç yıl önce Süper Lig iddiası taşıyan, genç yetenekleriyle 1. ligde fırtına gibi esen takımdan eser yok şimdilerde.
Peki, kümede kalma mücadelesi veren 1461 Trabzon’u kimler getirdi bu hâle? Sürekli değişen hocalar mı? Üvey evlat muamelesi gören oyuncular mı? Yoksa bu takımı angarya sayan, geçmişi inkâr eden zihniyet mi?
Hani vizyondan, misyondan bahsedenler var ya... Geçin efendim, geçin. Unutmayalım, küçük hesapların bedeli her zaman ağırdır.
Günahı olanların çok da umursadıklarını sanmıyorum ama 1461 küme düşerse Ankaragücü gibi diriliş öyküsü yazabilecek ne gücü, ne imkanı, ne de taraftarı olacak yanında. Yazık!

Haberin Devamı

Mateu Lahoz ve yardımcıları!

Lyon-Beşiktaş maçının hakemi İspanyol Mateu Lahoz ülkesinin en değerli hakemlerinin başında geliyor. UEFA’nın da güvendiği isimler arasında.
Perşembe akşamı bizzat gördük; maç öncesi yaşanan olaylar, Fransız taraftarın ve Lyonlu oyuncuların baskısı vız geldi, tırıs gitti. Kararları yüzde 90 isabetli idi. Hani derler ya “çok iyi hakem” diye. Aynen öyle. Bize göre dört dörtlük bir yönetim oldu.
Yiğidi öldürüp hakkını verelim. Lahoz’un UEFA tarafından yüksek düzey riskli ilan edilen bu maçtaki başarısının arkasında, hiç kuşku yok ki yardımcılarının katkısı çok büyüktü. Özellikle çizgi hakemlerinin. İyi bir ekip oldukları kesin. Pek çok kritik pozisyonda oyuna müdahaleleri doğruydu.
Lahoz’un onlara olan güveni ve inancı olası hataları da önledi. Örneğin ikinci yarıda Rodriguez’in ofsayt bayrağı kalkmasa, İspanyol hakem penaltıya hükmedip Fabri’yi oyundan ihraç edebilirdi.
Demek istediğimiz hakemlik ekip işi... Birlikte çalışacaksın, birlikte düşünecek, birbirini iyi tanıyacak ve tamamlayacaksın. Çağdaş ve profesyonel hakem derken bir değil, üç kişiyi işaret ediyoruz. Başarı da başarısızlık da ekibin sorumluluğunda... Aksi takdirde bizde olduğu gibi iş kişiselleşir ve ekip ruhuna fatiha okunur.
Cüneyt Çakır’ın dünya ve Avrupa arenasındaki başarısının sırrı da bu... Bahattin Duran ve Tarık Ongun ile yıllardır beraberler. Yemeğe attıkları tuzun miktarını bile biliyorlar.
Lahoz ve yardımcılarının Lyon-Beşiktaş maçındaki performansları, Merkez Hakem Kurulu ile UEFA danışmanı Roberto Rosetti tarafından örnek alınmalı ve bizim hakemlere ders olarak gösterilmeli. Hepsi bir arada iken, hakeme de, yardımcıya da...
Bizde MHK’ler ekiplerle oynamayı, fantezi yapmayı severler ya. Dolayısıyla hakemler kadar, hakem yöneticilerinin de eğitime ihtiyacı olduğu aşikâr!

Haberin Devamı

Namoğlu gidecekse!..

Merkez Hakem Kurulu’nun UEFA danışmanı Roberto Rosetti ile sohbet ederken, konu sık değişen kurullara gelmişti. Selefi Jaap Uilenberg, 5 ayrı MHK ile çalışmıştı.
Rosetti bu duruma “Projelerin sağlıklı yürütülmesi için istikrar şart. Sonuç alabilmek için uzun süreli çalışmalısın” yorumu yapmıştı. O da kısa zamanda ikiyi gördü!
Sezonun bitmesine az bir süre kaldı. Kulislerde Yusuf Namoğlu MHK’sinin gidip gitmeyeceği konuşuluyor. Belki de son 7 hafta kaderlerini belirleyecek.
Bizim federasyon yönetimine naçizane önerimiz şu; “ Eğer MHK değişecekse, klasmanları yeni gelen kurul yapmalı. MHK gidecekse, hiç beklenmeden haziranda yenisi atanmalı.”
Namoğlu ve ekibi şikayet edip duruyor ya, “Bu klasmanları biz yapmadık” diye. Haklılar, masalarında buldular. Sıkıntıya düştüklerinde bu kozu kullanmaları doğal.
Her kurul çalışacağı ekibi kendi belirlemeli. Camianın iyiliği ve huzuru için bu şart.
Yok, Namoğlu devam edecekse, açıkçası merak ediyorum nasıl bir klasman yapacaklarını!