Çölyak hastalarına altın öneriler

İshal oldunuz, hızla kilo veriyorsunuz ve sürekli karnınız ağrıyor. Çölyak hastası olduğunuz aklınıza gelir mi? Hastalığın sıra dışı şikâyetlere ortaya çıktığında teşhisinin zaman alabildiğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Ertuğrul, çölyak hastalarına önemli uyarı ve önerilerde bulundu.

11.10.2018 Perşembe Güncelleme : 11.10.2018-10:28 Perşembe

Karın ağrısı, şişkinlik, saç dökülmesi, ciltte kızarıklık ve kilo alamamak gibi şikâyetlerle kendini belli eden çölyak hastalığı genellikle farklı rahatsızlıklarla karıştırılıyor. Türkiye’de ortalama 750 bin çölyak hastası var ve hastalığın oluşumunda genetik faktörler etkili… Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan gluten proteininden uzak durarak beslenmek ise çölyak hastalığının tek tedavisi olarak biliniyor. Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Ertuğrul, çölyakla ilgili merak edilenleri anlattı.

Başka hastalarla karıştırılıyor 

Çölyak hastalığı, yaşam boyu devam eden bir gıda alerjisidir. Vücudun verdiği tepki neticesinde 12 parmak bağırsak yapısı bozulur ve ince bağırsağın özellikle başlangıç kısmı normal yeteneğini kaybeder. Hastalık ishal, kilo kaybı, bulantı kusma, karında ağrı, iştahsızlık gibi şikâyetlerle seyredebilir. Fakat sıra dışı şikâyetlerle seyrederse bu durumda hasta değerlendirilirken çölyak hastalığı tanısı konulamayabilir. Anemi, kemik erimesi (osteoporoz), hipokalsemi (kandaki kalsiyum seviyesinin düşük olması), karaciğer enzim yüksekliği ve bazı nörolojik hastalıklarda bu durumları yapan neden olarak ayırıcı tanıda çölyak hastalığı da düşünülmelidir. Çölyak hastalığının tanısı hastanın şikâyetleri, muayene bulgusu, kan tetkikleri ve endoskopik olarak alınan biyopsi sonuçlarına göre konulur. Hastalık tanısını koyabilmek için hekimin bu hastalığı da düşünmesi, akla getirmesi gerekir. 

Glutensiz beslenmek yetmez 

Aslında çölyak hastalığı, teşhis edilene kadar bir hastalık, teşhis edildikten sonra bir yaşam biçimidir. Tedavisi diyetten glutenin mutlak olarak çıkarılmasından ibarettir. Bu dikkat gerektiren bir durumdur. Çünkü gluten içeren tahıllar bilinmektedir. Fakat ilgisi olmayan bir takım gıdalarda katkı maddeleri olarak gluten kullanılabildiğinden yanıltıcı olabilmektedir. Gıda teknolojisinde, ilaç ve kozmetik sektöründe koruyucu, koyulaştırıcı, yapıştırıcı, kıvam artırıcı, nem tutucu ve raf ömrünü uzatıcı özellikleriyle buğday unu sıklıkla tercih edilir. Bu yüzden diş macunundan konservelere kadar alınan her ürünün etiketine, içeriğine dikkat edilmelidir. Örneğin küp şekerde bile gluten olabileceği unutulmamalıdır. Kozmetik ürünler, kremler gluten içerikleri yönünden dikkatli kullanılmalıdır. Bu yüzden hasta diyet yaptım zanneder fakat gluten almaya devam eder. Çölyak hastası, çok iyi bir etiket okuyucusu olmalıdır. Etiketsiz gıda tüketiminde de çok dikkat etmelidir.

Küp şekerde de var, mektup zarfında da

Gluten içermeyen başlıca tahıllar mısır ve pirinçtir. Diyetteki ana tahıl grubunu bunlar oluşturur. Tüm sebzeler, tüm meyveler, tüm bakliyatlar, tüm katkısız yağlar, yumurta, bal, reçel, toz şeker, zeytin, et, balık, tavuk rahatlıkla tüketilebilir. Mısır, pirinç, patatesin hem kendileri hem de unları besin hazırlamada kullanılabilir.Buğday, arpa, çavdar ve yulaf katkılı hiçbir ürün alınmamalıdır. Salça, ketçap, un ilave edilen çorbalar, soslar, tarhana, hazır çorbalar, köfte harçları, sirke, çikolata, puding, sakız, mayonez, dondurma, bazı peynirler, tuzlu, soslu kuruyemişler gibi gıdaların bazılarında gluten bulunabilir. 

Ekmek kırıntıları sıçramamalı 

Kenarları yapışkanlı mektup zarflarında da gluten olduğundan yalanmamalıdır. Karton bardakların kenarlarındaki kıvrık kısımlarda da gluten vardır. Bu nedenle çölyak hastaları plastik veya köpük bardakları kullanabilir. Yemeklerin içeriği kadar mutfakta glutenle temas edilmemesi de çok önemlidir. Glutenle bulaşma olmamalıdır. Bu nedenle ekmek kırıntıları sıçramamalı, unlu gıdaların kızartıldığı yağda pişirilmemelidir. Unlu bir yemekte kullanılan aynı kaşık / bıçak yıkanmadan kullanılmamalıdır, aynı ızgarada iyice temizlenmeden pişirilmemelidir. Diğer aile bireyleri eğitilmeli, anlayışlı ve sabırlı olmalıdırlar. Bu kurallara kesinlikle uyulmalıdır. En ufak bir yanlışlığın veya kaçamağın nelere mal olabileceği unutulmamalıdır. Glutensiz diyetin en önemli noktası hastanın kendisini yönetmesidir. Yani evde ve dışarıda sağlıklı seçimler yapmaktır.