Diziler feminist olur mu?

10.03.2018 Cumartesi
TÜSİAD, kısa bir zaman önce toplumsal cinsiyet eşitliği hareketine adını değiştirerek destek verdi. İşadamları ibaresini iş insanları olarak değiştirdi. Şimdi de ‘Dizilerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ projesini hayata geçiriyor. Diziler üzerine yaptıkları araştırmanın sonuçlarını da açıkladılar. Özetle, şöyle sonuçlar çıkmış. Dizilerde kadınlar daha çok duygusal hayatları ve ev yaşamlarıyla temsil ediliyor. İş hayatında erkek karakterler baskın. Dış görünüşleri, yaşları ve medeni durumları erkeklerden daha ön planda.

Bu sonuçlar kimseyi şaşırtmadı, çıplak gözle bile görünüyor. Peki ne yapılmalı? Dizilerde kadınları erkeklerle eşitlemenin yolu ne? Kadın karakterlerin tek meselesi, aşk ve evlilik. Bir erkeği elde etmek, öteki kadını saf dışı bırakmak. Erkek karakterler yalandan da olsa holdinge gidip dosyalara göz ucuyla bakıyorlar. Kadınlar bir tek asistan rolünde etkililer. Onun dışında, işe-güce giden yok. Jöne asistanlık yaparken aşık olan kadın karakterini bize Kore dizileri bulaştırdı, kurtulamıyoruz.

İDEALİ OLAN KADIN KARAKTER İZLESEK...

Senaryo yazılırken genelde kadın karakterler sadece genç, güzel ve şuna aşık diye tasarlanıyor. Bir mesleği, ideali ve toplumsal bir konuda duyarlılıkları pek dikkate alınmıyor. Seyirci onların saçı, makyajı, giysisi, mobilyası ve takısına odaklanıyor. Çok izlenen bir dizinin kadın karakteri, gazetede magazin dışında bir şeyler okusa, bir partiye üye olsa, toplumsal bir konuya hassasiyet gösterse eminim seyircileri de yönlendirebilir. “Ben bilim insanı olacağım, ya da şu mesleği yapacağım” gibi idealleri olan bir kadın karakter görsek fena mı olur?
Böyle idealleri olan bir kadınla da aşk hikayesi yapılabilir. Düşünüyorum da böyle bir kadın karakter aklıma gelmiyor. En kısa zamanda görmek dileğiyle...

HÜLYA AVŞAR'IN AMACI NE?

‘Bir Hülya Avşar Sohbeti’ programında konuk Mehmet Aslantuğ’du. Avşar, baba evinden çıkan kadın kendini güçlü erkeğin kollarına bırakıp ona sığınmalı, ev hanımı olup çocuklarını büyütmeli dedi. Aslantuğ da ders gibi yanıt verdi:  “…kadın evinde üretimden çekilip bütün istikbalini bir adamın vicdanına, aşkına, samimiyetine, günün sonunda bir gün aklının karışmasına, yanılgılarına bırakmamalı.”

Oyuncu, şarkıcı ve sunucu olan Avşar tam bir iş kadını. Kendi markasını ticarete aktardı. Türkiye’nin en güzel ve ünlü kadınlarından
biri olarak kendini zengin ve güçlü bir erkeğin kollarına bırakmadı. Kadınlara bunu tavsiye etmesi bence çok tuhaf. Ayrıca Türkiye gibi kadınların ezildiği, haksızlığa uğradığı bir ülkede söyledikleri, açlık çeken Afrika ülkesinde diyet programı yapmak gibi. Tepkiler üzerine, “Sözlerimin arkasındayım, beni beş yıl sonra anlarlar” dedi ama bence kendisi de sözlerinin nereye gittiğini
bir düşünmeli. Beş yıl çok geç olabilir.

ARAPLAR TÜRK DİZİSİ İZLEMESE NE OLUR?

Orta Doğu’nun en büyük kanallarından biri MBC, Türk dizilerini yayınlamama kararını açıkladı. ‘Vatanım Sensin’, ‘İçerde’, ‘Kiralık Aşk’ ve‘Muhteşem Yüzyıl’ gibi diziler yayınlanmayacak. Gerekçeler, Türk dizilerinin pahalı olması, yerli dizilerin önünü açmak vs. Fakat işin içinde Suudilerle yaşanan diplomatik problemlerin etkisi olduğu yorumları var. Ayrıca bizim dizilerin Arap toplumsal yapısına zarar verdiğini düşündüklerinden, yasak getirdiklerini de düşünenler var. En güçlü pazarı kaybettiğimiz için, sektörde üzüntüyle karşılandı bu yasak. Ama bence olumlu sonuçlar da doğurabilir. Sektör yüzünü Batı’ya çevirecek. Arap seyircinin beğenilerine göre davranmak yerine, Avrupa’ya, Latin Amerika’ya odaklanacak. Daha önce giremediğimiz pazarlara girebilme şansı da bulacak. Dünyada en çok dizi satan ikinci ülkeyiz ama bunda eski dizilerin payı çok. Son sezondakiler eskisi kadar rağbet görmüyordu. Batı’ya dönen yüzümüz belki kalitenin de artmasını sağlayacak. Orta vadede bence senaryolara, dizi sürelerine ve oyuncu seçimlerine etkilerini göreceğiz. Birçok konuda olduğu gibi bunda da yüzümüzü Batı’ya çevirmenin vakti çoktan gelmiş, geçiyordu zaten.

 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları