Daha Uzun ve Daha Sağlıklı Bir Yaşam

Ortalıkta bir bilgi kirliliğidir gidiyor. “Şu meyve kansere iyi geliyor, bu sebze şekeri düşürüyor, paketlenmiş gıdalar kanser yapıyor, margarin kalp-damar hastalıklarına neden oluyor… “

Her gün buna benzer yüzlerce haber…

Hangisi doğru, hangisine, kime inanacağımızı şaştık!

İkinci dünya savaşından sonra silah ve savaş ekonomisinden astronomik karlar elde eden ‘küresel sermaye’ kendine yeni pazar ve yatırımlar ararken; yönünü ilaç ve gıda sektörü başta olmak üzere yeni alanlara çevirmiştir.

Bugün tüketmekte olduğumuz paketlenmiş ve hazır gıdalarla birlikte, yine bugün kullandığımız ilaçların büyük bir bölümü ikinci dünya savaşından sonra üretilmeye başlamış ve piyasaya çıkmıştır.

Haberin Devamı

Kısaca bugün tükettiğimiz hazır ve işlenmiş gıdaların neredeyse tamamı ve bugün kullanılan ilaçların büyük çoğunluğu ikinci dünya savaşından önce yoktu.

İnsanların alışkanlıklarını, özellikle yeme alışkanlıklarını ve damak tatlarını değiştirmek çok kolay değil ve bu nedenden dolayı da bu yeni ürünler piyasaya çıkar çıkmaz insanlar tarafından kapışılmadı, kabul görmedi, benimsenmedi;

İşte bu aşamada devreye bu global şirketlerin desteklediği, finanse ettiği reklam ve pazarlama şirketleri, bilim adamları, araştırma laboratuvarları, doktorlar hatta siyasetçiler girerek; insanların o güne kadar alışık olmadıkları bu ürünleri kullanması teşvik edildi, buna inandırıldı.

Böylece binlerce yıldır var olan metabolizmamızla uyumlu beslenme alışkanlıklarımız yavaş yavaş değişmeye ve vücudumuzun alışık olmadığı, metabolizmamızın tepki verdiği bir beslenme kültürüne geçmiş olduk.

Çok basit bir örnek:

Yüzyıl önce, yıllık kişi başı şeker tüketimi ortalama 3 kg düzeyinde iken bugün 50 kg’a yükselmiştir.

Bu durum binlerce yılda şekillenmiş metabolizmamızın alışkın olmadığı ve vücudumuzdaki hasarın diyabet olarak görüldüğü bir beslenme şeklidir. (Ülkemiz nüfusunun %16,5’i diyabet ve %30,8’i prediyabetlidir). Bu tablo “modern” denilen beslenme alışkanlıklarının yarattığı sonuçlardan sadece bir tanesi.

Belki birçok kişi uzun ve sağlıklı yaşamakla ilgili bu yazımda belki, her gün yüzlercesini okuduğunuz örneklerde olduğu gibi bir takım ‘mucizevi’ öneriler veya formüller vereceğimi zannederek okumuş olabilirsiniz, ama bir diyetisyen olarak size böyle bir mucizenin olmadığını; asıl mucizenin yaşam tarzımızı ve beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmekte yattığını hatırlatmak isterim.

Haberin Devamı

Sağlıklı ve uzun bir yaşam için neler yapabilirsiniz?

• Yüzyıl öncesinde olduğu gibi bir beslenme alışkanlığı: Paketlenmemiş, katkı maddesi kullanılmış ürünlerden uzak durup, olabildiğince doğal beslenmeye çalışmak.

• Düzenli spor yapamıyorsanız bile en azından düzenli yürüyüş yapmalısınız.
(Haftada en az 3 gün, 40 dakika, hızlı tempoda yürüyüş)

• Daha az hırs, daha az stresli bir yaşam.

Yukarıda belirttiğim gibi birçok meslektaşım maalesef her gün gazetelerde, televizyonlarda; “şu besin şekeri düşürüyor” gibi haber ve reklamlarla karşınıza çıkıyor. Bunların çoğu hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayan, bilimsel gerçekliği olmayan, ya da bahsedildiği gibi etkiler yaratmayan magazinsel haber ve reklamlardır.

Haberin Devamı

Bunları söylerken besinlerin hiçbir etkisi yoktur demiyorum ama söylendiği gibi nar suyu içmekle veya havuç yemekle bazı hastalıklar tedavi edilmiyor.

Özellikle şeker, kolesterol, kanser gibi hastalıklarda tıbbi tedavinin yanında gerçekten etkili özel beslenme ve diyet programları vardır ve bunlar gazete ve televizyonlarda verilen mucizevi formüller kadar basit diyet programları değildir.

Özel soru ve sorunlarınız için facebook: Eren Örmeci

Eren ÖRMECİ

Diyetisyen