Çocuk ve Ergenlerde Sosyal Fobi

31.07.2018 Salı
ÇOCUKLARDA SOSYAL FOBİ...
 
Unutmayın, sürekli eleştirilen çocuk kendini yetersiz ve güvensiz hisseder!
 
Sosyal fobi tanısı alan çocuklar genelde çekingen, sessiz, ürkek, içine kapanık ve utangaç olarak nitelendirilirler. Toplum içine girmekten, bulunmaktan, izlenmekten ve dikkat odağı olmaktan aşırı derecede rahatsız olurlar. Arkadaşları ile oyun oynamakta ve oyun kurmakta güçlük çekerler. Okulda da yalnız çocuk olarak nitelendirilirler. Kendilerini ifade edemez, konuşurken göz göze gelmekten kaçınırlar. Topluluk önünde konuşmaktan ve diğer çocuklarla konuşurken rahatsız olur ve utanırlar. Grup oyunlarına girmek istemezler. Sınıf içinde sessiz kalır derse katılmaktan çekinir, parmak kaldırmaz, sesli okumaktan ve tahtaya kalkmaktan korkarlar. Başkalarının önünde yemek yemez, bir yabancı ile telefonda konuşmak, bir şeyler satın almak onlar için çok zordur. Bir grup içinde konuşurken ya da herhangi bir eylemde bulunurken aşırı sıkılır, yüzleri kızarır ve sesleri titrer. Ergenler bu tepkilerinin anlaşılmasından rahatsız olur konuşmalarının saçma değerlendirilmesi düşüncesi ile konuşmak istemezler. Genellikle sessiz ve uzak kalırlar.
 
Sosyal fobi çocuğun okul yaşamını olumsuz etkiler. Ergen ellerinin titreyeceği endişesi ile tahtaya yazı yazmaktan kaçınır öğretmeni ona soru soracak ve yanlış cevap vereceğim düşüncesi, gülünç duruma düşeceğim korkusu ile derse odaklanmakta güçlük çeker.Sunum yapmaktan aşırı korkar, yeteri derecede bilgisi olduğu halde tahtaya kalkmak istemez ve sözlü sınavlarda yoğun kaygı nedeniyle başarısı düşer.Sosyal fobisi olan ergen arkadaş toplantılarına gitmez.Arkadaşlıklarını sürdüremez. Hata yapmak ve gülünç duruma düşme korkusu ile sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Ve bu kaçınma davranışı onu yalnızlığa iter.
 
Arkadaşlarım beni sevmiyor, biliyorum onlar beni sevmeyecekler, benimle dalga geçiyorlar onların düşünceleridir genelde. Eleştirilmekten ve şaka yapılmasından aşırı derecede rahatsız olurlar. 
 
Sosyal fobi tanısı alan çocuklar kendilerini yalnız ve mutsuz hissederler. Özgüvenleri ise çok azdır.
 
Çocuklarda psikiyatrik bozukluk olarak sosyal fobi tanımı:
1.Sosyal ortamlarda, performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde ortaya çıkan belirgin yoğun aşırı korku çocuk burada aşağılanmaya utanmaya neden olacak şekilde davranmaktan korkar. Çocuklarda bu korku kendi yaşıtları arasında da yaşanmalıdır. Tanıdık kişilerle birlikteyken çocuk bu korkuyu yaşamaz.
 
2.Çocuk korkulan toplumsal durumla karşılaştığında anksiyetesi artar bu çocukta ağlama, donma, titreme, hızlı nefes alma şeklinde kendini gösterir.
 
3.Korkulan toplumsal durumdan çocuk kaçar ya da buna yoğun anksiyete ve sıkıntı ile katlanır.
 
4.Çocuk korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilemeyebilir. Ergen bunun farkındadır.
 
5.Çocuğun bu durumu onun günlük işlerini, akademik hayatını ve sosyal işlerinin işlevselliğini bozar.
 
Sosyal fobinin görünme nedenleri ve sıklığı:
Yapılan araştırmalar sosyal fobinin hem çevresel hem de belli ölçülerde kalıtımsal etkiler tarafından belirlendiğini göstermiştir. Sosyal fobi aile ve ikiz çalışmalarında sosyal fobisi olan bireylerin yakınlarında da sosyal fobi bulunma oranı %16,6 olarak bulunmuştur. İkiz çalışmalarda çevresel etkenler kontrol edildiğinde genetik etkenlerin rolü sosyal fobi için %30 bulunmuştur. 
 
Çocuk büyürken gözlenen Sosyal Fobi İşaretleri!
*Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde tanı alır ama belirtileri çocuklukta başlar.Çocuk 6 ay ile 3 yaş arası yabancılardan ve anne babadan ayrıldığı zaman kaygı geliştirir bu doğaldır. Bu kaçınma davranışı bir sosyal fobi olarak değerlendirilmemelidir. Çocuk ancak 4-5 yaş itibari ile çevresindeki bireyleri kendisinden ayrı bir sosyal birey olarak algılar, kendine has özellikleri belirir, çevresi ile etkileşimi artar ve utanma duygusu gelişir. 
 
*4-5 yaşında aile dışındaki sosyal ortamlarda aşırı utangaç sessiz kalan ve konuşmayan çocuklar seçici konuşmamazlık (selective mutism) tanısı alırlar. Bu çocukların tedavi edilmedikleri takdirde ileri dönemde sosyal fobi tanısı almaları yüksek olasılıktır. 
 
* 8 yaş itibari ile başkalarının kendisi hakkındaki düşünceleri onu rahatsız eder. Bu yaş itibari ile şaka kaldırmaz eleştiriye tahammül edemez. Arkadaşlarının kendisini sevmediğini düşünür. Ve 8 yaş civarında görülen kaygılı ve çekingen davranışlar tedavi edilmezse ileri ergenlik ve yetişkinlik döneminde sosyal fobi için kaçınılmaz bir risktir. 
 
*Yapılan araştırmalar tanıdık olmayan ortamlara, insanlara ve nesnelere aşırı korku duymanın ileri dönemde sosyal fobi için öncül olduğunu öne sürüyor.
 
Sosyal fobi oluşumunu destekleyen anne baba tutumları:
Erken çocukluk dönemindeki anne baba tutumlarının sosyal fobi gelişiminde etkisi büyüktür. Kişilik olarak çekingen ve utangaç yapıda olan bir çocuğun ailesinin olumsuz tutumları bu gelişimi destekler:
 
*Anne babanın utangaç, çekingen özellikler taşıması sosyal ortamlardan çekinmesi 
*Anne babanın çocuğunu sürekli azarlaması, cezalandırması
*Anne babanın kaba, baskıcı, saldırgan tutumlar göstermesi ve çocuğunu dövmesi
*Anne babanın çocuğunu koşullu sevmesi veya reddetmesi veya terk etmesi
*Anne babanın aşırı mükemmeliyetçi olması çocuğunu sürekli eleştirmesi yaptığı hiçbir işi beğenmemesi, cezalandırması
*Anne babanın çocuğun kişilik özelliği ile alay etmesi 
*Anne babanın çocuğunu aşağılaması
*Anne babanın çocuğunu başkaları ile sürekli karşılaştırması ve kıyaslaması
*Anne babanın çocuğunu yük olarak görmesi erken çocukluk döneminde anne ile çocuk arasında bağlanma bozukluğu yaşanmış olması.
 
Çocuğunuzun Sosyal Fobisi Olmasını İstemiyorsanız:
*Okul öncesi dönemden itibaren çocuğunuzla birlikte sosyal ortamlara girin. Bu ortamlarda ona model olun. Karşınızdaki kişi veya çocuğunuzla ile konuşurken göz teması kurun. Konuşmayı ilk siz başlatın.
*Okul öncesi eğitim almasını destekleyin.
*Ben yapamam düşüncesinin oluşmaması için bazı şeyleri başarmasına fırsat verin, vesile olun. Sık sık yaşına uygun olan görev ve sorumluluklar verin.
*Birçok konu hakkında kendi fikrini ifade etmesini sağlayın, ne düşündüğünü sorun ve söylediği şeylere önem verdiğinizi ona hissettirin.
*İyi yönlerini ve başarılarını takdir edin. Ve onu ödüllendirin.
*Sosyal ortamlara girmesini ve arkadaşlıklarını destekleyin evinize misafir çağırın.
*Çekingen, utangaç şeklinde kişiliğini eleştirmeyin. Ve başkalarının yanında onun çekingen ve utangaçlığından bahsetmeyin.
*Sosyal fobik çocuklar başkalarının kendileri hakkındaki düşüncelerini zaten olumsuz yorumladıkları için onları başkaları ne der diyerek, ayıp diyerek eğitmeyin.
*Mükemmeliyetçi olmayın, neden daha iyisi olmadı diye sormayın, unutmayın sürekli eleştirilen çocuk kendini yetersiz ve güvensiz hisseder.
*Kardeşleri ve arkadaşları ile onu kıyaslamayın. Ondan tamamen dışa dönük olmasını beklemeyin.
*Yaptığı her küçük sosyal adımı destekleyin.
*Okulda öğretmeninizden destek alın. Sevgi, şefkat ve sabırla; attığı her sosyal adımı destekleyin. Unutmayın zamana ihtiyacınız var.
 
Tedavi:
Erken yaşta başlayan sosyal fobi muhakkak tedavi edilmelidir. Tedavide özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemlerinden faydalanılır.
 
Toplumsal disiplin ve sosyal fobi
Aslında toplum olarak sosyal fobi gelişimini destekliyoruz. Korkuyu disiplin aracı olarak kullanan bir toplumuz. Çocuklarımızın hep itaatkâr, bizim dediklerimizi yapan bir birey olarak yetişmesini istiyoruz. Onların düşüncelerini sormuyor, onları küçümsüyor, ‘‘Sen sus, sen çocuksun’’ diyoruz. Onların birey olmalarına fırsat vermiyor, aşırı sevgi ve şefkatten her işlerini biz yapıyoruz. Unutmayalım onlar bizim çocuklarımız ve bize emanet yani bize ait değiller. Onları tüm kişilik özellikleriyle ayrı bir birey olarak düşünmeliyiz. Ayrı bir birey olmalarına, kendilerini ifade etmelerine, kendilerini gerçekleştirmelerine izin vermeli onların istek ve düşüncelerini önemsemeli, kişilik yapılarına uygun seçimlerde bulunmalarına vesile olmalı ille de bizim dediklerimizi kabul etmelerini beklememeliyiz. Çocuklara başarmaları için fırsat vermeliyiz. Bize düşüncelerini rahatlıkla söyleyebilmeliler. Ve biz de onları dinlemeliyiz. Belki bazen de yanlış yapmalarına göz yummalıyız. ‘’Ben sana söylemiştim’’ifadesini kullanmamalı, ‘’Bu tecrüben sana ne kazandırdı?’’ diye sormalıyız.