Ediz Sırapınar

Ediz Sırapınar

ediz.sirapinar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Can sıkan, yürek kabartan bir başlangıç yaptı Fenerbahçe... Haftalardır süren yanlışlar sanki katlanmış, sahadaki ne yaptığını bilmeyen 11 tur hayallerini bir anda çöpe atmıştı...
Daha 4. dakikada gelen Zenit golü savunmayı oturtamayan, futbol adına tek bir doğrusu olmayan temsilcimiz adına tehlike çanlarının erken çalmasına yol açıyordu... Uzun bir aradan sonra forma giyen Şener’in, Moses ile uyumsuzluğu, Alper’in tutukluğu, Topal-Jailson-Eljif’ten oluşan orta alanın durgunluğu, savunmada Dzyuba ile boğuşan Sadık’ın hemen her rakip hamlesinde düzenli ve sürekli olarak geç kalması turun çok da kolay olmayacağının kanıtıydı... Forvette Ayew hamlesi de fos çıkınca karamsarlık tavana vurmuştu...
Nitekim ev sahibi 37’de farkı ikiye çıkarttığında hepimiz “maç farka mı gidiyor” endişesine kapıldık... İlk iki golde de kademenin hiç olmaması, Hasan Ali’nin tüm pozisyonları iyi bir sinemasever gibi seyretmesi gerçekten düşündürücüydü...
Bu kadar olumsuz havaya rağmen devre biterken Mehmet Topal’ın olağanüstü golü Fenerbahçe’nin üzerindeki ölü toprağını bir anda attı... Üstüne bir de devre arası Alper-Tolgay değişikliği gelince karşımızda özgüveni yükselmiş, sahaya daha iyi yayılan, oyunun kontrolünü tamamen eline alan bir Fenerbahçe vardı artık... Tolgay’ın müthiş organizatörlüğünde topu iyi kullanan temsilcimiz işin üretkenlik kısmında sınıfta kaldı... Ve bir türlü önü kesilemeyen bireysel hatalarla rakibine zaman zaman net fırsatlar bıraktı... Bunlardan birinde Moses’in kaptırdığı topla kontraatak şansı bulan Zenit, Mehmet Topal’ın önündeki topu uzaklaştırmak yerine sahanın yıldızı Hernani’ye bırakmasıyla turu avuçlarımızın içinden aldı...
Elbette, bu maçın saygıyı hak eden, iyi niyetle ve enerjiyle oynayan, rakiplerinden çok kendi takım arkadaşlarının renksiz ve ruhsuz oyununa karşı direnen kahramanları da vardı... Kaleci Harun ve Tolgay... Fenerbahçe dün gece son dakikaya kadar tur umudunu taşıdıysa bu kaleci Harun’un elinden gelenin fazlasını yapmasından kaynaklandı... Harun, Zenit’e değil, resmen arkadaşlarına yenildi...
Fenerbahçe bu kadar kötü bir gecede maçı ve turu çeviremez miydi? Çevirirdi elbette... Ruhu, inancı, cesareti olsaydı... Ne yazık ki bunların hiçbiri bu takımda yok...