Ediz Sırapınar

Ediz Sırapınar

ediz.sirapinar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Lyon maçındaki olaylarla ilgili geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi... O gece karşılaşmanın yaklaşık bir saat geç başlamasına neden olan çirkinliğin, rezilliğin meydana geldiği tribüne en yakın isim olarak şunu söyleyebilirim; sayın başkanın anlattıklarının eksiği yok, fazlası var...
Öncelikle bu hadisenin Türk taraftarlarla yakından - uzaktan bir ilgisi bulunmamakta...
Her maçta iki takım taraftarı arasında yaşanan hafif elektriklenmenin dışında karşılaşmanın başlamasına yarım saat kala her şey normaldi aslında...
Bizim de ayıpladığımız bir iki ses bombası ve karşılıklı atışmaları bir kenara bırakırsak, stadın çoğu yerinde Fransızlar ve Türkler bir arada oturmaktan hiç de rahatsız görünmüyordu... Başkanın dediği gibi bu ortamı yaratan da Türkler’e kendi tribünlerinden bilet satan Lyon yönetimiydi...
Tam da bu esnada tribünlere yüzü kar maskeli 60-70 kişilik bir grup sopalarla daldı... Hiçbir zorlukla karşılaşmayan, ellerini kollarını sallaya sallaya sloganlarla içeri giren bu azınlık üzerinde Beşiktaş forması ya da elinde Türk bayrağı olan herkese vurmaya başladı... Ne olduğunu anlamayan taraftarlar doğal olarak eşini ve çocuğunu koruma içgüdüsüyle çıkış noktalarına doğru kaçıştı... Deyim yerindeyse faciaya ramak kaldı... O gece orada çok daha vahim tablolar yaşanabilirdi. Fransız polisinin uzun süre izlemekle yetindiği, girişlerine izin verdiği bu gözü dönmüş manyaklara Allah’tan Türk taraftarları zamanında karşılık verdi de çoluk-çocuğa zarar gelmedi...
Bu arada olaylarla uzaktan yakından ilgisi olmayan kale arkasındaki taraftarların sahaya neden girdiği de bir muamma! Kendileri adına herhangi bir tehdit bulunmamasına rağmen o tribünlerden atlamanın provokasyondan başka bir izahı yok...
Evet Fransız basınının bile “suçlu bizimkiler” diyerek Lyon taraftarını ayıpladığı bir ortamda biz de sus-pus olmayalım... İnanın o gün yaşananlar Vodafone Arena’da olsa Lyon’u sahaya çıkarmaya kimsenin gücü yetmezdi... En ağır faturayı da bize ödetirlerdi...
Bu yüzden UEFA yine kulağının üzerine yatmayı tercih edebilir... Her fırsatta medeniyet dersleri sunan Fransızlar için yine ödül sayılabilecek bir karar verebilir...
Bunun önüne geçmek bu saatten sonra hepimizin ortak görevi... Ayrımcılığa bu kez izin tanınmamalı... Artık Avrupalı’nın da yüzü kızarmalı... On ların da kendileri ile yüzleşme zamanı...