Cumhurbaşkanı Erdoğan: İlahi tokadı yediler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,"Güçlüyüz diyenler bir gecede ilahi tokadı yiyerek yerle yeksen oldular" dedi. 'Hollanda'da bizi sayımızı azaltmakla tehdit ediyorlar" diyen Erdoğan, "En az 5 çocuk yapın. Rahatsız olmuşlar. Senin vatandaşın değil mi; 3 de yapar 5 de yapar" ifadesini kullandı.

19.03.2017 Pazar Güncelleme : 19.03.2017-17:58 Pazar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu'nda konuşuyor. "Yaklaşık yarım asırdır gençlerimiz ilimle irfan alarak geleceğe hazırlanıyor" diyen Erdoğan'ın konuşmasınnı satır başları şöyle:  Ülkemizin en kasvetli döneminde baskının ve şiddetin sokaklarda kol gezdiği dönemde bu vakfı kuran büyüklerimiz, 'Ben varım' dediler ve yola öyle çıktılar. Gençlerimiz birbirini kırmasın diye bu iyilik hareketi başlattılar. Hamdolsun 44 yıldır İlim Yayma Vakfı vatanını imanla seven nesiller yetiştiriyor. Yarım asırdır gençlerimiz bu vakfı çatısı altında ilimle, irfanla, hikmetle yoğrularak geleceğe hazırlanıyor.

Bu çatının altında yetişmiş hiçbir genç vatanına, milletine kurşun sıkmadı. Vakfımıza gönül vermiş hiçbir kardeşim İslam düşmanlarına kapıkulu olmadı. Gözünü ve gönlünü Hakkın rızasını kilitleyince Rabbim önünü açıyor. Sadece güç ve tahakküm olduğunda ise FETÖ'nün düştüğü ihanet çukuruna yuvarlanmak kaçınılmaz hale gelir.

İLAHİ TOKADI YEDİLER...

Sinsice kurulan planlar bir gecede boşa çıkar. Biz yaparız diyenler bir gecede ilahi tokadı yiyerek, milletimizin o duruşuyla yerle yeksan oldular. Takiyye yaparak milletini kandıracaklarını zannedenlerin zelil durum herkesin malumu. Paraya, makama kul olanların nasıl yer ile yeksan olduğunu gördük.

Yarım asra yaklaşan birikimiyle İlim Yayma Vakfı, Türkiye'nin hafızasıdır. Özgürlük atmosferini yakalamak için ne bedeller ödendiğini çok iyi biliyorsunuz. 1970'li yıllarda bu ülkenin gençliğinin sağ-sol denilerek nasıl parçalandığının en yakın şahidisiniz. 1990'lı yıllarda bu ülke evlatlarının yüzlerine üniversite kapılarının nasıl kapatıldığını bizzat gördünüz. İmam hatip okullarının tehdit olarak görülüp kapılarına kilit vurulduğuna hep birlikte şahit olduk. Güvenlik güçlerinin Fatih'te, Sultanbeyli'de başörtülü avına çıktığı o utanç günlerini unutmadık, unutmayacağız. Demokrasinin askıda olduğu, özgürlüklerin rafa kaldırıldığı o kara günleri hep hatırlayacağız. 2002'den beri özgürlüklere, ekonomide, diplomaside yaşanan sessiz devrimin en yakın şahidi buradaki dostlarımızdır. Ekonomisi IMF komiserleri tarafından yönetilen bir ülke devraldık. 

DAHA İYİ GÜNLER VAR ÖNÜMÜZDE...

23,5 milyar dolar IMF borcumuzu sıfırladık. Bitti. Ondan sonra onlar bizden borç istedi. "5 milyar dolar bize borç verir misiniz?" dediler. "Veririz" dedik. Bu noktaya geldi. O dönemde 27,5 milyar dolar Merkez Bankası rezervi vardı, bu şimdi 120 milyar dolarlarda. Bütün mesele azimdir, inançtır; tabi ki işini bilmektir. Tüm mesele azimdir inançtır. Tabi ki işini de bilmektir. Karşımızda esnafın sifrahsız çalıştığı. Memurunun maaşını ödeyemeyen bir Türkiye... Eğitim sistemi çökmüş, sağlık sistemi gitmiş. Adalet sistemi alarm veren bir Türkiye. Ülkemizi işte bu vahim tablodan kurtararak Allah'a hamdolsun bu günlere geldik. Reformları hayata geçirdik. Vatandaşına tepeden bakan bir anlayış yerine ona hizmetkar olan bir anlayışı hakim kıldık.Kadınlarımızın, gençlerimizin önlerindeki engelleri her alanda kaldırdık. Bugün kızlarımız başörtüleriyle devlette, akademide, yargıda, silahlı kuvvetlerde serbestçe görev yapabiliyor. Daha iyi günler var önümüzde. 

İşte 16 Nisan aynı zamanda bunun kararının verileceği gündür. 16 Nisan bir kırılma günü. Hayır diyenlere bakıyoruz, bunlar 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne de hayır dediler, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne, Osman Gazi Köprüsü'ne, Marmaray'a da, Avrasya Tüneli'ne de hayır dediler. 18 Mart Çanakkale Köprüsü'ne de utanma olmasa hayır derler. Demek ki doğru yoldayız. Onlar bunlara hayır dediğine göre biz istikametteyiz. Bunlarda yalan bol, aldanan da çok. Onun için kararlı bir şekilde adım atacağız.
 

ALMANYA'YA SERT TEPKİ

Şu anda Avrupa'da, oralara giden bakan  arkadaşlarımızı, milletvekili arkadaşlarımızı konuşturmuyorlar. Niye? PKK'yı  konuşturuyor, FETÖ'cüleri konuşturuyor. Türkiye'den Barolar Birliği Başkanı,  oraya gidiyor, bu terör örgütünün uzantılarıyla beraber orada toplantılar  yapıyor. Kim bu? Barolar Birliği Başkanı. Sözde hukukçu, sözde profesör... Demek  ki istikamet üzereyiz. Kandil'deki hayır diyorsa, onlarla hareket edilir mi? İmralı'daki ülkemizdeki katiller değil mi? Bunlarla hareket etmek düşündürücü değil mi?  Son günlerde işte Avrupa'da yaşananlar.  Ülkemize ve davamıza karşı yürütülen mücadelenin yeni bir safhaya geçtiğini  gösteriyor. Şimdiye kadar maşalarıyla silah verdikleri, sırtını sıvazladıkları  terör örgütleriyle, bir dolara satın aldıkları ajanlarıyla bizi sıkıştırmaya  çalışanlar artık bizzat sahaya indiler. Kardeşlerim, maskeli balo sona erdi.

O KARARA AP'YE SERT TEPKİ...

Daily Sabah'ı Avrupa Parlamentosuna sokmak  istemeyenler var. Onun için önerge veriyorlar. Şimdi bunlar neyi getiriyor  biliyor musunuz, karşılığını getiriyor. Onlar burada milli, yerli olan bir  gazetemizi oraya sokmuyorsa, o zaman siz de bunun karşılığını Türkiye'de  göreceksiniz.

ESKİ TÜRKİYE'Yİ SÖMÜRENLER KAYBETTİ

Son 14 yılın kaybedenleri kimler? Bunun tespiti çok iyi yapmalıyız. Faiz düzeni üzerinden milletin ekmeğine, emeğine ortak olanlar kaybetti. Darbecilerin hazırladığı Anayasalar tarafından kollanan, korunan vesayet odakları kaybetti. Kürt kardeşlerimizin hayatlarını çukurla, hendekle karartan terör baronları kaybetti. Ekonomi çökmüş eski Türkiye'yi sömürenler kaybetti. Yıllardır bu ülkenin kıt kaynaklarını hortumlayanlar, son 14 yılın anlamını çok iyi biliyorlar. Tarihi kahramanlıklarla dolu bu milleti, gerici, makarnacı, göbeğini kaşıyan diye aşağılayanlar son 14 yılda yaşanan değişimin farkındalar. Yarım asırdır Avrupa kapılarında sığıntı gibi bekleyenler, son 14 yılın ve cumhurbaşkanlığı sisteminin ne demek olduğunun farkındalar.

TEK ADAM YANITI...

Bu saldırılarla ilk defa karşılaşmıyoruz. Suikast girişiminden, darbe girişimine birçok tehdide maruz kaldık. Bu zorlu yolculukta manşetlerle, iftiralarla çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Bildirilerin, kapatma davalarının bizi yıldırmasına izin vermedik. Şimdi birileri, 'Bu sistem parlamentoyu fesheden sistemdir'. Sıfatı avukat. Bunları anlamak mümkün değil. Ana muhalefetin başındaki zatın yalancılığına alıştık da, siz de aynı lafları etmeyin, güya okumuşsunuz. Cumhurbaşkanının fesih yetkisi yok. Bir diğer farklı konu, yalan üstüne yalanlar; biz bunlardan bıktık. Şimdiye kadar maşalarıyla silah verdikleri, sırtını sıvazladıkları terör örgütleriyle, 1 dolarlık ajanlarıyla bizi sıkıştırmaya çalışanlar bizzat sahaya indirler. Artık maskeli balo sona erdi. Diplomasiyi bir kenara bıraktılar. Güçlenen Türkiye'den duydukları rahatsızlığı saklamıyorlar. Yıllardır içlerinde biriktirdikleri nefreti, hıncı, televizyonlardan, gazetelerden kusuyorlar. Bunlar 16 Nisan'ın önemli ve kritik bir gün olduğunun farkındalar.

'GAZİ MUSTAFA KEMAL'E HAKARET EDİYORSUN'

Türkiye'nin yönetim sisteminin değil, yıllardır istismar ettikleri düzenin yıkılma tehlikesinde olduklarını çok iyi biliyorlar. İkide bir tek adam, o zaman Gazi Mustafa Kemal'e hakaret ediyorsun. İnönü'yle anlaşabildi mi, anlaşamadı. İnönü Cumhurbaşkanı oldu o da yine başbakanıyla anlaşamdı. Celal Bayar aynı şekilde. Ondan sonra dönem bitti ve çok başlı, yeni bir süreç başladı. O süreç de işte bize kadar geldi. Dertli olanlara baktığımızda Demirel, Özal, Erbakan, Türkeş, Yazıcıoğlu rahatsız. Biz Türk tipi cumhurbaşkanlığı sistemiyle geliyoruz. Onların aynısını yapmak zorunda değiliz. Tamamen yerli ve millidir.

HOLLAN'DA BİZİ SAYIMIZI AZALTMAKLA TEHDİT EDİYOR...

Hollanda'da bizi sayımızı azaltmakla tehdit ediyorlar. En az 5 çocuk yapın. Rahatsız olmuşlar. Senin vatandaşın değil mi; 3 de yapar 5 de yapar. Bütün mesele şuurlu bir yaklaşım gösterildiği zaman bunlar hortluyorlar. Utanmasalar yeniden gaz odalarını, toplama kamplarını gündeme getirecekler. Biz Srebrenitsa'yı unutabilir miyiz? İşte bu Hollanda zihniyeti budur. Faşist diyince rahatsız oluyorlar. 

"NAZİ UYGULAMASI YAPIYORSUN"

Merkel, sen şu anda Nazi uygulaması yapıyorsun. Orada yaşayan Türk kardeşlerime, oraya gelen bakanlarım, milletvekillerim. Bu siyaset ahlakına sığar mı? Senin görevin terörist örgütün destekçilerine sahip çıkmak değil, onları teslim etmektir. Bir terör ajanını bizden istiyor. Dedim ki, bizde yargı var, önce yargılanacak. Bana diyorsun ki, yargı bağımsız tarafsız diyorsun. Bizdeki yargı da bağımsız. Çıktı mahkemeye tutuklandı, şu anda içeride. Bizim dik durmamız lazım. 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ